İngilizcede Bağlaçlar

+ Yorum Gönder
Diğer Konular ve English - ingilizce Bölümünden İngilizcede Bağlaçlar ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    TUANA
    Emekli
    Reklam

    İngilizcede Bağlaçlar

    Reklam



    İngilizcede Bağlaçlar

    Forum Alev
    Bağlaç: İki cümleciği (kelime veya cümleyi değil)birbirine bağlayan yapılardır. “Conjunction”, bağlantı anlamına gelen “junc” kökünden türemiş olup “bağlaç” anlamındadır.
    Ahmet and Mehmet quarrelled. (Ahmat ve Mehmet tartıştılar.)
    Bu kullanımda “and” bağlaç değil; edat gibi kullanılmıştır.
    I studied hard, and the exam seem fairly easy. (Ben sıkı bir şekilde çalıştım ve sınav oldukça kolay görünüyor.)
    Bu kullanımda “and” bir bağlaç olarak kullanılmıştır.
    Bağlaçlar aynı kullanıma sahip olduklarından grup halinde verilecektir. Bir grup içinden birinin iyi öğrenilmesi diğerleri içinde geçerli olur. Ayrıca sınav açısından önemli olanlar işaretlenecektir.
    1. ) Coordinating Conjunction:
    İki cümlecik arasındaki bağlantıyı sağlayan bağlaçlardır. Tartışmalı olmasına rağmen genelde sayılarının yedi olduğu kabul edilir.
    And: ve (paralellik arzeden bağlaçtır.)
    But: ama, ancak, fakat (zıtlık bağlacıdır.)
    Or: veya (iki alternatiften birini seçen bağlaçtır.)
    Nor: ne de (or’un olumsuzu olup iki alternatiften hiç biri anlamındadır.)
    So: bundan dolayı (sonuca götüren bağlaçtır.)
    For: edat olarak,“için”; bağlaç olarak iki cümlecik arasında “zira” anlamındadır.
    Yet: zarf olarak, “henüz”anlamında; bağlaç olarak “halbuki” anlamındadır.
    Özellikle son ikisi çok iyi bilinmelidir.
    ***Not: Bu bağlaçların uygulanmasında üç temel özellik vardır. Bunları mutlaka iyi bilmeliyiz.
    Özellik 1 : Coordinating Conjunction bağlaçları mutlaka iki cümlecik arasında bulunurlar. Peki, bu özelliği bilmenin faydası nedir? Eğer sınavda cümlelerin başında ve sonunda bir boşluk varsa ve bir bağlaç isteniyorsa bu bağlaç iki cümlecik arasında olmadığı için kesinlikle bu yedi bağlaç lardan biri olamaz.
    Özellik 2 : Coordinating Conjunction bağlaçlarından önce mutlaka bir virgül (,) vardır. Bu özelliği bilmenin faydası ne olacak? Eğer sınavda ottası boş bırakılmış bir cümle var vebağlaç soruluyorsa eğer boşluktan önce bir virgül (,) yoksa bu yedi bağlaçtan biri olamaz.
    Özellik 2 : Coordinating Conjunction bağlaçlarının olduğu cümleler kesinlikle baştan sona doğru çevrilir. Bunun sağlıyacağı fayda ne olabilir? Cümle tam çevrilemezse bile en azından çevirinin baştan sona olduğunu bilirsek çözümde kolaylık sağlar.
    Coordinating Conjunction bağlaçlarına ve kullanım özelliklerine hakim olmak çok büyük fayda sağlar. Şimdi örneklerle kullanımlarını görelim.
    İt was raining heavily, so we postponed the match. (Yağmur şiddetli bir şekilde yağıyordu, bundan dolayı maçı erteledik.)
    Üç özelliğin uygulanmasına dikkat ediniz.
    He studied eight hours a day, but he failed the exam again. (O günde sekiz saat çalıştı, ancak yine sınavda başarısız oldu.)
    ***Not: So sonuç bağlacı olduğu için kendisinden sonra, birinci cümlenin sonucu gerçekleşmiş veya gerçekleşecek bir durum vardır. Aynı şekilde “but” zıtlık bağlacıdır. Kendisinden sonra birinci cümlenin zıttı bir durum vardır. “and” paralellik arzettiği için kendisinden sonra birinci cümlenin paralelinde gerçekleşen bir durum olacaktır. Bu şekilde bağlaçların kullanımına da dikkat etmek gerekir.
    They were requesting higer wages, and the employer had to give in their demand. (Onlar daha yüksek ücretler istediler, ve işveren onların taleplerine boyun eğmek zorunda kaldı.)
    Give in: boyun eğmek, teslim olmak
    Wage: ücret
    “and, but ve so” bağlaçlarında genellikle özne ortak olduğu için ikinci kez yazılmaz. Bu yüzden (,) bu kısaltmalarda kullanılmaz. Bu ayrıntıdır. Şimdilik konuyu genel kuralları ile öğreneceğiz. Daha sonra bu ayrıntıya değinilecektir.
    I wanted my son to be an engineer, yet he preferred the medicine. (Ben oğlumun bir mühendis olmasını istedim, halbuki o tıpı tercih etti.)
    “but ve yet” zıtlık bağlaçlarıdır. Konuşma dilinde genellikle “but” geçer. “ yet” kullanımı ileri düzey içindir.
    You must obey the rules the school, or you must leave it. (Okul kurallarına uymalısın veya okuldan ayrılmalısın.)
    Virgülün (,) mantığı konuşmadaki duraklama içindir.
    He didn’t call us, nor did he write to us. (O bizi aramadı, ne de bize yazdı.)
    ***Not: Coordinating Conjunction bağlaçlarının kullanımında istisnai bir durum vardır. “nor” bağlacı kendisinden sonra devrik bir yapı ister. Yukarıdaki örneğe dikkat ediniz.

    ***Not: Bu yapılarda kullanılan cümleciklere “independent clouse” denir. Cümlecikler bağımsız oldukları için aralarında zaman uyumu yoktur. Eğer böyle bir cümlenin zamanları sorulursa iki cümlecik arasında zaman uyumu aranarak çözülmemelidir. Her cümlenin kendi içine bakıp, zamanını kestirebilmek gerekir.
    He arrived yesterday, but he insists on going tomorrow. (O dün geldi, ancak yarın gitmek için ısrar ediyor.)
    2. ) Sentence Connector:
    Bu gruptakler cümlecik değil de cümleler arasında bağlantı kurarlar. Bu özelliklerinden dolayı bağlaç tanımına uymazlar. Bu yüzden bunlara bağlaç değil de “cümle bağlayıcıları” denir.
    Bu yapılarda iki cümle vardır. Birinci cümle bitmiş, noktalanmıştır. Ama ikinci cümle birinci cümleye çok uzak değil, onunla ilişkilidir. İşte bu cümle bağlayıcıları ikinci cümlenin başında, ortasında veya sonunda olabilirler.
    Bu maddedekiler grup halinde verilecektir. Hepsinin kelime anlamı iyi bilinmelidir. Kullanımları aynı olduğu için birini iyi bilmek diğerlerini de bilmek anlamına gelir.
    Grup: 1. İki cümle arasında paralel bir ilişki sağlayanlar
    Furthermore:
    Moreever:
    what’s more: ayrıca (en çok kullanılan ilk ikisidir.)
    İn addition:
    Olso:
    Grup: 2. İki cümle arasında bir zıtlık ilişki sağlayanlar
    However:
    Nevertheless:
    Nonetheless: ancak bununla bereaber (en çok kullanılab “however”dır.)
    On the contrary:
    Still:
    Grup: 3. Sonuca götüren bağlayıcılar
    Therefore
    Thus
    Hence Sonuç olarak, böylece (en çok kullanılan ilk üçüdür.)
    As a result
    Consequently
    Grup: 4. Alternatif belirten bağlayıcılar
    Or else:
    Otherwise: aksi taktirde

    Kullanımları:
    There were serious claims about him. Therefore, he had to give his resignation. (Onun hakkında ciddi iddialar vardı. Bu yüzden istifasını vermek zorunda kaldı.)
    İpuçları:
    1.) İki cümle olduğu için ve aralarında nokta olduğu için bağlaç kullanılamaz, connector kullanılmalıdır.
    2.) Connector ikinci cümlededir. İkinci cümle connector açısından üç şekilde yazılabilir.
    Therefore, he had to give his resignation.
    He had to, therefore, give his resignation.
    He had to give his resignation, therefore.
    3.) Connector çeviride başta söylenir.
    4.) Noktalı virgülden sonrada connector kullanılabilir. Çünkü ( de de cümle bitmiştir.
    İt was very cold outside. However, he went out to play. (Dışarısı çok soğktu. Bunula bereaber o oynamak için dışarı çıktı.)
    İki cümle arasında nokta olduğu için “connector” kullanıldı. Bu cümleyi bir bağlaç kullanarak da yazabiliriz. Bu durumda nokta yerine virgül olacaktır. Bu ki farklı yazılım anlam olarak aynı; gramatikal olarak farklıdır.
    İt was very cold outside, but he went out to play. (Dışarısı çok soğktu, ancak o oynamak için dışarı çıktı.)
    The results were favourable; still, we couldn’t persuade him. (Sonuçlar olumluydu; buna karşın onu ikna edemedik.)
    They offered a good job; therefore, I accepted it. (Onlar iyi bir iş önerdiler; bu nedenle ben onu kabul ettim.)
    We had to punish him; otherwise, he could do something else. (Biz onu cezalandırmak zorunda kaldık; aksi taktirde o başka bir şey yapabilirdi.)
    ***Not: “else” kelimesi “some, any, noe, very” gibi sözcüklerin türevlerinden sonra “başka” anlamında kullanılır. Bunların dışında “başka” anlamını ismlerden önce “another” kullanarak veririz.
    Any, some, no, every türevleri + else anouther + noun şeklindedir.
    İnflation rate was extremely high; therefore, the goverment put into effect some measures. (Enflasyon oranı son derece yüksekti; bu nedenle hükümet bazı tedbirleri yürürlüğe koydu.)
    put into effect: yürülüğe koymak (“into” su birkaç kez sorulmuş)


    .) Correlative Conjunction
    “İlişki sağlayan bağlaçlar” demektir. En rahat öğrenilen ve sınavda en rahat görülebilen bağlaçlar bu maddedeki bağlaçlardır. Çünkü ikili sözcüklerden oluşurlar ve her iki cümleciğe de serpişirler. Önceleri bu bağlaçların bir sözcüğü boş bırakıp, diğer sözcüğünü sorarlardı. Ama artık her iki sözcüğü de boş bırakıp, zorlaştırarak soruluyor. Bu nedenle srusunda cümle iyi irdelenerek uygun bağlaca gidilmelidir. Şimdi bu grup bağlaçları yazalım
    Not only but also: sadece değil aynı zamanda
    Both and: hemhem de
    Either or: ya ya da (İki alternatiften biri)
    Neither nor: ne ne de (İki alternatiften hiç biri)
    Whether or: gerek gerekse (olsun olsun)
    “Not only but also” ve “Both and” bağlaçları anlam olarak birbirlerine yakındırlar. Eğer bir bağlaç sorusunda bu ikisi şıklarda var ise büyük bir olasılıkla ikisi de cevap değildir.
    “Not only but also” bağlacının kullanımında “but also” kısmında bazı istisnalar vardır. Yalnızca “but” veya yalnızca “also” olabilir. Yani bu bağlaç “not only but” veya “not only .also” şeklinde de kullanılabilir.
    Bu bağlaçta ayrıca başka bir kullanım daha da vardır. “also” de, da anlamındadır. Bu anlama gelen “as well” sözcüğü de “also” yerine kullanılabilir. Yalnız bu kullanımda önemli bir özellik vardır. “as well” sözcüğü “but”tan ayrılır ve cümle sonuna gider. Çünkü “as well” sözcüğü daima cümle sonunda yazılır. Örnek üzerinde bu özellik daha iyi anlaşılacaktır.
    The robber not only shot around but also crashed everything. (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
    The robber not only shot around also crashed everything. (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
    The robber not only shot around but crashed everything. (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
    The robber not only shot around but crashed everything as well. (Soyguncular sadece etrafa ateş etmediler, aynı zamanda her şeyi yerle bir ettiler.)
    “Not only but also” ve “Both and” bağlaçları anlam olarak birbirlerine yakın oldukları için yukarıdaki cümle “both .and” ile de yazılabilir.
    The robber both shot around and crashed everything. (Soyguncular hem etrafa ateş açtılar, hem de her şeyi yerle bir ettiler.)

    Görüldüğü gibi iki cümle arasında anlamca pek fark yoktur. Ama gramatikal olarak birbirinden farklıdırlar.
    I both tried to learn English and to know people in England. (Ben İngiltere’de hem İnglizce öğrenmee hem de insanları tanımaya çalıştım.)
    You must either obey your superior or leave such a job. (Siz ya üstünüze itaat edersiniz ya da böyle bir işi bırakırsınız.)
    He neither studied nor helped his father with his business. (O ne öğrenim gördü ne de babasına işinde yardım etti.)
    Bu iki bağlaç birbirlerinin olumsuzudur. Bu iki cümlede bağlaç yeri boş bırakılıp sorulursa, hangi bağlacın uygun olacağı mesajı cümle etüt edilerek çıkarılmalıdır.
    Önemli Kural
    Not only but also bağlacının kullanımında “not only” kısmı cümlenin başına alınarak da yazılabilir. Bu kullanım bağlacın rahat görülebilmesi için yapılan bir harekettir. Bu durumda kural ihlal edildiği için telafisi gerekmektedir. Bu da “not only”den sonraki cümleciğin devrik olması ile sağlanır. Önemli bir özelliktir, iyi bilinmeli
    He not only insulted his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.)
    Not only did he insult his friends but also beat them. (O sadece arkadaşlarına hakaret etmedi aynı zamanda onları dövdü.)
    Sınavda “not only”nin başta kullanıldığı bir cümle verilerek devrik yapı istenir. Eğer bu kuralı bilmezsek zorlanacak bir sorudur.
    Sult: üstüne atlamak
    Consult: con: beraber, sult: (bir insanın) üstüne atlamak. Consult: danışmak
    İnsult: in:içine, sult: (bir insanın) üstüne atlamak. İnsult:hakaret etmek
    Beat: dövmek, mağlup etmek
    Superior: amir, üstün
    Superıority: üstünlük
    4.) Adverbial (Subordinating) Conjunction
    Asıl bağlaç işlevi olan bağlaç grubudur. Zarf sözcüğünü irdeliyerek mantığını anlamak gerekir. Bir zarf sözcüğünün yaptığı işi bir cümlecik de yapabilir. Bu durumda iki cümlecik olur ve birbirine bağlamak için de bir bağlaca ihtiyacımız vardır. Bu bağlaç “adverbial conjunction” olur.
    I met them last week. (Ben onlarla geçen hafta karşılaştım.)
    “last week”, zaman belirten bir zarf tümlecidir. Bunun yerine bir cümleck de kullanılabilir. Bu durumda bir temel cümle ve bir yan cümle olmak üzere iki cümlecik olur ve bunları birbirine bağlamak için bir bağlaca (adverbial conjunction) ihtiyacımız vardır.
    I met them when we were in London. (Biz Londra’dayken onlarla karşılaştım.)

    ***Not: Bu bağlaç grubunu diğerlerinden ayıran önemli bir özellik vardır ki çok önemli ve mutlaka iyi bilinmelidir. Bu bağlaçlar anlamlarını yan cümleciğin fiiline yüklerler.
    Zarfların kullanılma özelliğininden zarfın başa alınabileceğini hatırlayınız. Bu durumda Zarf cümleciği de başa alınabilir. Yani yukarıdaki cümleyi şöyle de yazabiliriz.
    When we were in London, I met them. (Biz Londra’dayken onlarla karşılaştım.)
    When you are at home, (Siz evde olduğunuzda, .........)
    When you were at home, (Siz evde olduğunuzda, .........)
    While you are studing, . (Siz çalışırken.........)
    While you were studing, . (Siz çalışırken.........)
    Görüldüğü gibi bu bağlaçlarda bağlacın anlamı yükleme eklendiğinden zamanın ne olduğu kayboluyor. Bu nedenle bu grup bağlaçlarda zaman uyumu vardır. Temel cümlenin zamanına göre yan cümleciğin zamanı tespit edilir. Bu zaman uyumu çok önemlidir. Fazla sayıda örnek çözülerek hakim olunabilir.

    Adverbial Conjunction’ları anlamlarına göre gruplara ayırarak inceliyeceğiz. Her grup için hem tek tek anlamları hem de kullanım özellikleri verilecektir. Özellikle KPDS açısından önemli olan özelliklerine dikkat çekilecektir.
    Grup 1: Time Conjunction: Zaman bağlaçlarıdır. Eylemin ne zaman yapıldığını belirlerler.
    When: dığı zaman
    After: den sonra
    Befor: den önce
    As: iken
    While: iken
    Just as: tam iken
    Until / Till: ceye kadar
    By the time: ceye kadar
    Since: dığından beri
    As soon as: ir, imez
    As long as: dığı sürece
    Once: .ce / ca
    No sooner than: .....mesi ile .....mesi bir oldu
    Hardly / Scarcely when: tam ..mıştı ki .oldu
    Son ikisinin yapısı farklı olmasına rağmen aslında anlamları aynıdır. Önceleri sıkça bu ikisi sorulurdu.
    Time bağlaçlarından en önemlileri yukarıya alındı. Anlamları ile birlikte çok iyi bilinmeli. Direk bir soru kesin gelir. Ayrıca iyi bilinmesi sınavın anlama yönelik sorularında büyük kolaylık sağlar.
    Kullanımları
    1.) Zaman bağlaçlarının olduğu cümlecikte hiç bir future tense kullanılmaz. (Bu kural sadece İnglizce’ye has bir özelliktir.)
    Zaman uyumunda kesinlikle temel cümlecik ve yan cümlecik aşağıdaki şekilde kurulamaz. Bunun bilinmesi zaman uyumu sorularında büyük bir rahatlık sağlar.
    Past Future
    Present Past
    2.) Since: dığından beri. Bu bağlaç genel zaman uyumunu bozan tek bağlaçtır.
    (Present Perfect) + Since + (Simple Past)
    I haven’t seen them since they moved to another town. (Onlar başka bir kasabaya taşındıklarından beri onları görmedim.)
    Bağlacın bulunduğu cümlecik yan cümleciktir. Bazen yan cümlecik başa alınarak da verilebilir, düşmemek gerekir.
    Since they moved to another town, I haven’t seen them. (Onlar başka bir kasabaya taşındıklarından beri onları görmedim.)
    Since bağlacının bulunduğu cümlede neden temel cümlecik “present perfect”; yan cümlecik “simple past”tır?
    Bu soruyu bir cümle yazarak açıklayalım:
    I haven’t seen him since last year. (Ben onu geçen yıldan beri görmedim.)
    Zamanlar konusu işlenirken “since”in present perfect ile kullanıldığını çünkü bununla geçmişte olan bir olayın etkisinin şu ana kadar devam ettiğini söylemiştik. Bu cümlede zarf olan “last year” sözcüğünün yerini tutan bir cümlecik de yazabiliriz. Bu cümleciğin eylemi geçmişte olacağından bunun da zamanı past olacaktır. Bundan dolayı since’in olduğu cümlede temel cümlecik “present perfect”; yan cümlecik “simple past” olur. Bu nedenle “since” bağlacı genel zaman uyumunu bozan tek bağlaçtır.
    3.) As ve While: ikisi de “.........iken” anlamındadır. Aralarındaki fark nedir? Olayların oluşma süreleri bu iki bağlacın kullanımını belirler.
    As: Kısa süreli olaylarda kullanılır. dışarı çıkarken, eve girerken vb. Bu nedenle “as” bağlacının olduğu cümlecikte simple zamanlar (continuous olmayan) kullanılır.
    While: Uzun süreli olaylarda kullanılır. televizyon izlerken, oyun oynarken vb. Bu nedenle “while” bağlacının olduğu cümlecikte continuous’lu zamanlar kullanılır.
    As I went out, it began to rain. (Ben dışarı çıkarken yağmur yağmaya başladı.)
    While I was waiting, it began to rain. (Ben beklerken yağmur yağmaya başladı.)
    4.) Just as: Bu bağlacın kullanımında yan cümlecik zamanı “as”ten dolayı kısa olaylardır ama “just”tan dolayı da continuous’ludur. Bu sürekli zaman genellikle “past continuous”tur.
    Just as I was leaving home, the phone rang up. (Tam ben evden ayrılırken telefon çaldı.)
    5.) By the time / until – till: by edat olup (zamanlar bilgisinden hatırlayınız) bir ismin önünde ve future perfect ile kullanılır. the time’ın eklenmesi ile bağlaç olur. Until ve till arasında hemen hemen bir kullanım farkı yoktur. Üçü de “.........ceye kadar” anlamındadır.

    Future perfect Simple present
    By the time
    Past perfect Simple Past

    Mantığı: Bağlaçtan önceki zaman sonrasındaki zamanın öncesidir. Futurlu tenseler bağlaç cümleciklerinde kullanılmadıklarından alternatifi olan Simple present’e gidilmiştir. Yani “by the time” bağlacının kullanımında zaman uyumu açısından iki alternetif vardır.
    The children will have slept by the time we arrive at home. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuş olacak.)
    By the time we arrive at home, the children will have slept. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuş olacak.)
    Bu cümlede eve varma olayının gelecekte olduğunu, çocukların uyumasının da gelecek te olan eve varma olayından önce olduğunu anlıyoruz.
    The children had slept by the time we arrived at home. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuştu.)
    By the time we arrived at home, the children had slept. (Biz eve varıncaya kadar çocuklar uyumuştu.)
    Bu cümleden eve varma olayının geçmişte olduğunu ve çocukların uyumasının geçmişte olan eve varma olayından önce gerçekleştiğini anlıyoruz.
    Turkey’s population will have exceeded 100 millions by the end of next decade. (Türkiye’nin nüfusu önümüzdeki on yılın sonuna kadar 100 milyonu aşmış olacak.)
    Turkey had applied to the EU by the end of 1950s. (Turkiye 1950’lerin sonuna kadar AB’ne başvurmuştur.)
    “by”lı cümlede Zaman dilimi gelecekte ise: Future Perfect
    “by”lı cümlede Zaman dilimi geçmişte ise: Past Perfect kullanılır.
    Konuyu ezberlemeden mantığını anlamak gerekir.
    “by ve by the time”ın dışında gramer olarak future perfect kullanılmaz. Eğer soruda future perfect verilmişse by ve by the time; bunlar verilmişse future perfect istenir. Bu nedenle soruyu iyi okuyup bizi sonuca götürecek ipuçlarını bulmak gerekir.
    By the time için verilen özellikler Until / Till için geçerli değildir. Çünkü by the time’daki önceye çekme hareketi Until / Till’de yoktur.
    I will wait for you until you return. (Siz dönünceye kadar sizi bekliyeceğim.)
    Özellikle “since ve by the time” bağlaçlarının kullanımlarını çok iyi bilmek gerekir.
    I had no sooner left home than it began to rain. (Evden ayrılmamla yağmurun yağmaya başlaması bir oldu.)
    İki olay vardır. En son olan past; öncesinde olan Past perfect ile ifade edilir.
    Bu cümleyi “hardly.when” ile de aynı anlama gelmek üzere aktarılabilir.
    I had hardly left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.)
    He had no sooner bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.)
    ***Not: “no soonerthan” ve “hardly..when” bağlaçları kullanımda başa alınabilir. Bu kural ihlali olduğu için telafi olarak cümle devrik yapılır.
    No sooner had he bought a car than he had an accident. (Arabayı alması ile kaza yapması bir oldu.)
    Hardly had I left home when it began to rain. (Tam dışarı çıkıyordum ki yağmur yağmaya başladı.)

    Grup 2: Cause Conjunction (Sebep bağlaçları) : Sebep bağlaçları ana cümlecikteki eylemin neden gerçekleştiğini anlatan yan cümleciğin başıda bulunur. Bu bağlaçların hepsi de “.......dığı için” anlamındadır. Ayrıca zaman uyumu bu bağlaçlarda da vardır.
    Because
    As
    Since
    Seeing that
    Now that
    Given that
    Aşağıda verilmiş olan yapılar normal kullanımları ile edat yapısındadırlar ve biliyoruz ki edatlar bir isim ile kullanılırlar. Bu edatların hepsinin anlamı “.....den dolayı”dır. Bunlar bir ekleme ile bağlaca dönüştüklerinden yukarıdakilerden ayrı olarak verildi. Bu edatlara “the fact that” eklenerek bağlaca dönüştürülür. Bağlaç olduklarında yukarıdakiler gibi “....dığ için” anlamındadırlar.
    Sebep bağlaçlarının anlamlarının bilinmesi yeterli olur. Ayrıca aşağıdakilerin gramatikal olarak edat – bağlaç ayırımını yapabilmek önemlidir.
    Due to
    Owing to
    Because of den dolayı + the fact that: dığı için
    On account of
    İn view of
    We had to give up the project since it began to be expensive. (Proje pahalı olmaya başladığı için ondan vaz geçmek zorunda kaldık.)
    Since, As ve daha sonra göreceğimiz While bağlaçları farklı bağlaç olarak kullanılabilirler. İnglizce’de bu kullanıma sahip olan sadece bu üç bağlaçtır. Yapı ve kullanımlarına göre hangi bağlaç anlamında olduğunu görebilmek gerekir. Örneğin tense uyumundan dolayı yukarıdaki cümlede since “....den beri” olarak değil de “.....dığı için” anlamında kullanılmıştır.
    They couldn’t arrived there in time because the traffic was heavy. (Trafik yoğun olduğu için oraya zamanında varamadılar.)
    He was dismissed since he was always late for the work. (O daima işe geç kaldığı için kovuldu.)
    Miss: görevlendirmek; dismiss: görevden almak
    We called off the match owing to the rain. (Biz yağmurdan dolayı maçı iptal ettik.)
    Bu kullanımı ile “owing to” edattır. Çünkü edatlar bir isim ile kullanılır; bir cümlecik ile değil. Ayrıca “the fact that” almamıştır. Şimdi bunu bağlaç olarak kullanalım.


    We called off the match owing to the fact that it was raining. (Biz, yağmur yağdığı için maçı iptal ettik.)
    “owing to the fact that”in bağlaç oldığuna, ve sonrasında bir cümlecik olduğuna dikkat ediniz.
    No one could live over there due to cold weather. (Soğuk havadan dolayı kimse orada yaşayamaz.)
    No one could live over there due tothe fact that it was extremely cold. (Orada hava son derece soğuk olduğu için kimse yaşayamaz.)
    Önceleri bu konu ile ilgili edat – bağlaç ayıtımı sorulurdu. Bir de anlama göre hangi bağlacın uygun olduğunu seçmemizi isteyen sorular sorulurdu. Son sınavlarda direk edat veya bağlaç sorulur.
    Hem bu bağlaçlar hem de bu edatlar eş anlamlıdırlar, birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Bu nedenle eğer bunlardan ikisi şıklarda varsa ikisi de cevap olamaz. Sadece “due to”nun ileri düzey olarak bir nüans farkı vardır. Bunun sadece “be” fiilinden sonra kullanıldığı söylenir. Bu özellik KPDS’de şimdiye kadar hiç sorulmadı.
    Due to his ilness, he failed the exam. (O hastalığından dolayı sınavda başarısız oldu.)
    Due to the fact that he was ilness, he failed the exam. (O hasta hasta olduğu için sınavda başarısız oldu.)
    Görüldüğü gibi edat ve bağlaç başa da alınabilir. Bu durumda bağlaçlı cümleciğin sınırı (,)’e kadardır.
    Grup 3: Concession Conjunction (Zıtlık Bağlaçları): Concession taviz, ödün demektir. Gramatikal olarak zıtlık anlamı vardır. Ayrıca bu gruba “contrast” bağlaçları da denilebilir.
    Though
    Even though
    Although
    Despite the fact that
    İn spite the fact that
    Beşi de eşanlamlı olup “.....e rağmen” anlamındadır. “despite ve in spite of” edat olup “the fact that” eklenmesi ile bağlaca dönüşürler.
    Whereas
    While
    Bu iki zıtlık bağlacı “....iken, oysa” anlamındadır. “while”ın bu anlamı zıtlık anlamındaki “iken”dir. Yani “ben ders çalışırken o TV izliyordu” örneğindeki gibi. Eşanlamlı oldukları için ikisi şıklarda olursa ikisi de cevap olamaz.
    Howevwe + (Sıfat – Zarf)
    Whatever + (İsim)
    No matter + (QW)
    Zıtlık bağlaçlarının en önemlileri bunlardır. Kullanıldıkları sözcüklere göre “ne olursa olsun” gibi bir zıtlık anlamı katarlar. KPDS’ de kesin olarak bu üçünden birisi (büyük bir olasılıkla however) sorulur. Böyle bir soruda bu bağlaçlardan sonraki sözcüğü iyi bir şrkilde etüt etmek gerekir.
    İn spite of vigorous efforts, the two sides couldn’t aggree on the border dispute. (Yoğun çabalara rağmen her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.)
    Vigorous: yoğun, canlı
    Effort: çaba, gayret
    Border: sınır
    Border line: sınır hattı
    İn spite of the fact that the UN made vigorous efforts, the two sides couldn’t aggree on the border dispute. (BM’lerin yoğun çaba göstermesine rağmen, her iki taraf sınır anlaşmazlığında görüş birliğine varamadılar.)
    Cümlede her iki tarafın anlam olarak paralel mi, zit mı, sonuç mu olduğu irdelenerek uygun bağlaca gidilmelidir. Ayrıca edat – bağlaç kullanımı için sonrasında isim mi var yoksa cümlecik mi var şeklinde cümle irdelenerek uygun kullanıma gidilir.
    Howevwe + (Sıfat – Zarf)
    Whatever + (İsim)
    No matter + (QW)
    Normalde bağlaç kullanımında bağlaçtan hemen sonra bir özne vardır. Eğer bir bağlaç kullanımında özneden önce bir sözcük varsa, bağlaç mutlaka yukarıdaki üçünden biridir. Bu yapıda genellikle kullanılan ve KPDS’de sorulan “however”dır. Bu üç bağlacın kullanımlarında özneden önceki sözcüğü iyi etüt ederek uygun olan bağlaç kullanılır.
    However hard he may study, he can’t be succesful. (O ne kadar sıkı çalışırsa çalışsın, başarılı olamaz.)
    “hard”ın bağlaçtan hemen sonra, özneden önce kullanıldığına dikkat ediniz. Eğer hard burada kullanılmazsaydı ve zarf (veya sıfat) olmazsaydı “however” bağlacı kullanılamazdı. Ayrıca bu bağlaçların kullanıldıkları kelimeye göre anlam kazandıklarına dikkat edilmelidir.
    Whatever decision the goverment may take, inflatıon seems to rise. (Hükümet hangi kararı alırsa alsın, enflasyonun yükseleceği görünüyor.)
    Bu bağlaçların sonralarında kullanılan sözcük iyi etüt edilmelidir. Örneğin sonu “sion, tion, çoğul eki s, ance, ent” gibi ekler ile biten sözcükler isimdirler. Sonu “ly” ile bitenler zarftırlar. Bu şekilde bağlaç sonrası sözcükler iyi etüt edilerek uygun bağlaç kullanımına gidilmelidir.
    No matter what he does, he can’t persuade us. (O ne yaparsa yapsın bizi ikna edemez.)
    However reach he may be, he is unlikely to be happy. (O ne kadar zengin olursa olsun, onun mutlu olması muhtemel değildir.)
    Whatever suggestion they may propose, this program is not likely to succeed. (Onlar hangi önerileri önerirlerse önersinler, bu programın başarılı olması muhtemel değildir.)
    No matter where he runs away, the police will eventually catch him. (O nereye kaçarsa kaçsın, polis sonunda onu yakalayacak.)


    Eventual: olası
    Eventually: sonunda
    Sooner or later: er geç
    Eğer bu bağlaçlardan sonraki sözcük boş bırakılarak sorulursa (ki bu KPDS’de sorulmaz.) kullanılan bağlaca göre bu sözcüğün isim, bağlaç veya QW olduğunu tespit ederiz. Peki hangi durumda zarf, hangi durumda sıfat kullanırız? Eğer bağlacın kullanıldığı cümleciğin fiili “linking verb” ise sıfat; değilse zarf kullanılır.
    However she may sign, she will nat be selected. (O ne kadar iy ...söylerse söylesin, seçilemeyecek.)
    Good Well Goodness
    Good sıfat, Well zarf, Goodness isimdir. Bağlaç “however” olduğu için sıfat veya zarf kullanılmalıdır. Bağlaç cümleciğinin fiili “linking” fiil olmadığı için de zarf kullanılmalı diye boşluğa gelecek sözcüğü seçiyoruz.
    The control group’s results were favourable, whereas the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.)
    The control group’s results were favourable, while the patient group’s results were unfavourable. (Kontrol grubunun sonuçları olumluydu, oysa hasta grubunun sonuçları olumsuzdu.)
    Whereas ve While eşanlamlı olup birbirlerinin yerine kullanılabilirler. Yukarıdaki iki cümlenin anlamı görüldüğü gibi aynıdır. Ayrıca bu iki bağlacın kullanımındaki virgüle dikkat ediniz. Bu iki bağlaç “Connecting Conjunction” bağlaçları ile aynı kullanıma sahiptirler.

    Gurp 4: Result Conjunction (Sonuç bağlaçları)
    Bu bağlaçlar ana cümlecikteki yargının sonucunu veren yan cümleciğin başında kullanılırlar. Bu bağlaç grubunda iki tane bağlaç vardır. İkisi de “öyle.........ki” anlamındadır. KPDS’nin fix sorusudurlar. Gramatikal boyutu önemli olan bu iki bağlacın kullanımı biraz karışıktır. Örnekleri birkaç defa yazarak egzersiz yapılmak konuyu daha iyi kavratacaktır.
    So (Sıfat, zarf) that
    Such (isim) that
    She is so clever that everyone admires her. (O öyle zekidir ki herkes ona hayrandır.)
    Admie sözcüğü latince olan “mirore”den köken almaktadır.
    Mirore: bakmak
    Miror: ayna
    Admire: hayranlık duymak
    She speaks Germany so fluently that you can not distinguish him from a german. (O öyle akıcı bir şekilde Almanca konuşur ki onu bir almandan ayırt edemezsiniz.)
    Distinguish: ayırt etmek
    Distinguished: seçkin
    He is such a man that you can rely on him. (O öyle biridir ki ona güvenebilirsiniz.)
    Sıfat ve zarflar için “sothat”; isimler için “suchthat” kullanıldığına dikkat ediniz. Eğer bağlacın olduğu cümleciğin fiili Linking Verb ise sıfat; değilse zarf kullanılır.
    Bu iki bağlacın kullanımı sadece anlatılan boyutu ile değidir. Esas zor olan ve KPDS’de sorulan kullanımı başkadır. Buna geçmeden önce ilgili olduğu için Sıfat Tamlamaları’ndan bahsetmamiz gerekir.
    Sıfat Tamlamaları: Türkçe’de bir ismi bir sıfat nitelediği zaman bu bir sıfat tamlaması olur. Hava, isimdir; “güzel bir hava” derken bu bir sıfat tamlaması olur. Yalnız belgisiz tanıtıcı eki olan “bir”in (İnglizce’deki “a veya an”) Türkçe’deki kullanımı İnglizce’deki kullanımı ile terstir. Şimdi İnglizce’deki sıfat tamalamalarına bakalım.
    a wheather (bir hava) a nice wheather (güzel bir hava)
    a car (bir araba) an expensive car (pahalı bir araba)
    a girl (bir kız) a beautiful girl (güzel bir kız)
    Yukarıdaki sıfat tamlamaları tekil veya sayılabilen isimlerin kullanıldığı sıfat tamlamalarıdır. Ayrıca çoğul ve sayılamayan isimlerin de kullanıldığı sıfat tamlamaları vardır. Doğal olarak bunların önünde “a veya an” belgisiz tanıtıcı eki yoktur.
    cloth (kumaş) nice cloth (güzel kumaş)
    cars (arabalar) expensive car (pahalı arabalar)
    girls (kızlar) beautiful girls (güzel kızlar)
    İnglizce’de yukarıdaki verilen sıfat tamlamaları düzenli sıfat tamlamalarıdır. Yani sıfatın belgisiz tanıtıcı ek ile isim arsına geldiği sıfat tamlamaları düzenlidirler. Eğer sıfat tamlamalarında sıfat ile belgisiz tanıtıcı ek yer değiştirirse bu sıfat tamlamaları bozuk sıfat tamlamaları olurlar. Şimdi bunlara da örnek verelim.

    Düzenli Sıfat Tamlaması Bozuk Sıfat Tamlaması
    a nice wheather (güzel bir hava) nice a wheather (güzel bir hava)
    an expensive car (pahalı bir araba) expensive an car (pahalı bir araba)
    a beautiful girl (güzel bir kız) beautiful a girl (güzel bir kız)
    Görüldüğü gibi bozuk sıfat tamlamasında belgisiz tanıtıcı eki sıfat ve isim arasına gelmektedir. Her iki tamlama da aynı anlamdadır.
    ***Not: Düzenli sıfat tamlamalarında “such.that”; Bozuk sıfat tamlamalarında “sothat” bağlacı kullanılır.
    He is such an intelligent student that he can study abroad. (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.)
    He is so intelligent an student that he can study abroad. (O öyle zeki bir öğrenci ki yurt dışında öğrenim göreblir.)
    They were such naughty boys that the teacher had to shout at them. (Onlar öyle yaramaz çocuklardı ki öğretmen onlara bağırmak zorunda kaldı.)
    This is such useful information that we have to evaluate it. (Bu öyle yararlı bir bilgi ki onu değerlendirmek zorundayız.)
    So’dan that’e kadar olan yapı başa alınabilir. Bu kullanım kural ihlali olduğu için bunun telafisi olarak bağlaç cümleciği devrik yapılır. Sınavda bu yapı sorulmadığı için şimdilik buna değinilmeyecektir.
    Nicelik (Quantifiers) Sıfatlarında bu iki bağlacın kullanımı:
    1.) a little, a few, a lot of, gibi önünde a / an belgisiz tanıtıcı varsa “suchthat” bağlacı kullanılır.
    2.) much, many, little, few, , gibi önünde a / an belgisiz tanıtıcı yoksa “sothat” bağlacı kullanılır.
    Bu yapı ayrıntıdır, KPDS’de sorulmaz. Ama öğrenilse iyidir.
    Tunik tahmini: Sınavda bozuk bir sıfat yapısı ile bu konudan soru elebilir.
    He has so much money that he can buy the whole Diyarbakır. (Onun o kadar parası var ki o tüm Diyarbakırı alabilir.)
    He has such a lot of money that he can buy the whole Diyarbakır. (Onun o kadar parası var ki o tüm Diyarbakırı alabilir.)
    “So” ve “such” tek başlarına da “böyle, öyle” anlamında aynı mantıkla kullanılırlar. Yani sıfat ve zarf ile “so”; isim ile “such” kullanılır.



    Grup 5: Purpose Conjunction (Amaç Bağlaçları): Ana cümlecikteki yargının amacını belirten yan cümleciğinin başında kullanılırlar. İki tanedirler ve ikisi de aynı anlamdadırlar. “mesi için” anlamındadırlar.
    İn order to
    So as to
    Bu yapı ile mastardırlar ve “mek için” olarak çevrilirler. Yapılarındaki “to” atılıp yerine “that” eklenerek bağlaca dönüştürülürler. Bağlaca dönüşürken “so as to”daki “as”te atılır. Böylece amaç bağlaçlarımız “in order that” ve “so that” olur.
    The goverment took drastic measures ***to curb inflation. (Hükümet enflastonu durdurmak için köklü tedbirler aldı.)
    Yukarıdaki cümlede işaretli yerde aslında “in order to” vardır. Bundan dolayı “....mek için” anlamı verilir. Ama kısaltma olduğu için “in order” atılımış, geriye sadece “to” kalmıştır; ve bu “to” sözcüğü “.....mek için” anlamını vermiştir. Yoksa normalde bir mastarın “.....mek için” anlamı yoktur.
    İn order to ....mek için (mastar yapısı) in order that ....mesi için (bağlaç yapısı)
    So as to ....mek için (mastar yapısı) so that ....mesi için (bağlaç yapısı)
    I went abroad in order to learn English. (Ben İnglizce öğrenmek için yurt dışına gittim.)
    I sent my doughter abroad in order that she could learn English. (Kızımı İnglizce öğrenmesi için yurt dışına gönderdim.)
    Amaç cümleciklerinde genelde modallar kullanılır. Diğer bağlaçlarda olduğu gibi bunlarda da zaman uyumu vardır. İn order that ile so that bağlaçlarının kullanımı arasındaki fark şudur:
    İn order that: .mesi için ifadesinde ikisinin de isteği vardır.
    So that: ......mesi için ifadesinde sadece söyleyenin isteği vardır.
    I barred my windows so that no one could get ınto my house. (Evime kimsenin girememesi için pencerelerimi demirledim.)
    Grup 6: Expectation Conjunction (Beklenti Bağlaçları): Ana cümlecikteki yargının hangi beklentiden dolayı istendiğini açıklayan yan cümleciğin başında kullanılan bağlaçlardır. İki tanedirler ve birbirinin alternatifidirler.
    İn case: .diye
    Lest (for fear that): .mesin diye
    Aslında her ikisi “ihtimaline karşın” diye çevrilebilirler. Ama birbirlerinden ayrılabilinsin diye farklı iki anlam verildi.
    I have to make some preparions in case someone may drop in. (Birisi uğrar diye bazı hazırlıklar yapmak zorunda kaldım.)
    Drop in: (bir yere) uğramak
    Eğer yukarıdaki cümlede “lest” bağlacı kullanılsaydı aşağıda görüldüğü gibi anlam ters olurdu.
    I have to make some preparations lest someone may drop in. (Birisi uğramasın diye bazı hazırlıklar yapmak zorundayım.)
    You shouldn’t forget to take your credit card in case you may need money. (Paraya ihtiyacınız olur diye kredi kartınızı almayı unutmamanız gerekir.)
    We have to bar our windows lest someone may break into house. (Birisi eve girmesin diye pencerelerimizi demirlemek zorundayız.)
    Break into: (bir yere soygun amacı ile) girmek
    Bu güne kadarki KPDS sınavlarında “in case” çok soruldu. Ayrıca parçalarda çok geçti. “lest” ise şıklarda var ama direk olarak sorulmamış.
    Önekli Bağlaçların Tekrarı
    KPDS açısından en önemli olan dört bağlacın tekrarını yapacağız. Diğerleri de elbette önemlidir ama bunlar karışık olduğu için ayrıca üzerinde durulmalıdır. Bu dört bağlacımız “since, as, while ve so that”tir. Şimdi bunları tek tek görelim.
    Since: İki değişik kullanımı vardı. Birincisi zaman bağlacı olarak “dığından beri” diğeri ise sebep bağlacı olarak “dığı için” anlamındaydı. Zaman bağlacı durumundaki spesifik tense’sinden dolayı ayırımını yapabiliyoruz.
    As: En karmaşık kullanıma sahip olan bağlaçtır. Dört değişik anlamda kullanılrı
    1.) iken
    As he stopped up the stairs, he fell down (O merdivenleri çıkarken aşağı düştü.)
    2.) dığı için
    As he was a prominent figure, everyone respected him. (O saygın bir şahsiyet olduğu için herkes ona saygı gösterir.)
    Prominent: saygın
    Fıgure: şekil, şahsiyet
    3.) dığı gibi
    As I told you he was unright. (Sana söylediğim gibi o haksız çıktı.)
    İnglizce’de “.......dığı gibi” ifadesi bağlaç olarak kurulur. Bu nedenle “as” kullanılır. “like” gibi anlamındadır ama edat olduğu için bir cümlecik önünde kullanılamaz. Çünkü edatlar isimler ile kullanılırlar.



    4.) .dıkça
    As we grow old, we become more sensitive. (Biz yaşlandıkça daha hassaslaşırız.)
    Değişik anlamları olduğu için soru “as”ten gelebilir. Verilen örnekleri birkaç defa yazıp çalışmak iyi olacaktır.
    While: İki değişik anlamda kullanılır.
    ..iken: Zaman bağlacı olarak.
    ..oysa, iken: Zıtlık bağlacı olarak
    So that: İki farklı anlamda kullanılır.
    mesi için: Zaman bağlacı olarak bu anlamda kullanılır.
    The doctor explained my illness in medical terms so that I couldn’t understand. (Doktor anlıyamamam için hastalığımı tibbi terimlerle açıkladı.)
    Bu nedenle: Sebep bağlacı olarak bu anlamda kullanılmaktadır.
    The doctor explained my illness in medical terms, so that I couldn’t / didn’t understand anything. (Doktor, hastalığımı tibbi terimlerle açıkladı, bu nedenle hiç bir şey anlıyamadım / anlamadım.)
    Dikkat edilirse bu kullanımı ile birinci grup bağlaçların kullanım özelliği ile aynıdır. Bu yüzden hem modal hemde normal bir fiil kullanılabilir.
    Anlam olarak iki cümle arasında bir fark yoktur. Ama gramatikal olarak farklıdırlar.

    Tag Question (RQ)
    Kuyrukça soruları demek olup, “.........değil mi?” diye Türkçe’ye çevrilir. Diğer dillerde pek önemli bir ayrıntı olmamasına rağmen İnglizce boyutu önemli olan bir konudur. Tag Question, (TQ) cümle sonlarında “......de / da, ........değil mi, tamam mı” gibi ifadelerdir.
    İnglizce’ de ne yazık ki TQ’lar bir kelime ile yalnız yapılmıyor. Yüzlerce versiyonu olan ve belli bir sisteme göre çalışan bir konudur. Mantığı anlaşıldıktan sonra aslında pek te zor değil. KPDS’nin fix sorusudur. Ya “de, da” veya “değil mi”den kesin bir soru gelir. Özellikle “de, da”dan kesinlikle soru gelir. Eğer “değil mi”yi de sorarlarsa bu konudan iki soru gelmiş olur. Bu nedenle iyi bilmek gerekir.
    1.) değil mi?
    Bu ifade İnglizce’de belli bir mantığa göre çalışır. Kesinlikle ezberlemeden, bu mantığı yakalamak gerekir. Şimdi mantığını anlamak için uygulamalarını maddeler halinde görelim:
    a.) .......değil mi ifadesi yardımcı fiil ile kurulur ve cümle olumlu ise TQ olumsuz; cümle olumlu ise TQ olumlu olur.
    He refused to participating in the meeting, didn’t he? (O taplantıya katılmayı red etti, değil mi?)
    She doesn’t study, does she? (O çalışmıyor, değil mi?)
    Yardımcı fiilin cümlede kullanılan tense’nin yardımcı fiili olduğuna dikkat ediniz. Yani İnglizce’de TQ’nı oluştururken herhangi bir yardımcı fiil değil de cümlemizin tense’sinin yardımcı fiilini kullanıyoruz.
    b.) TQ’larda daima şahıs zamirleri kullanılır.
    The workers demand raise, don’t they? (İşçiler zam talep ederler, değil mi?)
    “Don’t the workers” değil de “don’t they” yazıldı. Çünkü TQ’larda daima şahıs zamirleri kullanılır. Bu durumda cümledeki öznenin zamirini tespit etmek önem kazanmaktadır. Ayrıca öznenin tekil – çoğul oluşu da önemlidir.
    Everybody was against the project, weren’t they? (Herkes projeye karşıydı değil mi?)
    Every, no türevlerinde fiil tekil çekilir. (Çünkü bunların zamirleri belgisiz zamirlerdir ve belgisiz zamirlerin fiilleri tekil çekilir.) Ama özne çoğul olacağından TQ’nı oluşturulurken zamir olarak “they” kullanılır. “they” kullanımı da yardımcı fiili çoğul ister. Bu nedenle yukarıdaki cümlede “weren’t they” kullanıldı.
    Everything has to be taken into consideration, haven’t they? (Her şey gözönüne alınmalıdır, değil mi?)
    Take into consideration: gözönüne almak

    c.) Fiilin olumlu – olumsuz tespiti de çok önemlidir.
    Bazı cümlelerde olumsuzluk eki olan “not” olmadığı halde cümle olumsuzdur ve böyle cümlelerin TQ’ı olumlu olarak kurulur.
    No money was asked, was it? (Para istenmedi, değil mi?)
    They can hardly get on well, can they? (Onlar pek iyi geçinemiyorlar, değil mi?)
    Get on well: iyi geçinmek
    d.) Bir bileşik cümlede TQ temel cümleciğe göre yapılır.
    Some of the members claimed that inflation would raise, didn’t they? (Üyelerin bazıları enflasyonun yükseleceğini iddia ettiler, değil mi?)
    He should have rung up as soon as he arrived there, shouldn’t he? (Onun oraya varır varmaz telefon açması gerekirdi, değil mi?)
    Ring up: telefon açmak
    Temel cümlecik çeviride sona gelen cümleciktir. Bu nedenle TQ çeviride sona gelen yükleme sorulur da diyebiliriz.
    e.) I think, I suppose, I believe, I guess (sanırım, galiba), I am afraid (korkarım) gibi giriş cümlelerinde TQ bunlardan sonraki cümleciğe sorulur. Çünkü temel cümlecik bunlardan sonraki cümleciktir.
    I think, he will resign, won’t he? (Sanırım o istifa edecek, değil mi?)
    I am afraid, the other team will not come, will it? (Korkarım diğer takım gelmeyecek, değil mi?)
    ***Not: Yukarıdaki ifadelerin bulunduğu cümlelerde iki cümlecikten herhangi birisi olumsuz ise TQ olumlu kurulur. Çünkü birinin olumsuzluğu diğerini de etkiliyor.
    I don’t think, they will accept the offer, will they? (Sanmıyorum, onlar öneriyi kabul edecekler, değil mi?)
    Giriş cümlesi olan “Idon’t think” olumsuz olduğu için TQ olumlu kuruldu. Çünkü yukarıdaki cümle aynı zamanda şöyledir:
    I think, they won’t accept the offer, will they? (Sanırım, onlar öneriyi kabul etmeyecekler, değil mi?)
    Bu ayrıntı KPDS’ de pek sorulmuyor.
    f.) TQ’larda yardımcı fiil ile olumsuzluk eki “not” mutlaka kontraktlı yazılır.
    The money is everything, isn’t it? (Para her şeydir, değil mi ?) Yani “is not it?” şeklinde yazılamaz.
    g.) Birn ci tekil şahısta “f” maddesinin kuralından dolayı TQ, “aren’t I?” şeklinde kurulur.
    I am right, aren’t I? (Ben haklıyım, değil mi?)
    Normalde bu cümlenin TQ’ı “amn’t I” şeklinde olmalıydı. Ama “am” yardımcı fiili ile “not” olumsuzluk eki “amn’t” şeklinde kısaltılamadığından alternatifi olan “are” yardımcı fiiline gidilmiştir. Eğer cümle olumlsuz ise böyle bir sıkıntı yoktur. TQ “am I” şeklinde kurulur.
    I am not unright, am I? (Haksız değilim, değil mi?)
    g.) Emir cümlelerinde “will” yardımcı fiili ile TQ kurulur.
    Don’t go outside, will you?
    Let için de benzer bir durum vardır. TQ kurulurken “shall”den faydalanılır.
    Let’s go shopping, shall we?
    Emir cümlelerinde TQ “tamam mı?” anlamındadır. Bu nedenle olumlu – olumsuz; olumsuz – olumlu durumu yoktur. Yani cümle olumlu iken TQ olumlu; cümle olumsuz iken TQ olumsuzdur.
    2.) İnclusion (Dahil Etme)
    “.......de, da” anlamındadır. Bu yapıdan soru gelme ihtimali daha yüksektir. İnglizce’de bunu sağlayan çok sayıda kelime vardır. Türkçe’de katılınan yargı ister olumlu olsun ister olumsuz olsın dahil etme aynı şekilde “......de, da” ile yapılır. İnglizce’de böyle değildir. Dahil etmeyi sağlayan bir çok kelime vardır. İfadenin olumlu –olumsuz oluşuna göre değişik kelimeler kullanılır. şimdi bir tablo halinde bunu verelim.
    Olumlu Olumsuz
    So Neither / Nor (Sonralarındaki cümlecik devriktir.)
    Too / Also Either (Sonralarındaki cümlecik düzgündür.)
    He can speak German fluently; so can I. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.)
    He can speak German fluently; I can too. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.)
    He can speak German fluently; I can also. (O Almancayı akıcı bir şekilde konuşur; ben de.)
    Görüldüğü gibi her üç kullanım da aynı anlamdadır.
    Bu konuda şunlara dikkat etmemiz gerekir:
    • Yargının olumlu – olumsuz tespiti.
    • Eğer olumlu ise so, too, also’dan birini seçeriz. Eğer “so” seçmişsek sonrası devrik olmak zorundadır. Bu, bağlaç anlamındaki so (bu nedenle) ile karışıklığı önlemek içindir. Eğer too veya also seçmişsek sonraları düzgün bir cümleciktir.
    • Eğer yargı olumsuz ise ve neither veya nor seçmişsek sonralarındaki cümleciği devrik yaparız; eğer either seçmişsek sonrası düzgün bir cümleciktir. Either’da olumsuzluk anlamını katan “n” olmadığı için sonrasındaki cümlecikte yardımcı fiil ile birlikte olumsuzluk “not” eklenerek olumsuz olarak yazılır.

    They don’t like Turkish coffe; neither do I. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.)
    They don’t like Turkish coffe; nor do I. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.)
    They don’t like Turkish coffe; I don’t either. (O Türk kahvesini sevmez; ben de.)
    Görüldüğü gibi her üçü de aynı anlamdadır.
    Sorusu:
    • Either – Neither (veya diğerlerini) cümlede boş bırakarak sorarlar.
    • “.....de, da” anlamını veren yapının hepsini boş bırakarak sorarlar. Bu daha zordur.
    Tunik tahmini: Soru olumludan gelecek. (Kasım – Mayıs sınavları ters mantıkla işlediği için bu tahminde bulunuyor.)
    He tried to estimate the likely effects of the new millenium at the meeting and, ....
    a) neither did I b) I didn’t either c) So do I d) so did I e) I did so
    KPDS’de sorusu bu şekilde gelir. İlk aramamız gereken cümlenin olumlu – olumsuz oluşudur. Yukarıdaki cümle olumlu olduğu için a ve b şıklarını eliyoruz. İkinci bakmamız gereken cümlenin fiilidir ki Simple Past olduğu için yardımcı fiilimiz “did” olmalıdır. c şıkkı da elendi. So kullanımının sonrasında devrik istediğini de bilirsek cevap (d) kendiliğinden çıkıyor. Görüldüğü gibi cümleyi anlamaya bile gerek olmadan soruyu çözebiliyoruz.
    He has never been to the US and, ........
    a) neither I have b) I have either c) so have I d) so do I e) nor have I
    Yukarıdaki açıklamanın aynısı bu soruya da uygulanırsa cevabın (e) olduğu rahatlıkla görülecektir.

    Other
    Başka, diğer anlamlarına gelen bu kelime karıştırıldığı ve KPDS için önemli bir uygulama olduğu için ayrı olarak değiniliyor. Other (türevleri ile birlikte) sıfat olarak ve zamir olarak olmak üzere iki kullanımı vardır.
    Sıfat Olarak:
    Daha önceki bilgilerimizden biliyoruz ki sıfatlar isimler ile kullanılırlar ve değişmez sözcüklerdir. Yani çoğul (s alarak) olmazlar. Örneğin “zengin adam” derken rich man; zengin adamlar derken rich men deriz. İkincisinde ifade çoğul olmasına rağmen sıfat değişmedi.
    Sıfat olarak kullanımında eğer önünde “the” belirtili tanıtıcı yoksa “başka” anlamındadır. Çünkü bahsedilen belli değildir. Eğer the varsa “diğer” anlamındadır. Çünkü sözü edilen bellidir.
    Other student: başka öğrenci
    Another student: başka bir öğrenci
    Other students: başka öğrenciler
    The other student: diğer öğrenci
    The other students: diğer öğrenciler
    Zamir Olarak:
    Other bu kullanımı ile “s” alabilir. Ama belgisiz tanıtıcı alamaz. Çünkü belgisiz tanıtıcılar isimler ile beraber kullanılırlar. Zamir formunda “the”lı ve “the”sız; “s”li ve “s”siz yapısı sorulabilir. Cümlenin anlamına göre hangisinin olacağı tahmin edilmelidir.
    Other: başka
    Others: başkaları
    The other: diğer
    The others: diğerleri
    Each Other
    One Another
    “Birbirleri ile” anlamındadırlar.
    Each Other: ikiden fazla nesne için kullanılır
    One Others: İki nesne için kullanılır
    Aralarında yukarıdaki nüans olmasına rağmen bu günkü kullanımda bu fark ortadan kalkmıştır. Eğer bir soruda bunlardan biri cevap ise şıklarda diğeri kesinlikle yoktur. Bu nedenle ikisi eşanlamlı olarak kabul edilebilirler




  2. 2
    patraclos
    Yeni Üye

    --->: Ingilizcede Bağlaçlar

    Reklam



    Çok teşekkürler gerçekten çok faydası oldu. Ellerine sağlık







  3. 3
    €brar
    Emekli
    Tesekkürler

    Benimde ingilizcem iyidir:)








+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi