Trakya fun club..hemşerilerim buyrun!

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Müzik Köşesi ve Fan Club Bölümünden Trakya fun club..hemşerilerim buyrun! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    meytan
    Üye
    Reklam

    Trakya fun club..hemşerilerim buyrun!

    Reklam



    Trakya fun club..hemşerilerim buyrun!

    Forum Alev
    Trakya (Yunanca'da: Θράκη - Thraki) Güneydoğu Avrupa'da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa kıtasındaki topraklarını içeren tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüzölçümü 133,080 km² olan bu bölgenin üç deniz ile sınırı vardir; Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi.

    Köken bilimi (etimoloji)

    Trakya kelimesi Eski Yunanca trachea kelimesinden türemiştir ve "gırtlak, soluk borusu" anl----- gelmektedir. Günümüz Türkçesinde İstanbul ve Çanakkale'deki coğrafi oluşumlara, denizler arasındaki doğal deniz yolu bağlantılarına "Boğaz" denmesi de bu yüzdendir. Bir başka deyişle Trakya, "Boğazlar Ülkesi"dir. Bulgarcası Тракия/Тrakija, Yunancası Θράκη/Thráki'dir.
    Trakya'nın Şehirleri


    Türkiye
    Edirne
    Kırklareli
    Tekirdağ
    İstanbul (Avrupa yakası)
    Çanakkale (Avrupa yakası)
    EDİRNE..





    KIRLARELİ



    İSTANBUL..



    TEKİRDAĞ



    ÇANAKKALE..





    trakya kızı ((İLK BEŞ!!))

    Trakya kızı rahattır…
    Trakya kızı içmeyi sever , adabıyla içer, iyi içer…(RAKI İÇER)
    Trakya kızı zekidir…
    Trakya kızı kapı gıcırtısına oynar… Dans etmeyi iyi bilir…
    Trakya kızı çekingenlik nedir pek bilmez… peynirden anlar… neşeli,dalgacı,tasasız,nice canlar yakan Avrupalı kızlarıdır
    ewet trakyalı tüm hemşerilerim sizi bekliorum...
    gelenlerı alta eklıcem
    1.meytan



  2. 2
    meytan
    Üye

    --->: ..trakya fun club..hemşerilerim buyrun!!!

    Reklam



    kırklareli....

    Kırklareli il toprakları Marmara Havzası’nın kuzey bölümünde, Istıranca Dağları (Yıldız) ile Meriç Havzası’nın doğusundaki Ergene Vadisi üzerindedir. Istıranca Dağları ile Karadeniz arasında kıyı kuşağını oluşturan Istıranca Dağları’ndan ötürü il alanının bir bölümü dağlık ve engebelidir. Bu engebeler kuzeybatıda Edirne’ye doğru, güneydoğuda da İstanbul’a doğru azalmaktadır. Bundan sonra da alçak ve orta yükseklikte platolara dönüşmektedir. İl alanının batı ve güneybatı kesimi de Ergene Havzası’nın önemli bir bölümünü oluşturur.


    Dağlar

    Istıranca (Yıldız) Dağları

    Kırklareli’nin kuzeybatı-güneydoğu yönündeki Istıranca Dağları’nın asıl ana noktalarını jeolojik yönden granit ve gnayslar oluşturur. Bunun üzerinde de kristalens yüzeyler yer alır. Orta yükseklikte bir dağ sırası olan Istırancaların en yüksek bölümü Kırklareli ile Demirköy arasındadır. Bu bölümdeki büyük ve küçük Mahya Dağları 1.031 m. ye ulaşır. Kırklareli-Demirköy hattının kuzeybatısına doğru da yükselti azalır. Buradaki başlıca yükseltiler, Fatmakaya Tepesi (901 m.), Sivritepe (851 m.), Kaletepe (846 m.), Dalyantepe (725 m.), Bocalar Tepe (680 m.), Karakoltepe (719 m.), Yeltepe (618 m.), Çavuştepe (726 m.) ve Topkoru Tepe’dir (592 m.).

    Istıranca Dağları kuzeyden Karadeniz’e dökülen, güneyde de Ergene’ye ulaşan akarsularla parçalanmıştır.

    İlin dağlık kesimini meydana getiren Kırklareli-Demirköy dışında kalan alanlar, Ergene Havzası’na doğru alçak platolara dönüşür. Bu platolar yer yer parçalanmış ve yarılmıştır.

    İl topraklarının kuzeyinde yer alan platolar, Istıranca Dağları ile Karadeniz kıyı kuşağı arasında çeşitli yüksekliklerden meydana gelmiştir. Bu kesimde Limanköy Platosu ve Demirköy Platosu bulunmaktadır. Bunlardan Limanköy Platosu Karadeniz’e eğimli alanların kuzeydeki bölümüdür. Düz olan bu plato denize yaklaştıkça dik kayalıklara dönüşür. Bu plato kuzeyde Bulgaristan-Türkiye sınırını oluşturan Rezve Deresi ile ikiye bölünür.

    Demirköy Platosu ise İğneada Havzası’nın batı ucunda yer alır. Granit bir yapı gösteren bu alan da Karadeniz’e açık olduğu gibi derelerle parçalanmıştır.

    Güney platolar Ergene Havzası ile Istıranca Dağlarının yüksek kesimleri arasındaki yöreyi kaplar. Ergene Irmağı’nın kolları ile parçalanmış olan bu kesimde çok sayıda düzlükler bulunmaktadır. Aynı zamanda da derin vadilerle yarılmıştır.
    Akarsular

    Ergene Nehri

    Meriç Nehri’nin önemli bir kolunu oluşturan Ergene Nehri kuzey ve güney yönlerindeki küçük derelerle beslenmiştir. Istıranca Dağları’ndan kaynaklanan bu nehir geniş bir yay çizerek Seyitler Bölgesi’nden Kırklareli il topraklarına girer. Edirne-İstanbul demiryoluna paralel olarak da devam eder. Pehlivanköy’ün batısından da Edirne topraklarına girer.

    Ergene Nehri yağışların arttığı dönemlerde taşar ve çoğu kez de sel baskınları meydana getirir.


    Paşaköy Deresi

    Istıranca Dağları’nın Vize’nin kuzeyinde kalan kesiminden kaynaklanan bu dere, Pazarlı’dan sonra doğuya yönelir ve Tekirdağ topraklarına girer. Tekirdağ’da geniş bir yay çizdikten sonra Misinli’nin batısında yeniden Kırklareli il topraklarına girer ve Ergene Nehri’ne karışır.


    Sulucak Deresi

    Istıranca Dağları’nın güney yamaçlarındaki Sergen bucağından doğan bu dere Kusmayı Köyü yakınında Ergene Nehri’ne karışır. Uzunluğu 55 km. yi bulmasına rağmen yaz aylarında kuruyan bir deredir.


    Lüleburgaz Deresi

    Istıranca Dağları’nın güney yamaçlarından kaynaklanan bu dere Lüleburgaz’ın kuzeyinde Celaliye, Kaynarca ve Poyralı dereleri ile birleşerek ardından Ergene Nehri’ne karışır. Derenin uzunluğu 58 km. dir. Yaz aylarında da genellikle kurur.


    Babaeski (Şeytan) Deresi

    Istıranca Dağları’ndan kaynaklanan bu dere, Babaeski’den sonra Kuştepe Köyü yakınlarında Ergene Nehri ile birleşir. Uzunluğu 60 km. dir. Bu dere yağışların arttığı dönemlerde çoğunlukla taşar.


    Teke Deresi

    Ergene Nehri’nin büyük kollarından biri olan bu dere Istıranca’nın batısından kaynaklanır. Yan derelerle birleştikten sonra Pehlivanköy’ün doğusunda Ergene ile birleşir. Uzunluğu 80 km. dir.


    Deringeçit Deresi

    Marmara Havzası’nın Kırklareli kesimi içerisinde bulunan bu dere Limanköy Platosu ile Demirköy Platosunu birbirinden ayıran çöküntü alanı içerisindedir. Hamdi Bey’in kuzeyindeki dağlardan kaynaklanan bu dere küçük kollarla birleştikten sonra bir lagün gölü olan Mert Gölü’nün olduğu yerde de Karadeniz’e dökülür. Uzunluğu az olmasına rağmen ormanlık bir alan içerisinde akar.


    Bulanık Dere

    Istıranca Dağları’ndan kaynaklanan bu dere Demirköy Platosu’nun ortasından geçer, Mahya Dağı’nın yamaçlarından kaynaklanan yan derelerle birleşerek İğneada’nın güneyinden Karadeniz’e dökülür.


    Rezve Deresi

    Dereköy’ün çevresindeki dağlık alandan kaynaklanan bu dere, güneydoğu ve doğu yönünde akarak küçük derelerle birleşir, önce kuzeye sonra doğuya dönerek Bulgaristan-Türkiye sınırını oluşturur ve Karadeniz’e dökülür. Dar bir vadi içerisinde akar. Uzunluğu çok fazla olmamakla beraber bol suyu vardır.


    Pabuç ve Kazan Dereleri

    Istıranca Dağları’nın en yüksek noktası olan Mahya Dağı’nın güneydoğu yamaçlarından kaynaklanan bu iki dere Karadeniz’e doğru birbirlerine yakın olarak akarlar. Pabuç Deresi Hamidiye bucağını Kazan Deresi de Aksicim bucağını geçtikten sonra Kıyıköy’den Karadeniz’e dökülürler.

    Bu derelerin bulunduğu alan Alabalık Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir.







    Göller

    Kırklareli il toprakları içerisinde büyük ölçüde bir göl bulunmamaktadır. Buradaki göllerin çoğu denizle bağlantılı olan küçük göller olup, bunlar Istıranca Dağları’nın doğusunda oldukça büyük bir alanı kaplayan İğneada çöküntü alanı içerisindedir. Bu çöküntü alanı III.-IV. Zamanda oluşmuş akarsuların denizle bağlantısı kesilmiş ve lagün gölleri konumuna gelmiştir. Bu göllerin başında dar ve uzun olan Erikli Gölü, Mert Gölü başta olmak üzere küçük göllerdir.

    Erikli Gölü denizle aynı düzeyde olup, çevresi sazlık ve bataklıktır. Kış aylarında gölün suları kuzey yönünden açılan bir kanalla Karadeniz’e boşalır. Yaz aylarında ise denizle olan bağlantısı kum yığınları ile kapanır. Bu göle Efendi Çayı, Geyikdere ve Mavroça Deresi dökülür.

    İğneada’nın güneyinde geniş bir düzlükte Mert (Kocagöl) Gölü bulunmaktadır. Bu gölün önünde zaman zaman daralan ve genişleyen bir kumul kuşağı bulunmaktadır. Mert Gölü kuzeyden Karadeniz ile bağlantılıdır. Bu bağlantı yaz aylarında kumlarla kaplanır. Gölün çevresi bataklık ve sazlıktır. Sazlıkların ardından da ormanlık alanlar başlamaktadır.

    Mert Gölü’nün güneyinden sonra gelen alanlarda Sakpınar Gölü bulunmaktadır. Çevresi ormanlık olan bu gölün önünde de bir kumul şeridi vardır. Bu yöredeki alüvyal düzlük alanlarda küçük göller bulunmakta olup, bunların en önemlileri Hamam Gölü ile Pedina Gölü’dür. Bu küçük göller turizm ve yabani yaşam açısından oldukça önemlidir.

    Bu göllerin dışında Panayır İskelesi yakınında, Karadeniz kıyı şeridindeki koylarda küçük lagün gölleri bulunmaktadır.






    Mağaralar

    Dupnisa Mağarası (Demirköy)

    Kırklareli Demirköy ilçesi Sarpdere Köyü’nün 5-6 km. güneybatısında bulunan Dupnisa Mağarası Kırklareli’nin turizme açılan ilk mağarası olduğu kadar, Türkiye’nin de önemli mağaralarından birisidir.

    Mağara 3.200 m. uzunluğunda olup, üç girişi vardır. Bunlardan birinci giriş Dupnisa Dolin, ikincisi Kuru Mağara, üçüncüsü de Kız Mağarası girişleridir. Mağaranın giriş kollarından birisi 556 m., diğeri 363 m. olup, üçüncü girişin ilk 1 km. si sulu olup, buradan çıkan kaynak Türk-Bulgar sınırı olan Rezve Deresi’ni oluşturmaktadır.

    Mağaranın yan kolları fosil ve ana sistemi aktif olup, içerisinde 150x60 m. ölçüsünde bir mekan bulunmaktadır. Mağaranın girişinden sonra üst yüksekliği sürekli artmakta olup aynı zamanda su seviyesi de yükselmektedir. Yaklaşık 1 km. sonra su miktarı azalmakta ve geniş bir mekana ulaşılmaktadır.


    Yenesu Mağarası (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesi Baklaya Köyü’nde bulunan Yenesu Mağarası, Trakya’nın üçüncü büyük mağarası olup, içerisi sarkıt, dikit, duvar damlataşları, damlataş havuzları ve makarnalar ile kaplıdır. Mağara içerisindeki göllerin üzerini bu tür doğal oluşumlar kaplamaktadır.







  3. 3
    meytan
    Üye
    Domuzdere Mağarası (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesi Baklaya Köyü’nde bulunan Domuzdere Mağarası’nın içerisi sarkıt, dikit, örtü , sütun ve duvar damlataşları ile kaplıdır. Mağara içerisinde geniş alanlar ve galeriler bulunmaktadır.


    Kıyıköy Mağarası (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesi Kıyıköy Beldesi’nin 2 km. güneyinde bulunan Kıyıköy Mağarası, içerilere doğru mednderesler çizerek gelişir ve yer yer damlataş çökelleri ile kaplıdır.


    Kaptanın Mağarası (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesi Kıyıköy’de bulunan Kaptanın Mağarası, Kıyıköy Mağarası’nın 200 m. güneyinde bulunmaktadır. Mağara içerisinde zengin damlataş oluşumları vardır.


    Tabiatı Koruma Alanları

    Kasatura Körfezi Tabiatı Koruma Alanı (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesi Kıyıköy’de bulunan Kasatura Körfezi Tabiatı Koruma Alanı 329 hektarlık bir alana yayılmıştır.

    Trakya’nın yegane karaçam ormanlarının bulunduğu bu alan değişik bitki türlerini kapsamaktadır. Bunların başında karaçam, Macar meşesi, sapsız meşe, saçlı meşe, doğu gürgeni, kara gürgen, dişbudak, kayın, akçaağaç, ıhlamur ve kızılağaç gelmektedir. Ayrıca koruma alanında, karaca, yaban domuzu, kurt, çakal, sansar, tilki, porsuk, tavşan gibi hayvanlar yaşamaktadır.




    Saka Gölü Tabiatı Koruma Alanı (Demirköy)

    Kırklareli Demirköy ilçesi Sivriler Köyü içerisinde bulunan Saka Gölü Tabiatı Koruma Alanı 1.345 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. İlçe merkezine 26 km. uzaklıktadır.

    Burada subasar (Alüvyol) ormanlarının yanı sıra çeşitli hayvanlar barınmaktadır. Ormanlarda kızılağaç, karaağaç, dişbudak başlıca ağaç türleri olup, ayrıca meşe, gürgen, kayın, karakavak, akkavak, söğüt, ıhlamur ve ceviz ağaçları bulunmaktadır. Burada barınan hayvanların başlıcaları ise; Geyik, karaca, tilki, kurt, tavşan, domuz, yaban kedisi, kuğu, yaban ördekleri, yaban kazları, çulluk , tahtalı, engerek, kör yılan, su yılanıdır. Ayrıca sulak alanlarda sazan, mercan, levrek, kerevit bulunmaktadır.

    Saka Gölü Tabiatı Koruma Alanı, zengin bitki örtüsünün yanı sıra orman ekosistemlerinin bütün olarak yer alması ile Avrupa çapında önem kazanmıştır.


    Plajlar

    Kırklareli, yaklaşık 50 km' lik doğal bir kumsala sahiptir. Bu kumsalın en önemli plajları Kıyıköy, İğneada ve Kastros'tur.


    Kıyıköy (Midye) Plajı (Vize)

    Kırklareli Vize ilçesine 40 km. uzaklıktaki Kıyıkoy Karadeniz’e yönelik kayalık bir zemin üzerinde bulunmaktadır.
    Buradaki Pabuçdere ile deniz arasında uzun ve dar bir kumsal bulunmaktadır. Aynı zamanda burada konaklama tesisleri ve kamp yerleri vardır.









    İğneada Plajı (Demirköy)

    Kırklareli Demirköy ilçesine 25 km. uzaklıkta bulunan İğneada Plajı 40-50 m. genişliğinde, 10 km. uzunluğunda bir kumsala sahiptir. Çevresinde konaklama tesisleri bulunmaktadır.

    İğneada'da koruma altına alınmış, Erikli, Mert, Hamam, Pedina, Saka, Sülüklü ve Ramana isimli yedi adet göl bulunmaktadır. Bu göllerde sazan, kızılkanat, kefal, levrek, ilerya gibi balık çeşitleri yaşamaktadır.







    Kastros Plajı (Vize)


    Kırklareli Vize ilçesi, Kıyıköy’e 18 km. uzaklıktaki Kastros Plajı, 500 m. uzunluğunda, 200 m. genişliğinde bir kumsala sahiptir. Kuzeyi ve güneyi ormanlarla kaplıdır. Kumu ince ve temizdir.

    Çevresinde çeşitli tesisler bulunmaktadır.







  4. 4
    meytan
    Üye
    sıra tekirdağ'da:D
    Yüzölçümü: 60218 km²
    Nüfus: 468.842 (1990)


    İLÇELER:

    Tekirdağ ilinin ilçeleri; Çerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, Malkara, Marmara Ereğlisi, Muratlı, Saray ve Şarköy'dür.

    Çorlu: Merkez ilçeye 37 km. uzaklıktadır. Antik kaynaklarda Adı Tzolous'dur. Kent, ortaçağda Bizans'ın İstanbul-Avrupa arasındaki antik yollar üzerindeki kalelerinden biri idi.

    Marmara Ereğlisi : Merkez ilçenin doğusunda, İl merkezine 39 km uzaklıktadır. Eski adı Perinthos olan ilçe, M.Ö. 600 yıllarında Samos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur.

    Muratlı : I. Sultan Murat bir sefer dönüşünde yörede otağ kurmuş ve beldeyi çok beğendiğinden beldeyi Murateli olsun diye ferman buyurmuştur.

    Saray : Eski bir yerleşim merkezidir. M.Ö. 400 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir.

    Şarköy : İl merkezinin güneybatısındadır. Turizm mevsiminde ilçe nüfusu iki kat artmaktadır. Zeytinlik ve yeşil bağları ile şirin bir ilçedir. Üzümü ve şarabı meşhurdur. Doğal güzelliklerinin yanı sıra otel, motel, pansiyon ve yazlık konutların çok olması sebebiyle tam bir tatil beldesi ve ilin turizm merkezidir.
    TARİHÇE


    Trakların kurduğu Tekirdağ, daha sonra Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı egemenliğinde kalmıştır.

    COĞRAFYA

    Marmara denizi boyunca akarsularca taşınmış alüvyonlarla kaplı kıyı ovaları vardır. Platolar bir aşınma yüzeyi karakterindedir. Güney kesimlerini Tekir Dağı ve Koru Dağı ile Ganos Dağları engebelendirir.


    Akdeniz ikliminin etkileri görülen Tekirdağ sahil şeridinde yazlar sıcak, kışlar ılıktır. Ergene havzasını içine alan kıyı ardı şeridinde, daha ziyade kara iklimi hakimdir. Şarköy - Kumbağ arasındaki kıyı şeridi Akdeniz iklimi karakterindedir.

    NE YENİR?

    Yörenin kirazı, balığı, karidesi, Tekirdağ köftesi, ayçiçeği, üzüm ve karpuzu, ayrıca Tekirdağ rakısı ve Şarköy şarapları meşhurdur.


    YAPMADAN DÖNME

    Tekirdağ, Rakoczy Müzesi ve Namık Kemal Evini görmeden,

    Şarköy ve Kumbağ'da denize girmeden,

    Tekirdağ köftesi yemeden,

    Şarköy şarabı, Tekirdağ rakısı almadan,

    Karacakılavuz el dokumalarından almadan,

    ....Dönmeyin.

  5. 5
    meytan
    Üye
    we edirne....
    Edirne


    EDİRNE
    GENEL BİLGİLER
    Yüzölçümü : 6.276 km²
    Nüfus : 40.599 (1990)
    İl Trafik No : 22
    Türkiye ile Yunanistan arasındaki Tekirdağ'ın kuzeyinde yer alan Edirne yıllar boyu Osmanlı başkenti, 18 inci yüzyılda ise Avrupa'nın en büyük yedi şehrinden biri olmuştur.100 yıl kadar bir süre Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olması buradaki tarihi ve mimari açıdan önemli yapıların sebebidir. Edirne, camileri, dini kompleksleri, köprüleri, eski pazar yerleri, kervansarayları ve saraylarıyla yaşayan bir müzedir.
    İLÇELER
    Edirne ilinin ilçeleri; Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu ve Uzunköprü'dür.
    Havsa : Havsa, Edirne'nin kuzey yarısında ve Lalapaşa yaylası üzerindedir. Havsa'ya Hafsa Hatun bir han, Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa bir külliye ve zamanın defterdarı (Maliye Bakanı) bir cami yaptırmıştır. Çok işlevli yapı topluluğu olan külliye, Mimar Sinan'ın eseridir.
    İpsala : İpsala, Edirne'nin güney yarısında yer alır. Ayakta kalmış olan Osmanlı yapısı, Alaca Mustafa Paşa Camii'dir. Tek kubbeli ve tek minarelidir. Tahta işçiliği bakımından sanat değeri taşır.
    Keşan : İlçe, Edirne'nin güney yarısındadır. Tarihsel değer taşıyan yapıları, Hersekzade Ahmet Paşa Cami ile İbrice-Keşan kervan yolu üstündeki üç taş köprüdür. Uzunkum adlı alçak kıyı, deniz turizmi bakımından elverişlidir. Düzgün yolları ve turistik işletme belgeli konaklama yerleri bulunan ilçe, Edirne'nin turistik yerlerindendir. İlçenin iç turizm bakımından önemli olayı, panayırı ile Hıdırellez'de yapılan dallık adlı bahar şenliğidir.
    Lalapaşa : İlçe Edirne'nin kuzey yarısındadır. İlçedeki en önemli tarihsel eserler, taş devrinden kalma türbe ve tapınaklardır. Bu türbelere, Tablataş, Kapaklıkaya, Perikızı Evi (dolmen) denir. Tapınma yerleri ise Ulutaş (menhir) adını taşır. Bunlar, dünyada benzeri az bulunan eserlerdir. Sinanköy'deki kale ören durumundadır.
    Meriç : İlçe, Edirne'nin orta kısmında ve Lalapaşa Yaylasının güney batı köşesindedir. İç turizm bakımından önemli olayları, Beyköy dallığı ve Mayalar adıyla anılan ilkbahar şenlikleridir.
    Süloğlu : Edirne'nin kuzey yarısında ve Lalapaşa Yaylası üstündedir. Baraj gölü çevresi bir piknik yeri olarak ilgi çeker.
    Uzunköprü : İlçe Edirne' nin orta kısmında ve Trakya Yontukdüzü üstündedir. En ünlü tarihi yapısı, Mimar Muslihiddin'in eseri olan Ergene Köprüsüdür. Uzunluğu 1200 metreyi, kemer sayısı 170'i geçer. Diğer önemli yapılar, II. Murat Külliyesi'nin tek minareli ve çatılı Muradiye Camii, II. Bayezit zamanında Mimar Hayreddin'in yaptığı Halise Hatun Camii, külliyenin bir vakfı olan Çifte Hamam, köprüye eklenmiş çeşmelerdir. Köprünün kentten yana ucuna, İkinci Meşrutiyet döneminde eklenen, Hürriyet Çeşmesi adıyla anılır. Daha eski öteki tarihi çeşmeler Gazi Mahmut (Belediye parkı), Halise Hatun (Hacı İbrahim Ağa ya da Tosbağacı) çeşmeleriyle Telli Çeşme'dir. Önemli iç turizm olayları, Bülbül Deresi'nde yapılan Dallık adlı bahar şenliği, av partileri ve panayırdır.


    GEZİLECEK YERLER
    Edirne Evleri
    Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti.
    Balkan Yarımadası'nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde "hayat" denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.
    Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu.
    Müzeler
    Edirne Müzesi
    Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
    Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi
    Örenyerleri
    Enez Antik Kenti: Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır.
    Dolmenler (Menhir, Taş Mezarlar): Lalapaşa ilçesinde İ.Ö.2000 sonları ile İ.Ö. 1000 başlarından kalma 'Dolmenler' (menhir, taş mezarlar) bulunmaktadır. Yapılan kazılarda mezar içlerinde bazı araçlar (Göz yaşı şişesi, madeni takılar) bulunmuş ve bunlar Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir.
    Saraylar
    Edirne Sarayı: Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca'nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450'de Edirne Sarayı'nın inşaatına başlandı. Sultan'ın 1451'de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı. Kalıntılar arasında, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babusseade, Matbahi Amire ve Adalet Kasrı'dır.
    Camiler ve Kiliseler
    Selimiye Camii: Edirnen'nin en önemli eseri olan Mimar Sinan'ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.
    1569 - 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir.
    Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır.
    Selimiye Cami (Merkez): Mimar Sinan'ın 80 yaşında yarattığı ve "Ustalık eserim" dediği anıtsal yapı Osmanlı Türk sanatının ve Dünya Mimarlık Tarihinin baş eserlerindendir.
    Edirne'nin ve Osmanlı İmparatorluğunun simgesi olan cami, kentin merkezinde yer almaktadır. Çok uzaklardan dört minaresi ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan'ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir.
    Kesme taştan yapılan cami, 2475 m2'lik bir alanı kaplar. Mimarlık tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camisi, yerden yüksekliği 43,28 m olan, 31,30 m çapındaki kubbesiyle ilgi çeker. Ayasofya'nın kubbesinden daha büyük olan kubbe 6 m genişliğindeki kemerlerle birbirine bağlanan sekiz büyük payeye oturur.
    Cami, mimari özelliklerinin erişilmezliği yanında taş, mermer, çini, ahşap, sedef gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemlidir. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin baş yapıtlarındandır. Yapının çini süslemelerinin, Osmanlı ve Dünya sanatında ayrı bir yeri vardır. XVI. yy. çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler, 'sıraltı' tekniğinde olup, İznik'te yapılmıştır.
    Selimiye camisinin 3,80 m çapında 70,89 m yüksekliğinde, üçer şerefeli dört zarif minaresi vardır. Cümle kapısının iki yanındakiler üçer yollu olup, her şerefeye ayrı merdivenlerden çıkılır. Diğer iki minare ise birer yolludur.
    Bir külliye olarak inşa edilen yapının, geniş dış avlusunda Darüssıbyan, Darülkur'a ve Darülhadis yapıları bulunmaktadır.
    Üç Şerefeli Cami (Merkez): 1443-1447 yılları arasında, II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Cami Osmanlı sanatında, erken ve klasik dönemler üslubu arasında yer alır. Burada ilk kez uygulanan bir planla karşılaşılmaktadır. 24 m çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen planlıdır. Bu planı Mimar Sinan, İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimi ile uygulamıştır. Ayrıca Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç şerefeli cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü olan anıtsal bir yapıdır.
    Camiye adını veren üç şerefeli abidevi minare, 67,62 m yüksekliğindedir. Her şerefeye ayrı yollardan çıkılmaktadır. Caminin süslemeleri de ilginçtir. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdendir.



    Muradiye Cami (Merkez): Muradiye mahallesinde, Sarayiçi'ne egemen bir tepeye II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Yazıtında tarih yoktur. Yan mekanlı (zaviyeli) camilerin en güzel örneğidir.
    Cami, dış görünüşünün yalınlığına karşın,iç süslemesi yönünden XV. yüzyıl Osmanlı sanatının dikkat çeken yapıtlarındandır. Mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk çini sanatının en güzel örneklerindendir.
    II. Bayezit Cami ve Külliyesi (Merkez): Tunca Nehri kıyısında, şehir merkezine 2 km uzaklıkta bulunan külliye, Edirne'nin en önemli yapıtlarındandır. Cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, erzak depoları ve diğer bölümleriyle geniş bir alana yayılmıştır. II. Bayezıt'ın 1484-1488'de yaptırdığı külliyenin mimarı Hayreddin'dir. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye, küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür.
    Yapıların en ilginci 20,55 m çaplı, tek kubbeli, iki minareli anıtsal camidir. Ana kubbeli mekanın yanlarında dokuzar kubbeli Tabhane (kitap basım yeri) bölümleri vardır. Bu bölümler doğrudan dışarı açılmaktadır. Mermer mihrap ve minber yalın görünüşlüdür. Somaki mermerden, son derece zarif hünkar mahfili, Edirne'deki ilk örnektir.
    Eski Cami (Merkez): Edirne'de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski anıtsal yapıdır. 1403’de Emir Süleyman tarafından yapımına başlanmış, Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414'te bitirilmiştir. Mimarı, Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer ibn İbrahim'dir.
    Yıldırım Camii (Merkez): Edirne'nin XIV. yüzyıldan kalma en eski camisi olup, şehir merkezine 3 km uzaklıktadır. Gerek planı, gerekse sütun başlıkları, yapının haç planlı bir Bizans kilisesi olduğunu göstermektedir. Yıldırım Bayezıt adına camiye dönüştürülürken (1400) temel dışında yeniden yapılmıştır. Ancak kıble yapının eksenine uymadığından, mihrap, haç kollarından birinin köşesine konmuş, eğimli bir görünüş almıştır. Günümüzdeki görünümüyle dört kemerli, kubbeli ve tek minareli camidir.
    Fatih Cami (Enez Ayasofyası-Enez): Bizans döneminden kalan yapı, oldukça büyüktür. Köşe duvarlı, haç planlı kiliseler grubundandır.
    Yapı, Osmanlı döneminde güneydeki kola mihrap ve minber yerleştirilerek camiye dönüştürülmüştür. Uzunlamasına gelişmiş haç planı ile Orta Bizans, dış yüzdeki tuğla süslemeleriyle de geç Bizans dönemi özellikleri göstermesi bakımından ilginçtir. Cami günümüzde yıkık durumdadır.
    Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi-Havsa): Havsa ilçesinde, Edirne yolundadır. 1576-1577'de Sokullu Mehmet Paşanın oğlu Kasım Paşa adına Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Külliye; iki kervansaray, cami, medrese, imaret, çifte hamam, tekke, köprü ve arastadan oluşuyordu. Günümüzde yalnızca cami, hamam, cami avlusuna dayalı ve ne olduğu anlaşılamayan ocaklı-nişli bir duvar, arastanın ortasında cami ile kervansarayı bağlayan dua kubbesi ve külliyeye daha sonra eklenmiş çeşme görülmektedir.
    Sweti George Kilisesi (Merkez): Edirne'nin Kıyık semtinde 1880 yılında inşa edilmiştir. 1889'da dekore edilen kilisedeki yazılar Slav Bulgarcası ile yazılmıştır. Daha önce aynı yerde bulunan kiliseden kalma bazı tablolar vardır. Yapı bakımlı durumdadır.
    Yahudi Havrası (Merkez): Edirne'nin Kaleiçi mevkiinde olup, 1902-1903 yıllarında inşa edilmiştir. Bugün yıkık durumdadır.
    Kervansaraylar
    Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman'ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırıldı.
    Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I. Sultan Ahmed'in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı.
    Köprüler
    Edirne'deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne'nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.
    Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640'da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü'nü ekletmiştir. 1451'de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır.
    1452'de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488'de Mimar Hayrettin'in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560'da Mimar Sinan'ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa'nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç'le Arda'nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köpıü) Edirne'nin en önemli köprüleridir.

    NE YENİR
    Edirne'ye özgü yiyeceklerin başında Edirne'nin meşhur tava ciğeri gelmektedir.Edirne'yi ziyaret edenler Edirne'nin tava ciğerini yemeden kentten ayrılmazlar.


    YAPMADAN DÖNME
    Edirne Müzesi,Türk İslam Eserleri Müzesi,Sağlık Müzesi,Balkan Savaşı Müzesi ve Karaağaç’ı görmeden,
    Selimiye Camii,Eski Camii,Üç Şerefeli Camii,Ali Paşa Kapalı Çarşısı ve II.Bayezit Külliyesini gezmeden,
    Meriç kenarında yemek yemeden ve Edirne’nin meşhur ciğer tavasını tatmadan,
    Badem ezmesi,deva-i misk şekeri,mis sabunu ve beyaz peynir almadan,
    Her yıl Haziran ayı son haftasında düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinliklerinde Edirne’de bulunmadan...
    Dönmeyin.


  6. 6
    Mattet
    Usta Üye
    guzel bi fan olmus emeginize saglık gercektende guzel yerler:)

  7. 7
    >esinti<
    Üye
    meytan g&#252;sel olmuş vatanımızın her k&#246;şesi cennet buda cennet &#246;rnegi:)
    ellerine sağlık....

  8. 8
    3_öz
    Usta Üye
    eline sağlık meytancım..herşey hakkında bilgi vermişsin ger&#231;ekten g&#252;sel olmuş........:)

  9. 9
    princess06
    Üye
    gercekten cok g&#252;zeller iyi bi calısma olmus emeğine sağlık.

  10. 10
    meytan
    Üye
    ger&#231;ekten trakyalı olan warsa ismini yukarıda yapacagım lısteye yazımm..ewet traakyalılar..beklıorum:D

  11. 11
    özgeee
    Yeni Üye

    --->: ..trakya fun club..hemşerilerim buyrun!!!

    Reklam



    bende trakyalıyım we ger&#231;ekten o kadar g&#252;zel yerlerki gidip g&#246;rmenizi tawsiye ederm!&#231;ok g&#252;sel anlatmışsınn memleketimizi:)tebrik ederim..

  12. 12
    gFb-Mmth
    Özel Üye
    iStanBuL faN !!:D:......

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
tekirdağın tarihi ve turistik yerleri
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi