Ülkemizde hangi zenginlikler vardır

+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kısa Bilgi Bölümünden Ülkemizde hangi zenginlikler vardır ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Ziyaretçi

    Ülkemizde hangi zenginlikler vardır







  2. 2
    Gülcan
    Usta Üye





    Cevap: ülkemizde hangi tarihi zenginlikler vardır

    Apollonia (Kılınçlar)
    Apollonian Harabeleri, Kekova yolu üzerinde, Kaş'a 22 km uzaklıkta bulunan Kılıçlı Köyü'ndeki tepededir. Arabayla harabenin bulunduğu tepenin yakınında kadar gidilir ve buradan tepeye tırmanış başlar.

    İstanbul Arkeoloji Müzesi
    Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne bağlı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü, Sultanahmet Semti'ndeki Gülhane Parkı girişinin sağından Topkapı Sarayı Müzesi'ne çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerindedir.
    İstanbul Arkeoloji Müzeleri; Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere 3 müzeden oluşmaktadır.

    Efes Artemis Tapınağı
    İzmir Selçuk'ta, Efes (Ephesos) Antik Kenti'nin dünyanın 7 harikasından sayılan ünlü tapınağıdır. Astemision olarak da bilinir. Önce M.Ö. 560-550 yıllarında Lydia Kralı Kroisos tarafından İon düzeninde yaptırıldı. M.Ö. 356'da bir delinin yakması üzerine aynı büyüklükte ancak 3 m. yüksek olarak yeniden inşa edildi.
    55.10 x 115 m. boyutlarında mermer heykelleriyle de ünlü tapınak, Hellenistik Dönem tapınaklarının en büyüğüydü. M.Ö. 262'de Gotlar tarafından yıkıldıktan sonra onarılmadı.
    Bristish Museum adına 1869-1874'te J. T. Wood ve 1904-1905'te David G. Hogart'ın yaptığı kazılarda bulunan tapınak kalıntıları, İngiltere'ye götürüldü.

    Aspendos (Belkıs)
    Antalya'nın 48 km. doğusunda İlkçağ'da kurulmuş bir antik kenttir. En önemli yapısı tiyatrosudur. Bu tiyatro, sahnesiyle birlikte günümüze ulaşabilen Anadolu'daki Roma tiyatrolarının en sağlam örneğidir. 15.000 seyirci kapasitelidir. İmparator Antonius Pius döneminde (138-164) Zenon adlı bir mimar tarafından yapılmıştır.

    Aynalı Kavak Kasrı
    300 yıl boyunca Haliç Kıyılarını süsleyen ve günümüzde Aynalıkavak Kasrı adıyla tanınan yapı, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde "Ayanalıkavak Sarayı" ya da "Tersane Sarayı" olarak bilinen yapılar grubundan günümüze ulaşabilen tek örnektir.

    Edirne Bedesteni
    Çelebi Sultan Mehmet tarafından Eski Cami'ye (Cami-i Atik) gelir temini amacıyla yaptırılmıştır.

    Beylerbeyi Sarayı
    Bugünkü Beylerbeyi Sarayı, Sultan Abdülaziz tarafından II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayı yıktırılarak 1861-1865 yılları arasında, dönemin tanınmış mimarı Serkis Balyan’a yaptırılmıştır.
    Saray, genellikle yaz aylarında, özellikle de yabancı devlet başkalarının ağırlanmasında kullanılmıştır. Sırp Prensi, Karadağ Kralı, İran Şahı, Fransız İmparatoriçesi Eugenie bunlardan bazılarıdır. Sultan II. Abdülhamid de 1918 yılında, ömrünün son altı yılını geçirdiği bu sarayda ölmüştür.

    Valens V (Bozdoğan) Kemeri
    İstanbul Saraçhane'dedir. Yapımına I. Constantinus Dönemi'nde (306-337) başlanmış, 378'de İmparator Valens tarafından tamamlanmıştır.
    Alibeyköy'den gelen içme suyunu kente taşıyordu. İki sıra kemerden oluşmaktadır. Bir kilometre uzunlukta iken bugün 800 metrelik bir bölümü ayakta kalmıştır.

    Dolmabahçe Sarayı
    17. yüzyıla kadar Boğaziçi’nin koylarından biri olan bu yörenin; Altın Post'u aramaya çıkan Argonotların efsanevi gemisi Argos’un demirlediği, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi sırasında Haliç’e indirmek üzere gemilerini karaya çıkardığı yer olduğu ileri sürülür.
    Beşiktaş Sahil Sarayı, Sultan Abdülmecid Dönemi'nde (1839-1861) ahşap ve kullanışsız olduğu gerekçesiyle, 1843 yılından başlayarak yıktırılmış ve aynı yerde günümüze dek gelen Dolmabahçe Sarayı’nın temelleri atılmıştır. Yapımı, çevre duvarlarıyla birlikte 1856 yılında bitirilen Dolmabahçe Sarayı, 110.000 metrekareyi aşan bir alan üstüne kurulmuştur.
    Dönemin önde gelen Osmanlı mimarları Karabet ve Nikogos Balyan tarafından yapılan sarayın ana yapısı; Mabeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muayede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur.
    Mabeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yeralan Muayede Salonu’ysa; padişahın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır.

    3. Ahmet Kütüphanesi Çeşmesi
    Topkapı Sarayı'nın üçüncü avlusunda 3. Ahmet Kütüphanesi'nin kapısı önündedir. 1719 yılında 3. Ahmet tarafından yaptırılmıştır.

    Afrodisias
    Aydın'ın Karacasu İlçesi yakınlarında bir antik kenttir. Tanrıça Afrodit adına kurulmuştur. Tunç Çağı'ndan Bizans Dönemi'ne değin (M.Ö. 2800 - M.S. 220) büyük bir yerleşim merkeziydi. Arkeolojik kazılarda Afrodit tapınağı, odeon, stadium ve agorası, hamamları gün ışığına çıkarılmıştır.
    Afrodisias, İlkçağ'da önemli bir heykel yapım merkezi olarak tanınmıştır. Anadolu antik kentleri içinde Afrodisias'ın stadyumu iyi korunmuş stadyumlar arasındadır.

    Sultanahmet Meydan Çeşmesi
    İstanbul'da Topkapı Sarayı'nın birinci kapısı önündeki meydandadır. 3. Ahmet tarafından 1728-1729 yıllarında Kayserili Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır.
    Lale Devri'nin önemli yapıları arasındadır. 10 x 10 m. plan üzerine inşa edilmiştir. Her yüzünde birer çeşme, köşelerinde birer sebil bulunmaktadır. Mimarisi ve bezemeleriyle ünlüdür.

    Akdamar Kilisesi
    Van Gölü'ndeki Akdamar Adası'nda bulunan kilise, 915-921 yılları arasında yapıldı. Mimarı Keşiş Manuel'dir. Ermeni Kralı I. Gagik tarafından yaptırılmıştır. Dört kollu, haç biçiminde bir planı vardır. Taş işçiliği ve duvarlarındaki kabartma figürlerle Ermeni mimarlığının önemli yapıları arasındadır.

    Anavarza
    Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Caesarea ad Anabarsum olarak anılan yer, Adana İli Kozan İlçesi'nin 28 km. güneyindedir. Antik şehir duvarlarının hemen dışına kurulmuş küçük köyün ismi Dilekkaya'dır.

    Antik Gordion Yerleşimi
    Frigya Krallığı'nın başkentidir. Ünlü Gordion Şehri'nin kalıntıları; Ankara-Eskişehir Karayolu'nun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk Nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlı’nın 18 km. kuzeybatısındadır. (Ankara’dan 90 km.)
    Alman ve Amerikan kazıları süresince buradan çıkan ve çeşitli yayınlarda tanıtılan buluntular, bu yerleşimin tarihini Erken Bronz Çağı'na (M.Ö. 3000) kadar götürür.







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi