Nevşehir / Acıgöl

+ Yorum Gönder
Şehir ve İlçeler ve İç Anadolu Bölgesi Bölümünden Nevşehir / Acıgöl ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    elifizmir
    Özel Üye
    Reklam

    Nevşehir / Acıgöl

    Reklam



    Nevşehir / Acıgöl

    Forum Alev
    Nevşehir / Acıgöl


    nevsehir-acigol.jpg

    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir iline bağlı bir ilçe olan Acıgöl, doğusunda Nevşehir, batısında Aksaray, güneyinde Derinkuyu İlçesi ve kuzeyinde Gülşehir ilçesi ile çevrilidir. İlçe toprakları Nevşehir’in batısında, Acıöz Çayı’nın çevresinde yer almaktadır. İlçenin çevresinde volkanik olaylar sonucu sönmüş yanardağlar bulunmaktadır. Bu dağlar lav ve tüf püskürmüş, bunlar çevrede kalın tabakalar halinde tortulaşmıştır. Bu tortulara “Maar” denilmektedir. İlçeye adını veren Acıgöl çukurluğu da bir yanardağ ağzı olup, volkanik bir göldür. Ancak içinde su bulunmamaktadır. Karapınar kasabasından kaynaklanan, Tatlarin sulama barajını besledikten sonra Kızılırmak’a dökülen Acıöz Çayı ilçenin tek akarsuyudur.İl merkezine 20 km. uzaklıktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.235 m. olan ilçenin toplam nüfusu 24.844’dür. İlçede bitki örtüsü olarak, İç Anadolu Bölgesinin tipik örtüsü , bozkır bitkileri yaygındır. Toprak alüvial ve humuslu yapıda olduğu için gür bitki örtüsü vardır. Toprak yapısı ve iklim şartlarına uygun olarak üzüm bağları geniş yer kaplamaktadır.

    İlçede Karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçmektedir.

    İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında ayçiçeği, soğan, hububat, baklagiller, patates, çekirdeklik kabak gelmektedir. Bağcılık gelişmiş olup, genellikle çavuş, parmak, bulut türü üzüm yetiştirilmektedir. Meyve ve sebze de yetiştirilmekte olup, bol miktarda kayısı üretilmektedir. Hayvancılık yaygın olarak yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılıkta et ve süt amaçlı hayvanlar beslenmektedir. İlçede ayrıca koyun yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçe turizm açısından çok zengin bir potansiyele sahiptir. Ancak Nevşehir’in diğer ilçelerinde olduğu gibi fazla faal değildir.

    İlk Çağlarda Kappadokia Bölgesi’nde, eski adı Dodoba olan ve yakınında bulunan bir krater gölünden ismini alan Acıgöl, MS.III. ve IV. yüzyıllar arasındaki Hıristiyanlığın bunalımlı dönemlerinde önemli bir yerleşme alanı olmuştur.

    Hititlerin, Kimmerlerin, Friglerin, Perslerin ve Makedonya İmparatorluğu’nun egemenlikleri altında kalmıştır. Daha sonra Kapadokia Krallığı’nın, ardından da Roma imparatorluğu hakimiyetine giren yöre, Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır. Bu arada İslam orduları yöreye akınlar düzenlemiş, kısa süreli bu toprakları ele geçirmişlerdir.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra buraya Türkmen boyları akınlar düzenlemiş ve bu boylardan bazıları da yöreye yerleşmişlerdir. Kapadokya Bölgesi Danişmendlilerden sonra 1175’ten itibaren tamamen Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasından sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının hakimiyetine giren yöre, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    XIX.yüzyıl sonlarında Niğde’ye bağlı bucak iken, 1954 yılında Nevşehir’e bağlı bir belde olmuştur. 1987’de de ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında;Tatlarin Kilisesi ve Tatlarin Yeraltı Şehri bulunmaktadır.




  2. 2
    elifizmir
    Özel Üye

    --->: Nevşehir

    Reklam



    Nevşehir / Avanos


    nevsehir-avanos.jpg

    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir İline bağlı bir ilçe olan Avanos, kuzeyde Kozaklı, güneyde Nevşehir Merkez ilçe ve Ürgüp, batısında Hacıbektaş ve Gülşehir doğusunda da Kayseri ve Yozgat illeri ile çevrilidir. Avanos Kızılırmak Platosu üzerinde yer alır. Bu platoyu başta Damsa Çayı olmak üzere Kızılırmak’ı besleyen küçük akarsular sulamaktadır. Avanos sınırları içerisinde genişleyen Kızılırmak Vadisi küçük ve verimli ovalar meydana getirmiştir.

    İl merkezine 17 km. uzaklıkta olup, yüzölçümü 1.045 km2.dir. İlçenin toplam nüfusu ise 55.315’tir. İlçede Karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçer.

    İlçenin ekonomisi tarım, turizm ve küçük sanayie dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday gelmekte olup, her çeşit tahıl ve meyve yetiştirilmektedir.Yamaçlarda ve eğimli arazilerde bağcılık yapılır. Geleneksel el sanatları halkın önemli geçim kaynaklarındandır.Günümüzde de geleneksel yöntemlerle uygulanan çanak-çömlek yapımı ve halıcılık ilçe ekonomisinde önemlidir. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak’ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçıları tarafından birer sanat eserine dönüştürülmektedir. Bu seramiklerin Avanos’un ekonomisinde büyük katkısı olmaktadır. Yapı araç ve gereçleri, dokuma, un, tuğla-kiremit, şarap, meyve suyu fabrikaları ilçenin belli başlı sanayi kuruluşlarıdır. İlçenin Kapadokya turizmi yönünden önemli bir yeri vardır. İlçedeki turizm faaliyetleri ve turizme bağlı olarak gelişen oniks işlemeciliği son yıllarda giderek önem kazanmıştır.


    Avanos’un bilinen tarihinin ilk Bronz Çağı’ndan itibaren başladığı; İtalyanların 1967’de başlattığı kazılarda ortaya çıkan 24 arkeolojik kattan anlaşılmaktadır. J:C:Gardin ve P. Garelli; M.Ö.XIX.yüzyılların başlarına ait, Asurlular’ın ticaret yollarını incelerken, ticari sınırların İncesu, Aksaray, Konya, Bor, Niğde ve Ereğli bölgelerine kadar uzandığını, ayrıca Nenessa ve Waşhania’nın bu bölgenin sınırları içinde olduğunu belirtmiştir.Bununla birlikte ele geçen tabletler, iki Asurlu tüccarın Kaneş’ten (Kayseri - Kültepe) Buruşhattum’a (Acemhöyük) 4 günde gitmek için sürekli Waşhania, Nenessa ve Ullama’dan geçtiklerini yazmaktadır.1926’da da dilbilimci Emile Forrer, Boğazköy Hitit Kraliyet Arşivlerinde yaptığı araştırmalar sırasında bir tablette Zuwinasa şehrinin adına rastlamıştır. N.Thierry’e göre, Nenessa ve Zu-Winasa, Venassa ve Avanos’a dönüşmüştür. Avanos, Osmanlı belgelerinde ise "Enes", "Evenez" olarak geçmektedir.


    Antik Çağda adı Vanessa olan Avanos’ta ilk yerleşim Hititler tarafından yapılmıştır. Bununla birlikte, Avanos’un Sarılar kasabası yakınlarında Prof. H. Sever’in başkanlığındaki Zank Höyük’te yapılan arkeolojik kazılarda ele geçen kalıntı ve buluntular yöredeki yerleşimin Eski Tunç Çağı’na kadar uzandığını göstermiştir. Daha sonra yöreye Hititler yerleşmiş, onları Frigler, Kimmerler izlemiştir. Lydialılar ile Kimmerler bu yöre için mücadele etmişler, ardından Persler buraya hakim olmuş, Büyük İskender buradaki Pers hakimiyetine son vermiştir. İskender’in ölümünden sonra komutanlarından Eumenes tarafından Venessa kurulmuştur.

    M.S.17’lerde Romalılar tarafından vilayete dönüştürülmüştür. M.Ö.IV. - M.Ö. 1. yüzyıla kadar hayli erken bir kült olarak belirtilen ve rahiplerin krallar kadar etkili olduğu, emirlerinde çok sayıda esirler ve çok geniş bir arazi bulunduğu anlaşılan Zeus kültürünün merkezidir. Bu nedenle de Kapadokya bölgesinin en önemli üç şehrinden biridir.

    Bizans döneminde yörede, Hıristiyan yerleşimi yoğunluk kazanmıştır. Hıristiyanlar bu dönemde yer altı şehirlerinde ibadetlerini gizli olarak sürdürmüşlerdir.


    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra buraya Türkmen boyları akınlar düzenlemiş ve bu boylardan bazıları da yöreye yerleşmişlerdir. Kapadokya Bölgesi Danişmendlilerden sonra 1175’ten itibaren tamamen Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasından sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının hakimiyetine giren yöre, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    Avanos 1838’de Nevşehir, 1853’te de Ürgüp’e bağlanmış, 1870’te Kırşehir Sancağına bağlı bir kaza konumuna getirilmiştir. Şemseddin Sami Kâmüsü’l Alâm’da Avanos’u “Ankara Vilayetinin Kırşehir Sancağına bağlı büyük bir köy” olarak tanımlamaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1954’te ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçede eski eser olarak;

    Özkonak Yeraltı Şehri
    Sarı Han
    Alaeddin Camisi
    Ulu Cami (Yeraltı Camisi)
    Üzümlü Kilise
    Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi
    Demirli (Selimpınarı) Köprüsü
    Genezin Köprüsü
    Çömlekçi Anıtı
    Sivil Mimari Örnekleri bulunmaktadır. Ayrıca,
    Bayramhacılı Kaplıcası
    Çorak İçmesi
    Karakaya İçmesi
    Zelve Vadisi
    Pembe Vadi ilçenin doğal güzellikleri arasındadır.








  3. 3
    elifizmir
    Özel Üye
    Nevşehir / Derinkuyu


    nevsehir derin kuyu.jpg

    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir iline bağlı bir ilçe olan Derinkuyu, doğusunda Kayseri Yeşilhisar, Ürgüp, batısında Acıgöl; güneyinde Niğde; kuzeyinde Kaymaklı ile çevrilidir. İlçe, Erciyes Dağı, Hasan Dağı ve Melendiz Dağları arasındaki volkanik Misli Ovasının içerisinde yer almaktadır. İlçede engebeli arazi çok az olup, volkanik bir yapıya sahip olan Ertaş Dağı (1.988 m.) başlıca yükseltisidir. Bunun yanı sıra Söğdeli tepesi (489 m.), Til tepesi (731 m.), Kale Tepe, Boynuz Kaletepe, Devedüşüren Tepe, Büvelik Tepesi ve Kabaktepe yüksekliği fazla olmayan tepelerdir. Misli Ovası ilçenin en önemli ovasıdır. Bunun yanı sıra Ertaş Yaylası, Çekmi Yaylası, Kızılören yaylası, Bölükviran Yaylası ilçenin diğer düzlükleridir.
    İlçe toprakları volkanik tüflerden meydana gelmiştir. Arazinin volkanın türlerden meydana gelmesi dolayısıyla arazi rüzgar erozyonu ile çok çabuk aşınmaktadır. İlçede akarsu ve göl bulunmamaktadır. Deniz seviyesinden 1.300 m. yüksekliktedir. İl merkezine 30 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 450 km2, 2000 Yılı genel Nüfus sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 24.962’dir.

    İlçenin Ertaş Dağı’nda meşe ağaçları ve çalılıklardan oluşan ormanlık alanı vardır. Ayrıca ilçede çok sayıda yabani iğde ağacı dağınık halde bulunmaktadır. Geri, kalan bitki örtüsü ise bozkır (step) özelliğine sahiptir.


    İlçede karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Yağışlar ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir.

    İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık, ticaret ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında, buğday, patates, kabak, üzüm, meyve ve sebzedir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliğinin yanında kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. İlçe topraklarında perlit yatakları bulunmaktadır. İlçenin Kapadokya turizmi yönünden önemli bir yeri vardır.

    Eski adı Melegobia olan Derinkuyu adını yörede su kaynağının olmayışından ötürü, açılan çok sayıdaki su kuyusundan alan Derinkuyu İlkçağlardan itibaren önemli bir geçiş noktasında olmuştur. Günümüzde de İç Anadolu ve Akdeniz ticaretinin bir geçiş noktasını oluşturmaktadır. Yörede, MÖ 2000-1750 tarihleri arasında Asur Ticaret Kolonileri Çağı yaşanmıştır. Bunundan sonra Hititler ( MÖ.1750-1200), Geç Hititler (MÖ.1200-700), Persler (MÖ 585-332), Makedonyalılar, Kapadokya Krallığı, Roma ve Bizanslılar egemen olmuşlardır.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra buraya Türkmen boyları akınlar düzenlemiş ve bu boylardan bazıları da yöreye yerleşmişlerdir. Kapadokya Bölgesi Danişmendlilerden sonra 1175’ten itibaren tamamen Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasından sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının hakimiyetine giren yöre, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.


    Osmanlı döneminde Melegübi (Derinkuyu), Niğde kazasına bağlı ve Karmelek nahiyesinden sonra nüfus ve coğrafî olarak en küçük nahiyedir. Derinkuyu 1920’de bucak iken 1930’da Belediye teşkilatı kurulmuş, 1960’da da Nevşehir’e bağlı ilçe konumuna getirilmiştir.

    İlçedeki günümüze gelebilen eserler arasında; Derinkuyu Yeraltı Şehri ve Sivil Mimari Örneklerinden evler bulunmaktadır.








  4. 4
    elifizmir
    Özel Üye
    Nevşehir / Gülşehir

    nevsehir-gulsehir.jpg

    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir iline bağlı bir ilçe olan Gülşehir, batısında Aksaray ili Ortaköy ilçesi, güneydoğusunda Nevşehir il merkezi, doğusunda Avanos ilçesi, kuzeyinde de Mucur ve Hacıbektaş ilçeleri ile çevrilidir. Gülşehir, Kızılırmak Vadisi’nin iki yanında yer almakta olup, 850-1.250 m. yüksekliğindeki dalgalı bir arazide kurulmuştur. Kızılırmak Nehri ilçeyi doğu-batı doğrultusunda geçer ve Gülşehri yöresinde vadi tabanını genişleterek verimli bir ovaya dönüştürür. Kızılırmak’a ilçe içerisinde, kuzeyden ve güneyden yaz aylarında kuruyan akarsu kolları katılmaktadır. Ayrıca burada Açıksaray çevresinde ve Göreme Vadisi’ndekilere benzer Peribacaları denilen doğal oluşumlar bulunmaktadır. İlçede doğal göl olmayıp, Bölükören ve Yalıntaş Köylerinde birer sulama göleti bulunmaktadır. İl merkezine 19 km. uzaklıktaki ilçenin deniz seviyesinden yüksekliği 885 m.dir. Yüzölçümü 931 km2; toplam nüfusu da 31.664’tür.

    İlçede Karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.

    İlçenin ekonomisi tarım ve tarıma dayalı sanayii, hayvancılık ve turizme dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başlıcaları, buğday, arpa, şeker pancarı, patates, soğan, kavun ve karpuzdur. Yaygın bir biçimde bağcılık yapılmaktadır. Kızılırmak’ın çevresindeki ovada turfanda sebze yetiştirilir. Az miktarda çavdar, elma, armut ve baklagiller yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta sığır ve koyun besiciliği yapılmaktadır. İlçenin belli başlı sanayi kuruluşları; şarap imalathaneleri ile un, tuğla ve kiremit fabrikalarıdır. Buradaki Kapa Tuzlası Türkiye kaya tuzu üretiminin önemli bir bölümünü karşılamaktadır.

    Doğal oluşumlarından ötürü, ilçede turizm son yıllarda gelişme göstermiştir. Bunun yanı sıra Kızılırmak boyundaki mesire yerleri Gümüşkent İçmesi ilçenin turizm yönünden ilgi çeken yerlerindendir. İlçe topraklarında barit ve linyit yatakları bulunmaktadır.

    Gülşehir’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilçe merkezinin kuzeyindeki Civelek Köyü Mağarasında bulunan keramik ve küpler yörenin MÖ.7500-8000 yıllarında yerleşime sahne olduğunu göstermektedir. Ayrıca Ovaören, Gökçetoprak Köyünde Hitit Dönemine ait buluntularla karşılaşılmıştır. Bunlar Ovaören’de Büyük Kale ve Küçük Kale Mevkiileri, Gökçetoprak Köyündeki Hitit kaya yazıtlarıdır. Hititlerden sonra MÖ.900-800 yıllarında Frigler yöreye egemen olmuştur. Onlardan sonra Lydialılar, Medler, Kimmerler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar buraya hakim olmuşlardır. Bu arada Arap akınları da zaman zaman Kapadokya bölgesi ile birlikte Gülşehri de etkilemiştir.


    Bizanslılar döneminde ismi Zoropassos olduğu sanılan Gülşehir, MS.III. ve VIII. Yüzyıllar arasında Kapadokya Hıristiyanlığın dini başkenti olmuştur. Ancak, VIII.yüzyıl sonunda Açıksaray rahiplerinin kiliselere resim yapmayı kabul etmemeleri üzerine bu konumunu kaybetmiştir.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra buraya Türkmen boyları akınlar düzenlemiş ve bu boylardan bazıları da yöreye yerleşmişlerdir. Kapadokya Bölgesi Danişmendlilerden sonra 1175’ten itibaren tamamen Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklular Zoropassos olan ilçenin adını Arapsun olarak değiştirmişlerdir. XIV.-XV.yüzyıllarda burası Anadolu’nun önde gelen ilim merkezlerinden birisi olmuştur. Mengücekoğulları 1212 yılında yöreye hakim olmuş, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat ismini Gülşehir olarak değiştirmiştir. Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasından sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının hakimiyetine giren yöre, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.


    Osmanlılar döneminde, Sultan I.Abdülhamit’in sadrazamı Karavezir Seyyit Mehmet Paşa Nevşehirli olduğundan buraya birtakım yatırımlar yapmıştır. Bunların başında cami, mektep, medrese, kütüphane, han, hamam ve altı adet çeşme yaptırmıştır. Karavezir Seyyit Mehmet Paşa’nın ölümünden sonra yeniden Arapsun olarak anılmış ve bu durum 1947 yılında Gülşehir oluncaya kadar devam etmiştir.

    XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetinin Niğde sancağına bağlı kaza merkezi idi. Nevşehir 1954 yılında il olunca Gülşehir de Niğde’den ayrılarak Nevşehir’e bağlı ilçe yapılmıştır.

    İlçede günümüze gelebilen eserler arasında;

    Açıksaray
    Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri
    Aziz Jean (Karşı) Kilisesi
    Karavezir Camisi
    Kızılkaya Köyü Camisi
    Taş Cami
    Aşçıbaşı Camisi
    Karavezir Külliyesi
    Karavezir Mehmet Paşa Çeşmesi
    Karavezir Mehmet Paşa Medresesi
    Sivil Mimari Örneklerinden evler bulunmaktadır.


  5. 5
    elifizmir
    Özel Üye
    Nevşehir / Hacıbektaş


    nevsehir hacibektas.jpg


    İç Anadolu Bölgesi’nde, Orta Kızılırmak Bölümünde Nevşehir İline bağlı bir ilçe olan Hacıbektaş, doğusunda Avanos, batısında Kırşehir, kuzeydoğusunda Kozaklı, güney ve güneybatısında Gülşehir İlçeleri ile çevrilidir. İlçe toprakları meyilli, az engebeli bir arazi yapısına sahiptir.İlçe, Bozok yaylasının ve Kırşehir platosunun uzantıları üzerinde, Otman Tepesi, Çilehane Tepesi (1.350 m.), Çoraklık tepesi, Kaygusuzbeli ve Hanbağ tepesinin uzantılarının güney ve batı eteği düzlüğünde kurulmuştur. İlçenin en büyük yükseltisi Kırlangıç Dağı (1.720 m.)’dir. İlçenin doğusunda sönmüş volkanik dağlardan Erciyes ile Hasan Dağı bulunmaktadır.

    İlçe içerisinde büyük akarsu olmayıp, Bengiler Deresi, Kötü Dere, Ethem Deresi, Çinge Deresi, Belçimen Suyu, Sungur Deresi ilçenin batısında birleşerek Kızılırmak’a dökülürler. İlçenin doğusundaki küçük dereler birleşerek Kızılöz Çayı’nı oluştururlar. Bu çay üzerinde sulama amaçlı Kumtepe Göleti yer almaktadır. Ayrıca Karaburna Kasabası yakınında da yine sulama amaçlı Karaburna Su Göleti bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 1.720 m.dir. İl merkezine 45 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 666 km2, 2000 Genel Nüfus Sayımına göre 18.933'tür.

    İlçenin bitki örtüsü genellikle su kenarında kavaklık, söğütlük, azda olsa bağ, bahçe ve meyveliklere rastlanır, ilçenin kuzey bölümü düzlük olup genel olarak bozkır özelliği gösterir.
    İlçede, İç Anadolu Bölgesi’nin tipik Karasal İklimi hüküm sürmekte olup, bu bölgenin karakteristik özelliklerini taşır. Bu nedenle yazlar sıcak ve kurak, kışlar sert ve soğuk, kar yağışlı geçmektedir.
    İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayalıdır. İlçe topraklarının büyük bir kısmı tarıma açık, az engebeli düz arazi olması nedeniyle buğdaygiller, sanayi bitkileri, baklagiller sebzecilik tarımı yapılmaktadır. Yetiştirilen başılca tarımsal bitkiler, buğday, arpa, şeker pancarı, nohut, mercimektir.Ayrıca sebze ve meyvecilik de yapılmakta olup, üzüm, elma, armut, ceviz, vişne ve kiraz yetiştirilir. Hayvancılıkta büyük ve küçükbaş hayvan besiciliğinin yanı sıra kümes hayvanı da yetiştirilir. Arıcılık da ilçe halkının geçim kaynaklarından biridir.

    Türkiye’nin en çok turist çeken bölgelerinden Kapadokya’daki Hacıbektaş’ta inanç turizmi kapsamında özel bir yeri vardır. Bunun yanı sıra Karahöyük’ten çıkarılan arkeolojik eserler Hacıbektaş Veli Müzesinde sergilenmektedir. Hacıbektaş Veli Türbesi ilçe turizmi ve ekonomisine büyük canlılık katmaktadır. Dünyaca tanınmış Oniks Taşı (Hacıbektaş taşı)’ndan yapılan turistik eşyalar da ilçe ekonomisine büyük katkısı olmaktadır. Eski bir geçmişi olan Hacıbektaş taşçılığı, ilkel metotlarla ve aletlerle yapılmaktayken, bugün oldukça teknik usuller uygulanarak yapılmaktadır. Evlerde küçük ve basit el tezgahlarında çalışan taşçılar gün geçtikçe teknik atölyeler kurmaya başlamıştır.Böylece daha çok model ve çeşitlerde yapılmış hediyelik turistik eşyalar göze çarpmaktadır.ilçenin yeraltı zenginlik kaynakları yoktur.

    Hacıbektaş’ta Suluca Karahöyük’te 1967 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Kemal Balkan başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan arkeolojik kazılarda Prehistorik Çağlara ait buluntularla karşılaşılmıştır. Buna dayanılarak yörenin Eski Tunç Çağı (MÖ.3000-2000), Asur Ticaret Kolonileri Çağı (MÖ.1950-1800), Hitit Dönemi (MÖ.1800-1200), Frig Dönemi (MÖ.1200-650), Geç Hitit Çağı (MÖ.650-200)’nda yerleşime sahne olduğu anlaşılmaktadır. Bu dönemleri Pers, Makedonya, Galat, Kapadokya Krallığı, Roma , Bizans dönemleri izlemiştir. Yörede yapılan kazılarda bu dönemlere ait buluntularla karşılaşılmış olup bunlar, Ankara Anadolu medeniyetleri Müzesi ile Hacıbektaş Veli Müzesinde sergilenmektedir.

    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra buraya Türkmen boyları akınlar düzenlemiş ve bu boylardan bazıları da yöreye yerleşmişlerdir. XIII.yüzyılda büyük düşünür Hacı Bektaş-i Veli Horasan’ın Nişabur kentinden gelerek buradaki Suluca Karahöyük’e yerleşmiştir. O sırada yedi hanelik küçük bir köy olan Hacim Köyü, Hacı Bektaş-i Veli’nin gelmesi ile değişmiştir. Bundan sonra bu belde büyük bir ilim yuvası haline gelmiş, önemi artmış ve gelişmiştir. Aynı zamanda burası Anadolu’nun siyasi yönden en sıkıntılı zamanlarında bunlardan arınmak için bir merkez konumuna gelmiş, Türklük ve İslâmiyet’in yayılması için çalışılmıştır. Tarikat tarihinde önde gelen Bektaşilik te buradan kaynaklanmıştır.


    Kapadokya Bölgesi Danişmendlilerden sonra 1175’ten itibaren tamamen Selçukluların eline geçmiştir. Selçuklu Devleti’nin 1308’de yıkılmasından sonra İlhanlılar, Eretnaoğulları, Kadı Burhanettin ve Karamanoğullarının hakimiyetine giren yöre, Yavuz Sultan Selim tarafından 1515’ de Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde “Hacı Bektaş Veli’nin izniyle devlet Ertuğrul’a doğrulup, nice fetih ve fütuhat ederek, az müddette Söğütçük nam kasabada devlet oğlu Osman Han teveccüh etmiş, sikke ve hutbe ile Padişah-i Müstakil olmuştur”. Diye söz eder. Bundan da anlaşılacağına göre, Hacı Bektaş Veli’nin Osmanlı Devletinin müstakil Devlet ve Padişahlık olması, Yeniçeri Ocağı’nın kuruluş piri olması ve bu ordunun ilk kuruluşu, Osmanlının kendi adına ilk para basımında büyük ve önemli katkısı olduğu görülmektedir. Hacıbektaş Veli’nin yerleştiği bu köy, 1541 yılında Niğde’ye bağlı nahiye yapılmış, 1854’te Belediye teşkilatı kurulmuş ve kasaba konumuna getirilmiştir. Bu dönemde Hacıbektaş Kırşehir İli’ne bağlı bulunuyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra kasaba genişleyerek büyümüş, 1947 yılında ilçe olmuştur. Nevşehir’in il olmasından sonra Hacıbektaş, Kırşehir’den ayrılarak Nevşehir’e bağlanmıştır.

    Hacıbektaş’ta günümüze gelebilen eserlerin başında;

    Tekke Camisi (Hacı Bektaş Külliye Camisi)
    Cuma Camisi
    Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Dergâhı)
    Dedebağı Dergâhı
    Aslanlı Çeşme
    Üçler (Feyzi Baba) Çeşmesi
    Hoca Fakih Çeşmesi
    Savat Pınarı Çeşmesi
    Akpınar Çeşmesi
    Hacı Bektaş Veli Türbesi
    Güvenç Abdal Türbesi
    Balım Sultan Türbesi
    Bektaş Efendi Türbesi
    Karaburna Kalesi
    Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi
    Hacı Bektaş Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi
    Hacıbektaş Atatürk Evi-Müzesi
    Hacı Bektaş Veli Heykeli
    Beştaşlar
    Çilehane (Deliklitaş) ve Ozanlar Anıtı
    Sivil Mimari Örneklerinden evler gelmektedir. Ayrıca ilçede, Hırka Dağı, Bakıbağı, Babapınarı, Yabanlı,Koçaş, Karapınar, Çayırbağı, Aloğlu, Sungur, Kızılöz çiftlikleri ve Hanbağı, Şenbağı, Örenbağ gibi bağ ve bahçelerin bulunduğu mesire yerleri bulunmaktadır.


  6. 6
    elifizmir
    Özel Üye
    Nevşehir / Kozaklı


    nevsehir kozakli.jpg

    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir İline bağlı bir ilçe olan Kozaklı, kuzey ve doğusunda Yozgat, güneyinde Avanos, güney ve güneybatısında Hacıbektaş, batı ve kuzeybatısında da Kırşehir ile çevrilidir. Nevşehir’in en kuzey kesiminde yer alan Kozaklı’nın bulunduğu alan 1000 m. yüksekliğinde bir platodur. İlçe topraklarını Delice Çayı’nın kollarından Karasu Çayı ile Kalaycık Deresi sulamaktadır. İl merkezine 90 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 789 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 23.197’dir.

    Bitki örtüsü step görünümündedir. İlçede karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Yağışlar ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir.
    İlçenin ekonomisi tarım, hayvancılık ve nakliyeciliğe dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında, buğday, arpa, çavdar, şeker pancarı, patates, baklagiller ve az miktarda da soğan gelmektedir. Meyve ve sebzecilikte yapılmakta olup, üzüm, elma ve armut yetiştirilir. Hayvancılıkta küçük ve büyükbaş hayvan besiciliğinin yanında kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. İlçede 5 adet un fabrikası, 4 adet yem fabrikası, 1 adet tuğla fabrikası olup, 19 adet tavuk çiftliği bulunmaktadır. Ayrıca ilçede, Kozaklı kaplıcasından ötürü otel ve motel gibi konaklama tesisleri vardır.

    İlçenin Eski Çağ ve Yakınçağ tarihi ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. 1954 yılında birbirine yakın olan Hamamorta, Buruncuk, Bağlıca ve Kozaklı köylerinin birleştirilerek Nevşehir’e bağlı ilçe konumuna getirilmiştir. İlçedeki Kozoğlu Türbesi ve Hamamı’ndaki yazıtlara dayanılarak, Selçuklu döneminde burada bir yerleşim olduğu sanılmaktadır.

    İlçede romatizmal hastalıkların, kireçlenmelerin, cilt hastalıklarının, kronik iltihaplı kadın hastalıklarının, damar sertliklerinin, mantar hastalıklarının tedavisine iyi geldiği söylenen Kozaklı Kaplıcaları vardır.


  7. 7
    elifizmir
    Özel Üye
    Nevşehir / Ürgüp


    nevsehir urgup.jpg


    İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir İli’ne bağlı bir ilçe olan Ürgüp, batısında Nevşehir ili Merkez ilçesi, güneydoğusunda Kayseri, güneybatısında Derinkuyu, kuzeyinde Avanos ile çevrilidir. Nevşehir’in güneydoğu kesiminde yer alan Ürgüp’ün yarısı orta yükseklikteki düzlüklerden, yarısı da dağlık alanlardan oluşmaktadır. Dağlık alanların kuzeyindeki Kızılırmak Vadisine doğru alçalan arazi, Erciyes Dağı’nın püskürttüğü tüfler ve bazalt lavları ile kaplıdır. Burada Peribacalarına ve aşınma sonucu oluşmuş vadilere rastlanmaktadır. Ürgüp’ün doğu, güneydoğu ve güneyini Hodul Dağı (1.949 m.) engebelendirir.
    İlçe topraklarından kaynaklanan sular kuzey kesimindeki Kızılırmak’a katılmaktadır. Hodul Dağı yamaçlarından kaynaklanan küçük dereler ile Damsa Çayı da Kızılırmak’a katılır. İlçede Damsa Çayı üzerinde sulama amaçlı Damsa Barajı ve küçük bir baraj gölü bulunmaktadır. İl merkezine 18 km. olan ilçenin yüzölçümü 574 km2.dir. Toplam nüfusu ise 33.210’dur.

    İlçenin bitki örtüsü step görünümündedir. Ormanlık alanı yoktur. İç Anadolu’nun tipik Karasal İkliminin hüküm sürdüğü ilçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçer.


    İlçenin ekonomisi tarım, turizm ve halıcılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında; buğday, arpa, çavdar, patates, soğan gelmektedir. Meyve olarak da armut, üzüm yetiştirilir. Halıcılık geleneksel bir uğraş olup, köylerde ev tezgâhlarında halı ve düz yaygı olarak dokunmaktadır. İlçe sanayii tarım ürünlerinin işlenmesine dayalıdır. Şarap, pekmez, marmelat, yer karosu ve turistik eşya yapımına yöneliktir. Turizm ilçe ekonomisinin en önemli gelir kaynağıdır. Göreme Tarihi Milli Parkı’nın bir bölümünün ilçe sınırları içerisinde oluşu, ilçenin doğal ve kültürel varlıkları nedeni ile turizm son yıllarda daha çok gelişmiştir. Buna bağlı olarak ilçede otel, motel ve pansiyon gibi konaklama tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca Ortahisar yöresinde yapılan ve Limonluk denilen yer altı depolarında Akdeniz’den getirilen limonlar olgunlaşıncaya kadar bekletilir.

    Ürgüp ve civarındaki ilk yerleşim antik adı “Tomissos” olan Damsa Çayı’nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. Daha geç dönemlere ait en önemli kalıntılar ise Ürgüp kasaba ve köylerinde bulunan Roma Dönemi’ne ait kaya mezarlardır.


    Ürgüp yöresinde ilk kez Hititler yerleşmiştir. Hititlerden sonra Kimmerler’in Frig egemenliğine son vermesi sonucu yörede Medler (M.Ö.585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) hakimiyet kurmuşlardır. Makedonya Kralı İskender M.Ö.334 ve 332’de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.
    Büyük İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıkmış ve eski Pers soylularından Ariarathes’i kral ilan etmişlerdir. I.Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını oldukça genişletmiştir.
    İskender’in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma’nın bir eyaleti olduğu M.S 17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir. M.S.17’de Tiberius Kapadokya’yı Roma’ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son vermiştir. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege’ye ulaşımı sağlamış, bu yol askeri ve ticari bakımdan çok önem taşımıştır. Bu dönemde Anadolu’da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başlamışlar, Kayseri’nin önemli bir din merkezi haline geldiği IV. yüzyılda, Göreme, Ürgüp ve çevresine gelen Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil’in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastırlar kurmuşlardır.


    Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) hakimiyetine geçmiştir. VII.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya’da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar olmuş, Sasaniler bölgeyi 6-7 yıl kadar ellerinde tutmuşlardır. 651’de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi güçlerinin akınlarına uğramıştır. Bizanslılar döneminde İkonoklazm hareketi yaygınlaştığından Hıristiyanların bağnaz baskısından kaçan aydın görüşlü Hıristiyanlar buraya sığınmıştır. Bu yüzden de Ürgüp yöresinde yapılan kiliselerin fresklerinde İncil’den alınma resimlere geniş yer verilmiştir. Bu da günümüzde Ürgüp’ün turistik yönden önem kazanmasında büyük rol oynamıştır.
    Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, 1077’de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca, bu topraklar da Orta Asya’dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071’den önce VII.ve VIII.yüzyıllarda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur. Hititler döneminden kalma yörede bulunan 200’e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiştir. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır. Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Timur’un daha sonra da Eratna Bey’in hakimiyetine giren yöre 1381’de Kadı Burhanettin tarafından ele geçirildiyse de 1397’de Karamanoğullarının eline geçmiştir. 1397’de Yıldırım Beyazıt Karaman ilini topraklarına katınca Nevşehir ile birlikte Ürgüp de Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Yıldırım Beyazıt 1402 Ankara Savaşında Timur’a yenilince yeniden Karamanlı Beyliği yörede egemen olmuştur. II. Beyazıt’ın Karaman Beyliği’ne son vermesi ile 1466’da kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

    Osmanlı döneminde burada Hıristiyanlık etkili olmuş ve bu yerleşime Asiana ismi verilmiştir. XVI.yüzyılın başlarında altı mahalleden oluşan bir kasaba görünümünde idi. XIX.yüzyılın sonunda önemli bir merkez olmuştur. Lozan Antlaşması ile burada yaşayan Rumlar mübadele yolu ile Yunanistan’a gönderilmişlerdir.
    Bizans döneminde yörenin ismi; Osiana (Assiana), Hagios Prokopios, Selçuklular Dönemi’nde Başhisar, Osmanlılar zamanında Burgut Kalesi’dir. Damsa Çayı vadisinde dik kayalar dibine oyulmuş mağara evlerden oluşan küçük bir köy iken sonraları adı taşlık ve kayalık yer anlamına gelen Ürküp olmuş ve zamanla Ürgüp’e dönüşmüştür.

    XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetinin Niğde sancağına bağlı bir kaza idi. Cumhuriyet döneminde bir süre Kayseri’ye bağlı bir ilçe olarak kalmış, 1954’te de il olan Nevşehir’e bağlanmıştır.

    İlçede bulunan tarihi eserlerin başında;

    Ortahisar Kalesi
    Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi
    Pancarlık Kilisesi
    Aziz Basil Şapeli
    Mazı Yeraltı Şehri
    Taşkın Paşa Camisi
    Yaz Camisi (Mescid)
    Sekizgen Kümbet
    Altıgen Kümbet
    Taşkın Paşa Medresesi
    Ürgüp Müzesi
    Güvercinlikler
    Sivil Mimari Örneklerinden evler gelmektedir. Ayrıca ilçede
    Peribacaları
    Göreme Vadisi
    Pembe Vadi
    Damsa Barajı
    Üzengi Deresi gibi doğal güzellikler bulunmaktadır.


+ Yorum Gönder
volkanik topraklar ve tuflerle bozok yaylasi,  nevşehıracıgöl
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi