İslamda Kalp Kırmak...

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden İslamda Kalp Kırmak... ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Tenha2190
    Emekli
    Reklam

    İslamda Kalp Kırmak...

    Reklam



    İslamda Kalp Kırmak...

    Forum Alev
    islamda Kalp Kirmak.jpg


    İSLAMDA KALP KIRMAK:

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Kalb, Allahü teâlânın komşusudur. Allahü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Çünkü, asi olan komşuyu da korumak lazımdır. Sakınınız, sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur. Çünkü, Allahü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. İnsanların hepsi, Allahü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi dövülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik Maliki, sahibi olan efendinin şanını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlukları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. İzni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hatta, onun emrini yapmak olur. (C.3, m.45)

    Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin vasiyetnamesinin son satırı ise şöyledir:
    Hiç kimsenin kalbini incitmeyin.

    Yunus Emre diyor ki:
    Tevazu ile gelsin, kimde erlik var ise.
    Merdivenden iterler, yüksekten bakar ise.
    Kim ki yüksekte gezer, er geç yolundan azar
    Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.

    Aksakallı bir koca, hiç bilmez ki hal nice
    Boşa gitmesin hacca, bir gönül yıkar ise.
    Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı
    İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.

    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
    Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.

    Doğru yola gittinse, er eteğin tuttunsa,
    Bir tek hayır ettinse, biri bindir az değil.
    Yunus sözleri çatar, balını yağa katar,
    Çok kıymetli mal satar, cevherdir o, tuz değil

    Dini anlatırken nelere dikkat etmeli
    Sual: Dini konuları iyi bilen bir zat, rastgele önüne gelene, bir topluluk içinde, “Sen yanlış yapıyorsun, doğrusu şöyle” diyerek insanların kalbini kırıyor. “Sen kalb kırıyorsun” dediğimizde de, “Birisinin hatasını görüp de doğruyu söylemeyen kâfir olur” diyor. Bu zatın yaptığı doğru mudur? Dini bilgileri anlatırken nelere dikkat etmek gerekir?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Rabbinin yoluna hikmet ile, güzel öğütlerle çağır! Onlarla en güzel şekilde tartış!) [Nahl 125]
    Bildiğimiz iyi ve doğru şeyleri, bilmeyenlere, en güzel tarzda öğretmek gerekir. Çünkü ilmin zekatı, bilmeyenlere ilmi öğretmekle ödenir. Emr-i maruf ve nehy-i münker yapan, tavsiye ettiği iyi şeyleri kendi yapmalı, kötü olarak bildirdiği şeyleri kendisi işlememelidir! İşlerse sözü tesirli olmaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (İnsanlara iyiliği emreder de, kendinizi unutur musunuz!) [Bekara 44]

    Allahü teâlâ, İsa aleyhisselama, (Önce kendine nasihat et, eğer kendin bu nasihati tutarsan, kendin bunu yaparsan, başkalarına da söyle! Kendin yapmazsan benden utan) buyurdu. (Şir’a)

    O halde emr-i maruf yapan, ilmi ile âmil olmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İsra gecesinde, [Miraca çıktığım gece] ateşten makaslarla, dudakları kesilen insanlar gördüm. Kim olduklarını sordum. Onlar da, “İyiliği emreder, kendimiz yapmazdık. Kötülükten nehyeder; fakat kendimiz sakınmazdık” diye cevap verdiler.) [İbni Hibban]

    Bir kimsenin kusurunu, emr-i maruf için de olsa, herkesin önünde söylemek, uygun değildir. Aksine, kusurlarını gizlemek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Kim arkadaşının aybını örterse, Allahü teâlâ da kıyâmet günü, onun aybını örter. Kim de, müslüman arkadaşının aybını açığa vurursa, Allahü teâlâ da onun aybını açığa vurur. Hatta evinde bile onu rezil eder.) [İbni Mace]

    Birisine nasihat eder gibi konuşursak, yaptığının yanlış olduğunu bildirirsek, karşımızdakine, (Sen cahilsin, sen bu hususları bilmezsin) demiş oluruz. Böylece karşımızdakini üzmüş, kalbini kırmış oluruz. Genelde kendini beğenen, kibirli olan kalb kırar.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Hiçbir insanın kalbini incitmemelidir! Kalb kırmaktan pek sakınınız! Allahü teâlâyı en ziyade inciten, küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günah yoktur.
    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi yetmiş kere yıkmaktan daha günahtır.) [R.Nasıhin]

    (İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.) [İ.Ahlakı]
    (Mümin Kâbe’den üstündür.) [İbni Mace]
    (Emr-i maruf ve nehy-i münkeri, ancak, rıfk ve hilm sahibi fakihler yapar.) [İ.Gazali]

    İyiliği tavsiye için üç şart lazımdır: İlim, Akıl ve İhlas.
    1- İlim sahibi olmalıdır. Anlatacağı iyiliğin iyi, kötülüğün kötü olduğuna dair muteber kitaplardan delili bulunmalıdır! Sabretmesini bilmelidir! İlmi noksan olan, tebliğ edeceğini kendisi bilmeyen ve kendi tatbik etmeyen, başkalarına doğruyu nasıl öğretebilir? Tecrübesi de yoksa, birçok yanlışlıklar yapar. Fayda yerine zarar verir.

    2- Akıl sahibi olmalıdır. Bir kimsenin aklı az ise, nakli anlamakta aciz ise, ilmi de noksan olur. Ahmak, hizmet ediyorum diye uygunsuz işler yapar. İlm-i siyaseti bilmeyen, yumuşak söylemeyen, insanları idare etme sanatından uzak olan kimse de, fitneye sebep olur. Rıfk ile konuşmalıdır. Akıllı kimse, rıfk ile konuşur. Rıfk yumuşaklık demektir. Katılığın tersidir. Sert ve kaba konuşan, fitneye sebep olur. Hilm ile tatlılıkla söylemeli, şefkatle muamele etmelidir.

    3- İhlaslı olmalıdır! İhlas yoksa, yaptığı işleri sırf Allah rızası için yapmıyorsa, dünya menfaatleri için yapıyorsa, o işin hayrı olmaz.
    “Birisinin hatasını görüp de söylemeyen kâfir olur” sözü yanlıştır. İlim sahibi birine, biri, lüzumlu dini bir sual sorsa, o da bunu bildiği halde, hiçbir mazeret yokken gizlerse, işte o zaman günah işlemiş olur. (Hatasını gördüğümüz herkese, doğrusunu bildirmek gerekir) diye bir şey yoktur.

    İslamiyet’i doğru duymak insanların hakkıdır
    Sual: Hep yumuşak hareket edilmesini bildiriyorsunuz. Neden hakkı mertçe ve sertçe söylemekten çekiniyorsunuz?
    CEVAP
    Biz hakkı, doğruyu olduğu gibi yazıyoruz. Şu veya bu şahısla ne işimiz vardır ne de alıp veremediğimiz. Ne bir menfaat beklentimiz, ne de bir mevki makam isteğimiz vardır. Ancak İslamiyet’i insanlara doğru olarak bildirmek lazım. Din ne sizin ne de bizim tekelimiz altındadır. Sizin ve bizim görüşümüzün de ne kıymeti vardır ne de dinde yeri vardır. Din adına dinin dışına çıkmamalı, fitne çıkarmamalı, mezhepsizlik yapmamalıdır. Edille-i şeriyyeye göre İslamiyet’i anlatmak lazım. Bu insanların hakkıdır. Hem de en tabii hakkıdır. Bunu yapmak, doğru yapmak Müslümanlık vazifesidir. Yanlış anlatanlar, aklına göre anlatanlar yarın hesabını veremiyecekleri gibi çok acı azaplara duçar olacaklardır.

    Kendimiz tam yapamasak bile, biz doğruları söylemeye devam edeceğiz, ama iyilikle, yumuşaklıkla. Biz, önüne gelene çatan, aslında kendi akıllarından başkalarınınkini beğenmeyen, fitne çıkaran, idareye baş kaldırtan mezhepsizlerden değiliz. Maksadımız, Allahü teâlânın kullarına hizmet olup, onların İslamiyet’i doğru öğrenmelerine, hidayete ermelerine vesile olmaktır.
    Allahü teâlâ yumuşak olmayı emretmektedir:
    (Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle davet et, onlarla en güzel şekilde tartış!) [Nahl 125]

    ([Ey Resulüm] etrafındakilere yumuşak davranman, Allahü teâlânın sana bir kerem ve rahmetidir. Eğer kötü huylu olup, sert davransaydın hepsi dağılıp giderlerdi.) [Âl-i imran159]

    Bir vaiz, zalim sultan karşısında doğruyu söylemek en büyük cihad diye, Halife Memun’a, sert sözlerle nasihat vermeye başladı. Halife, (Ey vaiz, Allahü teâlâ, senden iyisini, benden kötüsüne gönderdiği halde, o, yumuşak konuştu) dedi. Vaiz, (Benden iyi ve senden kötü olan kimdir?) dedi. Halife, (Benden kötü olan Firavun’dur, senden iyi olan da Musa aleyhisselamdır) dedi. Allahü teâlâ da, Hz. Musa’ya, Firavun’la konuşurken yumuşak konuşmasını emretmiştir. (Tâhâ 44)
    Ahirette Firavun, (Bana sert hareket edildiği için, kabul edemedim) diyemiyecektir.

    Rıfk yumuşaklık demektir. Katılığın, kabalığın tersidir. Rıfk, mülayimlik, naziklik, yavaşlılık, tatlılık, güzellik, acımak, iyilik etmek, kısaca İslamiyet’e uymaktır. Yumuşak yerine sert ve kaba konuşan, fitneye sebep olur. Her zaman yumuşak davranmaya çalışmalı, sertlikten kaçmalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Rıfk, hikmetin başıdır.) [Haraiti]
    (Rıfk ile bereket hasıl olur.) [Taberani]

    (Rıfkı olmayanın hayrı yoktur.) [Müslim]
    (Allahü teâlâ refiktir her işte rıfkı sever.) [Buhari]

    (Rıfk, insana ziynet verir, kusurlarını giderir.) [İbni Hibban]
    (Emr-i marufu ancak rıfk sahibi fakihler yapar.) [İ.Gazali]

    (Rıfktan mahrum olan bütün hayırlardan mahrum olur.) [Müslim]
    (Uygun sual sormak ilmin yarısı, rıfk, geçinmenin yarısıdır.) [Askeri]

    (Rıfk sahibi olan, dünya ve ahiret iyiliklerine kavuşur.) [Tirmizi]
    (İnsanlara kolaylık ve rıfk gösteren mümin, Cehenneme girmez.) [Tirmizi]
    (Mümin öyle yumuşaktır ki, yumuşaklığından dolayı ahmak sanılır.) [Beyheki]

    (Hilm [rıfk] sahibi, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan kimsenin derecesine kavuşur.) [Mekt.Masumiyye]

    (Allahü teâlâ, hilmi sever.) [Taberani]
    (Hilm sahibi olmak Peygamberlerin sünnetidir.) [Beyheki]




  2. 2
    Tenha2190
    Emekli

    --->: İslamda Kalp Kırmak...

    Reklam



    KALP KIRMAK ALLAH 'Ü TEALA'YI İNCİTMEKTİR


    Kalb yani gönül, mahlûkların en üstünü, en şereflisidir. insan, insanın dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi,
    kalb de, insanda bulunan her şeyi kendinde topladığı için çok kıymetlidir.
    Kendinde çok şey bulunan, ALLAH ü teâlâya her şeyden dahâ yakındır.

    Bu sebeple, küfürden sonra en büyük günah, kalb kırmaktır. Kâfirin dahi kalbini kırmamalıdır. Salih bir Müslümanın korkusu, bir başkasının kalbini kırmak, onu incitmektir. Dinini bilen ve bildiklerine uygun hareket eden sâlih bir Müslüman,
    ölü gibidir, hiç kimsenin kalbini kırmaz, incitmez. Zira bir ölünün,
    diri ile kavga ettiği hiç görülmemiştir. Nizâmeddîn Evliyâ hazretleri;

    “Kalb kırmak, ALLAH ü teâlânın lütfunu incitmektir. Neye uğrarsa uğrasın,
    sâlih kimse, aslâ kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. insanların kabahatlerini açıklamamalıdır” buyurmuştur.

    Bir kalbi kırmak, senelerce ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp ***ürür.
    islâmiyet öyle bir dindir ki, kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır.
    Nerde kaldı ki, ALLAH ü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan, ALLAH diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir mü’minin kalbini kırmak,
    çok büyük günahtır, harâmdır.

    70 defa Kâbe’yi yıkmak!
    Peygamber efendimiz; mübârek elleri ile Kâbe’yi göstererek;
    (Ey Kâbe, sen ALLAH ın evisin. Sen mübâreksin fakat bir Müslüman,
    bir mü’minin kalbini kırsa 70 defa seni yıkmaktan daha büyük
    günaha girer) buyuruyor.

    Peygamber efendimiz, eshab-ı kirama hitaben böyle buyuruyor.
    Bir mü’min, bir mü’minin kalbini kırsa, 70 defa Kâbe’yi yıkmaktan
    beter günaha girmektedir. Müslüman olarak hepimizin bunları okumamız, öğrenmemiz ve ona göre hareket etmemiz lazımdır.
    Din büyükleri buyuruyor ki:

    “Her günâh, îmânı tehlikeye sokmaya sebep olabilir ama şu üç günâhın
    tesiri daha kuvvetlidir:

    1- imân nimetine şükretmemek.
    2- imânın gitmesinden korkmamak.
    3- Mü’minleri incitmek, kalblerini kırmak. Hadis-i şerifte;
    (Kalb kırmak, Kâbe’yi yetmiş defa yıkmaktan daha kötüdür) buyurulmuştur. iyi olsun, kötü olsun hiçbir insanın kalbini incitmemelidir.
    ALLAH ü teâlâyı en çok inciten, küfürden, inkârdan sonra,
    kalb kırmak gibi büyük bir günah yoktur.”

    imâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

    “Kalb, ALLAH ü teâlânın komşusudur. ALLAH ü teâlâya kalbin yakın olduğu kadar
    hiçbir şey yakın değildir. Mü’min olsun, âsî olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. çünkü, âsî olan komşuyu da korumak lâzımdır. Sakınınız,
    sakınınız, kalb kırmaktan pek sakınınız! ALLAH ü teâlâyı en ziyâde inciten küfürden sonra, kalb kırmak gibi büyük günâh yoktur. çünkü, ALLAH ü teâlâya ulaşan şeylerin en yakın olanı kalbdir. insanların hepsi, ALLAH ü teâlânın köleleridir. Herhangi bir kimsenin kölesi döğülür, incitilirse, onun efendisi elbette gücenir. Her şeyin biricik mâliki, sâhibi olan efendinin şânını, büyüklüğünü düşünmelidir. Onun mahlûkları, ancak izin verdiği, emir eylediği kadar kullanılabilir. izni ile kullanmak, onları incitmek olmaz. Hattâ, onun emrini yapmak olur.”

    Abdullah-ı Dehlevî hazretleri de buyuruyor ki;


    Hiç kimseyi incitme!
    Netice olarak; kalb kırmamalı, hiç kimseyi incitmemelidir.
    Değil mü’minin kalbini, kâfirin kalbini bile incitmeye hakkımız yoktur.
    Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırmamalıdır. çünkü kalb kırmak,
    ALLAH ü teâlâyı incitmek demektir. Kalb, ALLAH ü teâlânın komşusudur. Ev sahibine eziyet edenin komşusu da incinir.

    Gıybet, suizan ve kalb kırmak, kul hakkıdır. Eziyetlere katlanmak, kızmamak, güler yüzlü ve tatlı sözlü olmak, güzel ahlâktandır. Bunun için hiç kimseyle münakaşa etmemelidir. Münakaşa, dostun dostluğunu giderir, düşmanın da düşmanlığını arttırır. Nereden bakılırsa bakılsın, hep zarardır. Müminler dua eder, fâsıklar, münâfıklar ise, dedikodu ve gıybet ederler. Aklı olan islamiyete uyar, Müslüman olur, hizmet eder. Nefsine, şeytan(aleyhinlane)a uyan ise, inkâra, küfre kayar.

    islamiyete uyan Cennete, nefsine uyan da, Cehenneme gider. Ve Ahmed Yesevî hazretlerinin buyurduğu gibi:

    “Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak, ALLAH ü teâlâyı incitmek demektir








  3. 3
    Gülehasret
    Süper Moderatör
    KALP KIRMAK ALLAH 'Ü TEALA'YI İNCİTMEKTİR







  4. 4
    sagocu_kız
    Bayan Üye
    Bir kez gönül yıktınsa kıldığın namaz değil,
    Yetmiş iki millet de yüzünü yumaz değil.
    Yol odur doğru vara, göz odur Hakkı göre,
    Er odur yerde dura, üstten bakan göz değil.


    Yunus ne de güzel söylemiş...



+ Yorum Gönder
kalp kırmakla ilgili hadisler,  kalp kırmak ile ilgili hadisler,  kalp kırmak ile ilgili ayetler,  dinimizde kalp kırmak,  islamda kalp kırmak
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi