Adım Adım Afyonkarahisar

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve İç Anadolu Bölgesi Bölümünden Adım Adım Afyonkarahisar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    ___x-ir___
    Üye
    Reklam

    Adım Adım Afyonkarahisar

    Reklam



    Adım Adım Afyonkarahisar

    Forum Alev
    TERMAL VE MERMERİN BAŞKENTİ AFYONKARAHİSAR
    AFYONKARAHİSAR ;
    İç Batı Anadolu ortasında kara, demir, hava yollarının kesiştiği kavşak noktasında bulunan İlimiz Afyonkarahisar önemli bir merkezdir.
    MÖ. 3000 yılından itibaren yaklaşık 5000 yıllık bilinen tarihimizde Hitit, Frig, Yunan, Roma ve Bizans egemenliğinden sonra yaklaşık 1200 yılından beri bize yurt olmuştur. Ayrıca ; Kurtuluş Savaşımızı kesin Zafere ulaştıran, Türk milletinin inancı , bağımsızlık aşkı ve mücadele azmini tarih sayfalarına altın harflerle yazdıran Ulu Önder Atatürk ve Silah Arkadaşları ile Kahraman Mehmetçiğin Kocatepe' de gerçekleştirdiği Büyük Taarruza ev sahipliği yapmış ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetinin temelleri Afyonkarahisar ilinde atılmıştır.
    Tarihsel ve Kültürel Zenginlikleri yanında Akdağ gb. doğal güzellikleri ve zengin jeotermal kaynakları bulunan Afyonkarahisar son 10 yılda "Termal Turizm" alanında önemli gelişmeler katetmiştir. Kaplıcalarımızda bulunan üç, dört, beş yıldızlı otellerimize her yıl yenileri eklenmektedir. Mevcut eski tesislerimiz de ise iyileştirme ve restorasyon çalışmaları sürmekte Kaplıcalarımıza çok fonksiyonlu termal Tatil köyü kapsamında düzenlemeler getirilmektedir. Yılın oniki ayı hizmet verebilen bir sektör olan Termal Turizm de ayrıca çok sayıda ikinci konut türende yapılaşmalar hızla devam etmektedir
    Jeolojik bir oluşum olan İscehisar, Döger, Seydiler bölgesindeki peri bacaları bu yörelerdeki Frig kaya anıtları, mezarları İlimiz merkezindeki Karahisar Kalesi ve eski evler camiler , arkeoloji müzesi görülmeye değer kültürel varlıklarımızdır. Tokalı Kanyon ile Akdağ Tabiat Parkı özellikle dağcıların rabet ettiği doğal güzelliklerimizdir
    İlimizin, doğal kültürel ve tarihsel zenginliği ile birlikte kavşak noktasında olması da ekonomik gelişmesinde yararlı olmaktadır. Şekercilik, sucukçuluk, Afyonkarahisar'a iyi gelir getirmektedir. Ayrıca İscehisar ilçemizdeki zengin mermer yataklarını işletmek üzere o bölgede irili ufaklı çok sayıda atölye vardır. Bunun yanında Alkoid, Şeker, Selüid, Un, Yağ, Yem, Çimento gibi sanayi yatırımları yanında son yıllarda Turizm gelirinin payı artmıştır.
    Afyonkarahisar ilinin tarihi Hitit'lere kadar uzanmaktadır. Hititlerden sonra bölgeye yerleşen Frig'ler zamanında yazılı belgelere geçiyor. İlk kez Frig'ya krallığından Akroneos kente adını veriyor. Eski Yunan metinlerinde Akronio şeklinde geçen isim Romalılardan kalan eski paralar ve latince yazılarda Akronium olarak görülmektedir. Bizans egemenliği sırasında dilsel gelişimler sonucu Akroenos olarak adlandırılmaktadır.
    Karahisar-ı Sahip, Karahisar-ı Delve, Sahibin Karahisarı ve Saipkarasker... Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra kente Afyonkarahisar bileşik ismi verilmiştir. Bir süre böyle kullanılan isim, gerek resmi ve ticari yazışmalarda uzun görüldüğünden ve gerekse halk dilinde kısaltılarak Afyonkarahisar denildiğinden dönüşüme uğramıştır. Afyonkarahisar, bilindiği gibi gelincikgillerden haşhaş adındaki bitkinin, olgunlaşmamış ürününden elde edilen koyu renkli bir maddedir. Bayıltıcı kokuya sahip bu madde, tıpta ilaç yapımında kullanılabildiği gibi, uyuşturucu madde olarakta gizlice tüketilir.
    AFYONKARAHİSAR ADI NEREDEN GELMİŞTİR?
    Afyonkarahisar Kalesi , şehrin güneyinde, çok yüksek ve yalçın bir dağın tepesindedir. Adını dünyanın oluşumunun dördüncü zaman diliminde bir yanardağ ağzında meydana gelen sarp kayalar üzerine kurulan kaleden (Karahisar) ve ilk defa "Synnada" antik kenti sikkelerin de karşımıza çıkan haşhaş (Opıum-Afyonkarahisar)'dan alan Afyonkarahisar M.Ö. 2.000 yıllarına kadar uzanan bir tarih şeridi yaşatır.
    İlk yerleşim izine, II. Murşil'in Arzava seferinde kullanıldığından bahsedilen ve Hapanova (Yüksek Tepe) olarak adlandırılan Kale'de rastlamaktayız. Günümüze kadar ulaşan Hitit sur parçalarından da burasının Hititlerce ilk defa kullanıldığını öğrenmiş oluyoruz.
    Hititlerden sonra Anadolu'da uygarlık kurmuş olan Frigler'in izlerine, sarp kayalık üzerinde tespit ettiğimiz Frig mihrabı, sunu çukurları, Frig basamaklı sunağı gibi kayalığın zirvesinde bulunan Frig kaya tapınağında rastlamaktayız. Sarp kayalık üzerinde günümüze kadar korunarak gelmiş dinî amaçlı yapılanmadan, burasının Frigler döneminde dinî bir merkez olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
    Roma ve Bizans döneminde Asya ve Anadolu eyaletine bağlı bir yerleşim yeri olan ilimizin adı, Akronıum (Yüksek Tepe)'dir. Bu dönemde, kaplıcaları, Frigya Salutaris (Şifalı Frigya) adıyla ün yapmıştır. Afyonkarahisar, asıl önemine "Selçuklular" döneminde kavuşmuştur. Milâdî 1147-1157 yılları arasında Sultan I. Mesud'un emri ile "Karahisar" adı ile tanınan kalenin eteklerine, bir Türk boyu olan Karaşar' lar yerleştirildiler. Stratejik yolların kavşağında çok çetin bir kalesi bulunması dolayısıyla, kale ile Hıdırlık (kalenin güneyinde bulunan tepe) tepesi arasındaki yerleşim alanı çok kısa sürede genişlemiştir. Bu gelişmeyi hızlandıran diğer bir olay da, Sultan I. Alâaddin Keykubat'ın tahta çıkar çıkmaz başlattığı yurt kalelerinin onarımı sırasında Afyonkarahisar Kalesi'nin de onarılmasını buyurmasıdır.
    Sultan I.Alâaddin Keykubat, 1231 yılında lalası ve mimarı Bedrettin Gevhertaş'ı kale dizdarı olarak Afyonkarahisar'a gönderir. Gevhertaş, kalenin burç ve bedenlerini onardıktan sonra, yukarı Kale'de küçük minareli mozaik çini mihraplı bir mescit ve onun doğu yanına da bir saray yaptırır. Ayrıca Alâaddin Medresesi adlı Hisarardı Medresesi'ni yaptırır. Sarp kayalar üzerindeki kalesi sağlam ve güvenilir olan Afyonkarahisar'da Selçuklu Devleti'nin hazineleri saklanır olmuş ve adına da "Karahisar-ı Devle" denilmiştir.Anadolu Selçuklu Devleti'nin 1243 Kösedağ Savaşı sonrasında Moğolların hâkimiyetine girmesiyle Afyonkarahisar'da Sahipata Beyliği kurulmuş, daha sonra sırayla Eşrefoğulları, Germiyanoğulları ve Karamanoğulları Beylikleri egemenliğinde kalmıştır.
    Şehir, Osmanlı İmparatorluğu döneminde genişleyerek büyümüştür. Fatih Sultan Mehmet'in sadrazamlarından Gedik Ahmet Paşa, Karaman Seferi sırasında Afyonkarahisar'da konaklamış ve 1472-1477 yılları arasında yapımı tamamlanan Gedik Ahmet Paşa Külliyesi'ni(sübyan mektebi, medrese, hamam, imaret ve camii'den müteşekkil) yaptırmıştır. Bunun yanında çok sayıda mescit, cami, medrese yapılmıştır. Mevlevîlik tarikatının yayıldığı merkez olan Afyonkarahisar'daki Mevlevi Tekkesi'nin 19.yy.'da yanmasından sonra dönemin padişahı II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan Mevlevî Tekkesi (Bugün cami olarak kullanılmaktadır.) önemli mimarî eserlerdendir.
    İstiklâl Savaşı yıllarında Afyonkarahisar, Başkomutanlık Karargâhı olmuş, Millî Mücadeleyi zafere ulaştıran Başkomutanlık Meydan Savaşı, Afyonkarahisar'da da verilmiştir. Kurtuluş Savaşında, Büyük Taarruzdan bir gün sonra 27 Ağustos 1922 günü, saat:17.oo'de Türk orduları Afyonkarahisar'a girmiş bundan sonra Başkomutanlık ve Garp Cephesi Karargâhı Afyonkarahisar'a taşınmış ve karargâh olarak kullanılmıştır. Atatürk, 28 Ağustos1922 günü Afyonkarahisar'daki karargâhına gelmiş, büyük zafere kadar çalışmalarını buradan idare etmiştir.




  2. 2
    ___x-ir___
    Üye

    --->: Adım Adım Afyonkarahisar

    Reklam



    AFYONKARAHİSAR KALESİ ;
    “Düzlükte, gelip geçse de yol, Afyonkarahisar'dan
    Ey yolcu, görünmez Afyonkarahisar, istasyondan
    Şayet vaktin olursa tırman Kale'ye
    Bak Afyonkarahisar'a gökyüzünde bir balkondan”
    Diyor Ozan Arif Nihat Asya dizelerinde. Gerçekten de bir kentle, şairlere, alimlere, sanatçılara, mescitlere, mahallelere adını veren , destanlarda, efsanelerde, türkülerde, manilerde kuşaktan kuşağa aktarılan, yerden tam 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş bulunan Karahisar Kalesi için “Gökyüzünde bir balkon” dan başka nasıl bir nitelendirme yapılabilir ki?
    Öyle sanıyoruz ki, Afyonkarahisar deyince Karahisar Kalesi'ni, Karahisar deyince de Afyonkarahisar'ı hatırlamamak mümkün değildir. Afyonkarahisar şehri ile özdeşleşen Karahisar Kalesi'nin günümüzden yaklaşık 3 bin 340 yıl önce, İsa'dan Önce 1340'lı yıllarda Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit Kralı II.Murşil tarafından, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla yapıldığı sanılmaktadır.Kale'nin o zaman ki adı Hapanuva, yani “ Yüksek Tepe Şehri “ dir. Daha sonra Mira Kuvalya Krallığı'nın egemenliğine bırakılan Hapanuva eteklerine Frigler zamanında köy kurulur ve “Akronio” ya da “Akroniom” adını alır. Sırasıyla Lidyalılar, Persler ,Helenler, Bergama Krallığı,Pont krallığı, Romalılar ve Bizanslılar'ın egemenliğinde kalan Kale, Hicret'ten sonra İstanbul'u fethetmek amcında olan Emevi Halifelerinin ,Anadolu'ya yaptıkları seferler sırasında birkaç kez el değiştirdikten sonra , Alparslan'ın oğlu Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katılmıştır. Daha sonra Devlet Hazineleri2nin Kale ‘de saklanmasından dolayı “Karahisar-ı Devle” yani “Devletin Karahisarı” adını alır. Anadolu Beylikleri döneminde Sahipoğulları ve Germiyanoğulları'^nın hüküm sürdükleri Karahisar-ı Devle ,1392 yılında Yıldırm Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Ankara Savaşı'ndan sonra Timur ordularının hakimiyetine giren Karahisar-ı Devle, Timur'un beylere, topraklarını geri vermelri üzerine Germiyanoğulları'na, daha sonra vasiyet yoluyla 1428 yılında Osmanlı Türk Birliği'ne katılır. Anadolu'daki diğer karahisarlarla karışamamsı için “ Karahisar-ı Sahib” yani “ Sahibinin Karahisarı” adını alır. Mevcut Şeriye Sicillerine göre Karahisar'ın başına Afyonkarahisar kelimesi ilk kez 1651 yılında gelmiş ve o günden bu yana Afyonkarahisar adı ile anılır olmuştur. Burada yeri gelmişken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Karahisar kalesi, Selçuklu hakimiyetinden başlayarak içinde bulunduğu kente adını vermiş hatta bu ad, Cumhuriyet 'in ilk yıllarında da kullanılmıştır.Ne yazık ki, daha sonra resmi bir karar olmamasına rağmen, Afyonkarahisar adı, uzunluğu nedeniyle kısaltılmış ve karahisar adı atılarak “Afyonkarahisar” biçiminde kullanılmaya başlanmıştır. Oysa ki şehrimizin gerçek adı Afyonkarahisar'dır. Dünyada ülkeler ve şehirler kendi asları üzerine tarih yaratmaya çalışırken, baştan başa tarih olan “Karahisar”ın şehrimizin adından kaldırılmış olması üzücüdür.
    Efsanelerde Karahisar Kalesi 3 bin 340 yıllık bir geçmişe sahip olan Karahisar kalesi, defalarca el değiştirmiş, öyle sanıyoruz ki her defasında yeni bir efsane, yeni bir destana mekan olmuştur. Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi yerden 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerinde kurulu bulunan Kale'yi fethetmenin öyle kolay bir iş olmadığı tartışmasız bir gerçektir. İşte bu nedenle Battal Gazi'den Hazreti Ali'ye ,Beyböğrek'ten Çavuşbaşı'na ,Horoz Dede'ye kadar pek çok efsane anlatılır Karahisar Kale'si için İlginçtir ki, anlatılan bu efsanelerin izleri, günümüzde bile varlığını korumaktadır. Halk arasında anlatılan Hazreti Ali ya da Düldül'ün ayak izleri efsanesine göre, İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül'ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahis'a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağı'nda konaklamak için sertçe yere basınca, buradaki bir kaya üzerinde ayağının izi kalır. Daha sonra Hıdırlık'tan Kale'ye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi bir kayanın üzerinde kalır. Hz. Ali, Düldül'ü sulamak için su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Afyonkarahisar Kalesi'nde bugün Düldül'ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerinde delik, hala varlığını korumaktadır. Karahisar Kalesi ile ilgili bir başka efsane ise Battal Gazi ile ilgilidir: Afyonkarahisar'da 740 yılında öldüğü konusunda tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar, içeridekilerin dışarısı ile bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru' na haber salar ve 100 000 kişilik bir ordu yardım için yola çıkar. Kalenin burçlarından Battal Gazi'yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı O'na bir kötülük gelmemesi için çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi'ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar. Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan sonra hareketsiz kalır. Battal'ın uyunmadığını gören kız telaşlanır, babasına Türklerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya O'nu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi'nin yanına gelen kız onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal'ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar, Ahmet Tarhan askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan Karahisar Kalesi'nin eteklerinde, şu anda Ulu Camii ‘nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal'ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi'nin öldüğünü anlayamaz ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar. Şu andaki Olucak Çeşmesinin, Çavuşbaş mahallesinin ve Çavuş Dede mezarının doğuşu ile ilgili olarak anlatılan Çavuşbaşı ya da Çavuş Dede efsanesi ise şöyledir: Afyonkarahisar sancağı Türk egemenliğine girmeden önce burada valilik yapan kişiye Türk hükümdarı elçiler göndererek kalenin Türklere teslimini ister. Her defasında ret cevabı alınması üzerine hükümdar en güçlü Çavuş Başını Karahisar Kalesi'nin alınması için görevlendirir.Çavuşbaşı askerleriyle birlikte birkaç gün içinde Muttalıp bağlarına gelir. Bunu haber alan kale komutanı, kaleye kapanarak savunma düzeni alır. Ertesi sabah Türk askerleri Karakuyu'ya ulaşır. Su stoku tükenen askerler, Karakuyu'da su içmek isterler ama su sağlığa zararlı olduğu için vazgeçerler.Bunun üzerine çevrede su aramaya başlarlar ancak bulamazlar. Durum Çavuşbaşına bildirilir. Çavuşbaşı, yanına birkaç kişi alarak Yağdan denilen kayalıklara doğru gider. Çok yüksek bir kayanın önünde bazı dualar mırıldanır ve “Burada bir su olacak” diye bağırıp kılıcını kayaya vurur. Kılıç darbesiyle yarılan kayadan su fışkırır. Çok güzel ve şifalı olan su askerlerin yorgunluğunu giderir. Dinlenen ordu bir Cuma günü kaleye saldırır ve kale zapt edilir. Şehitler arasında Çavuşbaşı da vardır. Bugün Afyonkarahisar'ın Çavuşbaş mahallesindeki Olucak suyu güzel bir memba suyu olarak vatandaşlarca içilmektedir. Olucak çeşmesinin karşısındaki Çavuş Dede mezarı dertlilerin derman aradıkları, adaklar adadıkları küçük bir türbe olarak varlığını korumaktadır.










  3. 3
    DonTesC
    Yeni Üye
    Afyonkarahisar Denilince Akla Gelenler
    Milli Mücadele: Cumhuriyetin kazanıldığı topraklar; Anadolunun kilidi Afyonkarahisar. Kurtuluş savaşında çok önemli savaşlara sahiplik yapmıştır (Kocatepe, Dumlupınar). Yunanlar burada hüsrana uğratılıp İzmir'e kadar kovalanıp denize dökülmüştür. Şehir merkezindeki Anıt Park'ta bulunan Utku Anıtı bunu simgelemektedir.
    Karahisar Kalesi: Afyonkarahisara adını vermiş olan ve şarkılara konu olan kale şehir merkezinde volkanik özellikli, yerden yüksekliği 226 metre olan doğal yükseltili bir kaya kütlesi üzerindedir. M.Ö. 1350 yıllarında Hitit imparatoru II. Murşil zamanında Arzava seferinde mustahkem mevki olarak kullanılmış olan kale önce Hapanuva; Roma ve Bizans dönemlerinde Akroenos; Selçuklular'dan itibaren ise Karahisar adı ile anılmıştır. Tarihi dokusu çok fazla korunamamış olsa da hala eski kalıntılar mevcuttur.Kaleye çıkış zamanı ortalama 30 dakikadır.
    Termal: Türkiye'nin termal başkenti olan il termal turizminde en fazla yatak kapasitesine sahip olan ilidir. Türkiye'de kişi başına düşen beş yıldızlı otel sayısında en fazla tesise sahip ildir. İkbal Termal, Oruçoğlu Termal, Ömer Termal, Gecek Termal, Gazlıgöl, Hüdai Kaplıcaları, Heybeli Kaplıcaları bunlardan birkaçıdır.
    Mermer: İscehisar ilçesinden dünyanın en kaliteli beyaz mermeri çıkmaktadır. Antik çağlarda birçok yerde kullanılmıştır (örneğin Efes Antik Tiyatrosu). Günümüzde birçok yerli ve yabancı ünlünün evini süslemektedir. Beyaz Saray'da kullanılmak üzere Amerika'dan talep edilmiş ve gönderilmiştir.
    Haşhaş: İlin isminden de belli olduğu gibi haşhaşın anavatanıdır. Türkiyenin tek alkaloid(morfin)fabrikasi Bolvadin ilçesindedir.
    Kaymak: Türkiye'de kaymak denince akla ilk ve tek gelen ildir. En iyi kaymak, manda sütünden imal edilir. Ancak günümüzde pek bulunmamaktadır ve inek sütünden imal edilmektedir.
    Sucuk: Sucuk denilince ilk akla gelen iki ilden birisidir. Diğeri olan Kayseri sucuğu daha baharatlı olup, Afyon sucuğu baharatı daha az imal edilmekte olup daha çok rağbet görmektedir. İkbal, Cumhuriyet, İpek, Ahmet İpek gibi ülke çapında satış yapan firmalar mevcuttur.
    Lokum: Tartışmasız lokum üretiminin başkentidir. Afyon'un lokumu her damak zevkine hitap eden tiplerde üretilir. Özellikle kaymaklı lokumu son derece popülerdir.
    Afyon Ev Ekmeği: Patates ezmesi ilave edilen meşhur ev ekmeği, 1 haftalık dayanma süresi ile çok sevilen ve besleme değeri normal ekmeklerden daha yüksek olan bir ekmek türüdür. Bu ev ekmeği tahmin edildiği gibi sadece fabrika veya büyük fırınlarda değil, hala faal olan mahalle fırınlarında il kadınları tarafından da yapılmaya devam etmektedir.
    Yumurta: Ayda 40 milyon yumurta üretimi ile ülkede başları çekmektedir.
    Et: Türkiye'nin et borsasına yön veren il başta Şuhut ilçesi olmak üzere et üretiminde çok iyi durumdadır. İstanbul et pazarının yarıya yakınını elinde bulundurur.
    Ekmek Kadayıfı: Afyon'un yerel bir tatlı türü olup, tüm Türkiye'de sevilerek yenen bir tatlı türüdür. Özellikle kaymak ile beraber yenilmesi tercih edilmektedir.
    Yün: Bolvadin ilçesinin yünlerinin kalitesi ülke sınırlarını aşmış olup yurtdışına ihraç edilmektedir.
    Şuhut Patatesi: Şuhut bölgesinde sınırlı miktarda yetişen bir tür tatlı patetesi ile Türkiye'nin her yerinde aranan ve tercih edilen değerli bir patates türüdür.
    Napolyon Kirazi: Sultandağı ilçesi ve Erkmen beldesinde yetiştirilmektedir. Günümüzde hormonla üretilmeye çalışılan bu kiraz türü belirtilen ilçe ve beldede organik olarak üretilmekte ve ihraç edilmektedir. Türkiyenin besin değeri en yuksek kirazıdır, tescillidir.
    Maden Suyu: İhsaniye ilçesinde çıkmakta olan maden suyu ülkemizde Kızılay Maden Suyu olarak her markette bulunabilecek derecede fazla satılmaktadır. . Dünyanin en iyi maden suyudur; defalarca uluslararasi ödüller kazanmıştır (1934 Paris fuari). Tesis dünyanın en modern dolum tesisi olup dakikada 100.000 şişe dolum yapılmaktadır. Sade ve meyveli olarak dünyanin dört bir yanına ihraç edilmektedir. Osmanlı döneminde padişahlar Afyonkarahisar'dan İstanbul'a özel olarak getirtmişlerdir.
    Arpa: Türkiyenin en kaliteli arpası burada üretilmektedir. Bu yüzdendir ki Efes Pilsen çok uzun yıllar önce buraya bira fabrikasını kurmuştur.
    BuğdayTürkiyedeki en önemli buğday üretim merkezlerinden olup, Konya ve Ankaradan sonra başı çekmektedir.
    Bayat Kokboya Kilimi: Dünyaca ünlüdür ve Bayat ilçesinde dokunmaktadir.
    Ulaşım: Türkiye'nin İstanbul'dan sonraki en işlek kavşağıdır. Yaz günlerinde günde 100 ila 150 bin araç geçmektedir. Türkiye'nin 4 istikametine demiryolu olan tek ilidir. Yani ülkemizdeki kısıtlı olan demiryolu ağının merkezi konumundadır. Türkiye demiryollarinin 7 bölgesinden biridir.









+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi