Düğün Gecesi!

+ Yorum Gönder
Sohbet Forumları ve Garip ve Esrarengiz Olaylar Bölümünden Düğün Gecesi! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    NormanCı
    Özel Üye
    Reklam

    Düğün Gecesi!

    Reklam



    Düğün Gecesi!

    Forum Alev
    Ahmet, elinde valizi şosede otobüsten inmişti,

    bundan sonra köyüne yayan gidecekti...Gökte

    yıldızlar, sanki gülüyordu delikanlıya, ne çok yıldız

    vardı, "askerlik bitti Dudu, çok şükür az sonra

    sana kavuşacağım !"diye geçirdi içinden. Yürüyordu

    yolu... Ekim ayının serin bir gecesiydi, bozkır ucu

    bucağı belli olmayan boz kır,önünde uzayıp gidi-

    yordu. Çocukluğu aklına geldi birden, yaz geceleri

    anası ile babası odalarında yatarken, o kız

    kardeşleri ile damda yatardı. Yer yataklarında

    gece yarılarına kadar kikir kikir gülerek, kendi ara-

    larında şakalaşırlardı...En ilginci de gökteki, yıldızı

    aralarında paylaşırlardı...Ahmet, sabaha karşı

    görünen en parlak yıldız olan demir kazık

    "çoban yıldızını severdi" ...

    Yolun kenarında, biçilen ekin tarlaları görünü

    yordu...Harman sonu, düğün gününü kararlaştırmış-

    lardı, Dudu'nun babası ile kendi babası.

    Babası, "Sağılacakla teskereni al gel, düğününü

    yapalım oğlum!"diye mektup yazmıştı. Trene biner-

    ken, kuracağı yuvanın düşünü kuruyordu..Konpart

    manda, yaşlı bir adamla, genç bir kadın vardı..

    "Oğul, pek dalgınsın, dikkat ettim, yüzün hiç

    gülmüyor, bir sıkıntın mı var ?"diye sormuştu yaşlı

    adam. Gülümsemişti, " teskeremi aldım, vatan bor-

    cunu yapıp köyüme sevdiklerime dönüyorum

    amca !" diye cevap vermişti..Adam, "nerelisin ?"

    diye sormuştu. Köyünün adını söylemişti...

    Tren birkaç istasyonda durmuş, inenler, binenler

    olmuştu...Yol yorgunluğunun üstüne uyku da

    bastırmıştı. Trenin sarsıntılı sesi, arada bir çalan

    düdüğü, askere giderken, kendisi gibi son tertip

    olan asker adaylarının, kiminin neşeli kiminin yakın

    larının gelmemesi nedeniyle buruk olmasını anım-

    sadı, gülümsedi, "Ahmet efendi ! askerlik bitti

    köyündesin işte..!"diye söylendi kendi kendine...

    Annesi ile babası, bacıları kim bilir nasıl şaşıracak-

    lardı...Tezkere gününü , yazmamıştı babasına

    Süpriz yapacaktı ! Dudu, yeşil gözlü, yay kaşlı

    yavuklusu karşısında görünce kimbilir nasıl sevi-

    necekti...Yanıklar köyünde, şimdiye kadar böyle

    düğün ne gördük ne de yaşadık !Aşkolsun

    Ahmet'lere diyeceklerdi...

    Köyün mezarlığına gelmişti. Taşlarla çevrili

    mezarlığın yanından geçerken içi ürpermişti

    nedense...Oysa, askerlikte, nöbet tutarken, karşıda

    mezarlık vardı, her gün, bu mezarlığa cenaze

    arabasıyla, erkek ,kadın, çocuk, yaşllı her dinden

    her mezhepten cenaze geliyordu. Müslüman mezarı

    hemen belli oluyordu.. Mezar taşının üstünde ay

    ve yıldız, ölenin adı soyadı, cinsiyeti , doğum

    ve ölüm tarihi, baba adı, memleketi yazılıydı...

    Mezarlığı geçmişti ki, arkadan sinsice yaklaşan

    bir tilki bacağını ıssırdı. " Vay namussuz hayvan !"

    diye tilkiye yerden bir taş alıp attı, tilki çoktan

    karşıya geçip mezarlığa girmişti...

    Köye, girdiğinde, gecenin bi yarısı olmuştu.

    Köy derin uykudaydı...Işıklar sönmüş, gök yüzünde

    testekerlek bir ay vardı, hava açıktı. Ayak sesine

    köyden birkaç köpek havladı...

    * * * *

    Avlu kapısından girdi, dut ağacına zincirle

    bağlı, kara kıllı, kulakları kesik bir köpek, sahibini

    tanımadığından , zinciri koparmak için yırtınırken

    Osman efendi, ayak yoluna çıkmak için, taş merdi

    venden iniyordı ki karşısında valizli, uzun boylu

    sırtında goçuk, Ahmet'i birden karşısında görünce

    tanıyamadı, "hayırdır inşallah ! Bu eli valizli kim

    bu gece vakti gelen !" diye söylendi...Ahmet,

    gülümseyerek, ay ışığında, balmumu gibi sarı yüzlü

    babasına baktı." Baba!beni tanımadın mı ?"dedi.

    " Ben Ahmet !" Adam, " Amet, oğlum !" diye sesi

    titredi.."Hayır mı oğlum ? Gece vakti insan gelir mi?

    Gündüz gelir insan, haydi yukarı çık, ben de

    su döküyüm geliyom "

    Ahmet , babasının açık bıraktığı kapıdan girdi..

    Osman efendi, etrafı taşla çevrili yüz numaraya

    oturarak büyük aptestini yaptı, sonra, naylon

    ıbrıktan su dökerek k.... yıkadı, sonra yerden

    sabunluktan el sabununu alarak, ellerini yıkadı

    şalvarını yukarı çekerek, merdivenden eve çıktı.

    Ahmet, elindeki valizi, kapı girişine koydu.

    Sonra babasının eline geldi, yaşı adam, oğlunun

    yüzünü öptü. Delikanlı, "Anamla,bacılarımı uyandır

    ma baba !"dedi.."Sabah olsun, görüşürüm..."

    Yaşlı adam, "yol yorgunusun oğul, yatağını

    yapsınlar da yat !" dedi..

    "Baba sen rahatına bak ! Ben şu sedire

    uzanırım...!" dedi..

    Osman Efendi, bir battaniye getirdi.

    "Uyuyanın üstüne kar yağarmış, şunu üstüne ört

    Ahmet, yastığa başını koyar koymaz uyudu

    * * * *

    O sabah, erkenden uyanan Ahmet, ocakta

    süt kaynatan annesinin elini öptü..Yaşlı kadın,

    sevinçten gözleri doldu geldi..Sarıldı oğluna. Devamı part 2 de.



  2. 2
    İLKİN
    Bayan Üye

    Cevap: Düğün Gecesi!

    Reklam



    güzel ve sürükleyici bir yazı olmuş askerden dönen delikanlının hikayesinin ikinci partını görüp okuduktan sonra yorumlamak daha uygun olacaktır kanaatimce







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi