ALLAH'a Tanrıda denebilirmi?

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve İslami Sorular - Cevaplar Bölümünden ALLAH'a Tanrıda denebilirmi? ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    |YaBaNCı|
    Özel Üye
    Reklam

    ALLAH'a Tanrıda denebilirmi?

    Reklam




  2. 2
    sayfa344763
    Emekli

    --->: ALLAH'a Tanrıda denebilirmi?

    Reklam



    ben de sana katılıyorum arkadaş doğru değil tanrı kelimesi allah denilmesi gerekir







  3. 3
    Ziyaretçi
    Bir âyet-i kerimede "En güzel isimler Allah'ındır. Allah'a bu isimlerle dua ediniz"1 buyurulur. Bu âyet, Cenab-ı Hakkın birçok isimlerinin bulunduğuna işaret etmektedir. Her birisi güzel ve ulvî mânâlar ihtiva eden bu yüce isimlere "güzel isimler" mânâsında "Esmâü'1-Hüsnâ" denilmektedir. Bu İlâhî isimlerden bazıları şunlardır: "Vâhid, Evvel, Âhir, Zahir, Bari, Musavvir, Rahman, Rahîm, Hayy, Kayyum, Halım, Kerîm, Tevvâb, Rezzâk, Muhyî, Mümît."

    Cenab-ı Hakkın isimlerinin tamamı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı âlimler Esmâ-i Hüsnânın bin kadar olduğunu beyan ederler. Nitekim, Peygamberimiz (a.s.m.) Cevşenü'l Kebîr isimli hususî duasında Rabbine bin bir isim ve sıfatla niyaz etmektedir. Yine bazı ulema ise bu isimlerin dört bini bulduğu kanaatindedir. Bu isimlerin ise ekserisini sadece Cenab-ı Hak bilir. Bir kısmını melekler, diğer kısmını da meleklerle birlikte peygamberler bildiği gibi; mü'minler de Peygamberimizden öğrendikleri kadarıyla malûmat sahibidirler.

    îbnî Mâce ve Tirmizi gibi hadis kitaplarında Esmâ-i Hüsnâ hakkında rivayet edilen hadis-i şeriflerde Peygamberimiz bu isimleri bir bir zikretmekte ve faziletini bildirmektedir. Esmâ-i Hüsnânın sayıldığı hadis-i şerifin baş kısmının meali şöyledir:

    "Şüphesiz, Allah'ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır. Muhakkak Allah tektir, tek olanı sever. Kim o doksan dokuz ismi sayarsa veya ezberlerse Cenab-ı Hak onu Cennetle mükâfatlandırır."2

    Ancak, bu müjdeye mazhar olmak için sadece isimleri sayıp ezberlemek kâfi gelmez. Bu İlâhî isimlerin içinde bulunan ve taşımış oldukları ulvî mânâları düşünüp, kâinat yüzündeki tecellî ve akislerini müşahede etmeyi de unutmamalıdır. Meselâ, Allah'ın Rezzak olduğunu bilip düşünerek rızık için endişeye kapılmamalı. Rızkı helâlinden aramalı, kanaatkar olmalı. Cenab-ı Hakkın sadece insanın kendisini değil, en küçük mikroptan file kadar, parmak kadar balıklardan tonlarca ağırlıktaki balinalara kadar milyarlarca canlının ve bitkinin rızıklarını hiç şaşırmadan, ihmal etmeden, en güzel bir şekilde ihsan ettiğini düşünüp tefekkür etmek Rezzâk ismini okumanın bir cihetidir.
    Cenab-ı Hakkın isimleri tevkîfîdir, yani semavîdir. Bu isimlerin büyük bir kısmı Kur'ân-ı Kerimde zikredildiği gibi, geriye kalanlarını Peygamberimiz bildirmektedir.

    Peygamberimiz de (a.s.m.) zikretmiş oldukları isimleri Rabbinden öğrenerek bildirdiğine göre, Cenab-ı Hak için bu isimlerin dışında bir isim kullanılmaz. Yani, Allah sadece Kur'ân'ında bildirdiği ve Habibine öğrettiği isimleriyle kendisine niyaz edilmesini istemektedir. Başta mealini verdiğimiz âyet-i kerime bu mânâya işaret etmektedir.
    Cenab-ı Hakkın, söylendiği zaman kalb ve gönülleri dolduran ve kâinatı mânâlandıran "Allah" ismi-i celâli ve doksan dokuz mübarek ismi ve sıfatları bulunuyorken Onu başka uydurma isimlerle anmak ne kadar yakışıksız bir hareket olduğu açıktır. Bilhassa "Allah" ismini söylememek için ısrarla "tanrı" kelimesini kullanmak iyi niyetten kaynaklanan bir düşünce değildir. Çünkü esasen "tanrı" kelimesi, bir olan Allah'ı tanımayıp başka "uydurma" mabutlara isim olarak verilmiştir. "Yer tanrısı, gök tanrısı" gibi. Halbuki Cenab-ı Hakkın böyle bir isme ihtiyacı olmadığı gibi, kendi bildirdiği isimlerin dışında çağrılmamasını, dua ve niyaz edilmemesini istemektedir.

    İsmi Ahmed olan bir insanı "ağaç" diye çağırsanız size ne kadar kızacağını, hattâ darılıp küseceğini; yanlışlıkla söylemişseniz hemen "Benim ismim ağaç değil Ahmed'dir" diyeceği kesindir. Bir kul olan insan kendi ismiyle çağrılmayıp başka uydurma bir isimle çağrıldığı zaman nasıl kızıyorsa; kâinatın Rabbi olan Yüce Allah, kullarının kendisini uydurma isimlerle çağırmasına, dua etmesine hiç rıza gösterir mi? Bir insanı kendi ismiyle çağırmaya dikkat eden insan, Cenab-ı Hakkı yüce isimleriyle çağırmazsa ne kadar anlayışsızlık gösterdiğini, ne kadar hata ettiğini artık anlamalı. Bilhassa "Allah" ismi celilî Allah'tan başka hiçbir mahluka verilmediği için de ismi âzam olmuştur. Bundan dolayı Kur'ân-ı Kerimde "Allah" lafz-ı celâli, müstakil olarak iki bin sekiz yüz küsur yerde geçmektedir.

    Buna göre Tanrı kelimesi Allah lafzının yerini tutmaz. Ancak kişi isterse Allah'ı niyet ederek, bir yaratıcıyı kasdederek, İlah ya da Tanrı diyebilir.







  4. 4
    TUANA
    Emekli
    Allah'a "Tanrı" Denebilir Mi?


    Türkler Müslüman olmadan önce "tengri" dedikleri bir güce inanıyorlardı. Bu kelime "gökyüzü" anlamına da geldiği için yaratıcıyı gökte farz ederek bazen göktanrı dedikleri de olmuştur. İslamı kabul ettikten sonra da Tanrı kelimesini kullanmaya devam ettiler. Bugün bile meselâ, "Tanrı misafiri" denir de, "Allah misafiri" denmez. Mehmed ¬kif bu ifadeyi "Demek almayacak Tanrı selâmını bile" mısraında kullanır. Türkçe olarak yazılmış eski dini kitaplara ve manzum eserlere baktığımızda Allah'tan bahsederken İlâh, Rab, Hüdâ, Yezdan gibi Arapça ve Farsça isimlerin Türkçe Tengri (Tanrı) karşılığında kullanıldığını görürüz. Mesela bir ahlak ve nasihat kitabı olan Yusuf Has Hacib'in kaleme aldığı Kutadgu Bilig'de Allah kelimesi geçmekle beraber, bazen "Tengri Teâlâ" olarak da geçer. Bununla birlikte "Tanrı" kelimesi "Allah" kavramını tam olarak karşılamaktan uzaktır. Çünkü tam yerini tutamaz. Günümüzde de, özellikle diğer batıl dinlerde kutsallık izafe edilerek çeşitli görevler yüklenen putlara Tanrı denirken, hiçbirisi için "Allah" lafzı kullanılmaz ve kullanılamaz. Dinler Tarihi araştırmacısı olan Hikmet Tanyu, "İslâmlıktan Önce Türklerde Tek Tanrı İnancı" isimli kitabında, "Allah karşılığında Tanrı kelimesi kullanılabilir, fakat her Tanrı, Allah değildir" derken, farklı bir yoruma yer verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır ise konuyu derinlemesine incelerken şu tespitlerde bulunur: "Tanrı ve Hüdâ isimleri "Allah" gibi özel bir isim değil, aksine ilâh, rab, mâbud gibi umumi bir isimdir. Arapça'da "ilâh"ın çoğuluna "âlihe", "rab"ın çoğuluna "erbâb", Farsça "Hüda" çoğuluna da "Hüdâyân" denilir ve dilimizde "Tanrılar, Mabudlar, ilahlar, rablar" denilir. Halbuki "Allahlar" denilmemiştir ve denemez. "Batıl mabudlara, "Tanrı" cins isim olarak verilir. Müşrikler birçok Tanrılara taparlardı. "Falanların Tanrıları şöyle, falanlarınki şöyledir, denilir. Demek ki "Tanrı" bir cins isim olarak "Allah" özel isminin eşanlamlısı değildir. Bu açıdan Allah ismi Tanrı adı ile tercüme olunamaz. Bunun içindir ki, Süleyman Efendi Mevlidine "Allah adıyla" başlamış "Tanrı adı" dememiştir." (Hak Dini Kur'an Dili, 1:24) Tanrı olsa olsa "İlah" karşılığıdır. Bunun için Süleyman Çelebi Mevlid'inde, "Birdir Allah, andan artık Tanrı yok." diyerek "Tanrı" kelimesini ilah karşılığında kullanırken, Hasan Basri Çantay, "Lâ ilâhe illallah" cümlesini "Allah'dan başka Tanrı yoktur" şeklinde tercüme ederek aynı şekilde Tanrı kelimesini İlah karşılığında kullanmıştır. Asıl itibariyle Tanrı kelimesi üzerinde yoğunlaşan tartışma, biraz da zorla Türkçe okutulduğu dönemde Ezan'daki Allah kelimesinin Tanrı olarak değiştirilmesinden kaynaklanıyor.

    Fethullah Gülen Hocaefendi ise, "Tanrı", "Allah" kelimesinin karşılığı değildir" tespitinden sonra şu açıklamayı getirir: "Allah dendiği an, bütün kâinatta tecellî eden isimleriyle bir Zât-ı Ecell-i A'lâ akla gelir. Ama Tanrı dendiği zaman, Yunanlının aklına Zeus gelir. Mısırlının Apis Boğası ve Hintlinin aklına da kendi inekleri... "Demek Tanrı kelimesiyle yerli-yersiz mâbut kelimesinin akla gelmesine karşılık, Lâfza-i Celâl olan Allah kelimesi Vâcibü'l-Vücûd'un özel ismi olarak akla getirir. Onun için bir insan, "Tanrı" kelimesini Allah yerinde kullanırsa, maksadını anlatamaz ve hata etmiş olur. "Tanrı, ilâh kelimesi yerinde Hudâ, Dieu ve God yerinde kullanılabilir; fakat Allah yerinde değil, "Allah", Cenâb-ı Hakk'ın Zât'ının has ismidir. Onun için "Lâ ilâhe illallah" diyoruz; fakat "Lâ Allah'a illallah" demiyoruz. Önce ilâhlar, Tanrılar ne varsa hepsi nefyediliyor, sonra da ispatta, sadece Allah vardır, deniliyor. "Bundan dolayı,bir insanın ağzından Tanrı kelimesi çıktığında, hemen reaksiyon göstermemeli, o adamın maksadına bakmalı, Allah yerinde o kelimeyi kullanmışsa tatlıca ikaz etmelidir."
    İsmi Ahmed olan bir insanı "ağaç" diye çağırsanız size ne kadar kızacağını, hattâ darılıp küseceğini; yanlışlıkla söylemişseniz hemen "Benim ismim ağaç değil Ahmed'dir" diyeceği kesindir. Bir kul olan insan kendi ismiyle çağrılmayıp başka uydurma bir isimle çağrıldığı zaman nasıl kızıyorsa; kâinatın Rabbi olan Yüce Allah, kullarının kendisini uydurma isimlerle çağırmasına, dua etmesine hiç rıza gösterir mi? Bir insanı kendi ismiyle çağırmaya dikkat eden insan, Cenab-ı Hakkı yüce isimleriyle çağırmazsa ne kadar anlayışsızlık gösterdiğini, ne kadar hata ettiğini artık anlamalı. Bilhassa "Allah" ismi celilî Allah'tan başka hiçbir mahluka verilmediği için de ismi âzam olmuştur. Bundan dolayı Kur'ân-ı Kerimde "Allah" lafz-ı celâli, müstakil olarak iki bin sekiz yüz küsur yerde geçmektedir.

    Buna göre Tanrı kelimesi Allah lafzının yerini tutmaz. Ancak kişi isterse Allah'ı niyet ederek, bir yaratıcıyı kasdederek, İlah ya da Tanrı diyebilir


  5. 5
    liceli21
    Özel Üye
    bende Allaha tanrı denmesine hoşnut degilim elimden geldigince ALLAH diyorum

  6. 6
    fecr
    Özel Üye
    "Allah Tanrının Belasını Versin"

    Necip Fazıl K.


+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi