Mesneviden Cevher Beyitler !!

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
Öğretim ve Edebi Türler Bölümünden Mesneviden Cevher Beyitler !! ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    YapRock
    Forumun Herşeyi
    Reklam

    Mesneviden Cevher Beyitler !!

    Reklam



    Mesneviden Cevher Beyitler !!

    Forum Alev
    MESNEVİDEN CEVHER BEYİTLER



    1
    Hem hayvansın hem melek:
    Tâ be-ten hayvan be-câni ez-melek
    Tâ revî hem ber-zemin hem ber-felek 2/3814

    Ey insan,ne tuhaf bir varlıksın sen. Zıtlıklar sende birleşmiş. Hayvan da melek de yerinde sabit ama sen bunları nefsinde cem etmiş ten hayvanıyla can meleğini bir araya getirmişsin.. Bu yüzden hem göğe mensupsun hem yere .Bu ikili yapını bil ve ona göre dikkatli davran.. Ta ki tenin canına diş geçirmesin, kötülük iyiliğine baş eğdirmesin. Gökler dururken bürtü böcek gibi toprağın altını vatan edinme.


    2
    Eşek misin İsa mı:
    İsîye bak rağbet-i har eyleme
    Tab’ını akl üzre server eyleme (2/1871)

    Eşek de sensin, eşeğe binen de. Eşek senin maddi varlığın, yontulmamış tabiatındır. O eşeği sürüp götüren aklın ve ruhun ise İsaya benzer. Sen İsaya değer ver, eşeğe değil. Eşeğe benzeyen tabiatını akıl İsasının üzerine çıkarma. Bırak bedenin ruhuna hizmet etsin, ulvi gayelerin peşinde yorulsun. Yakışığı kölenin şaha hizmetidir, şahın köleye değil.



    3
    Sen bu libas değilsin:
    Bil ki oldu rûha ten gûyâ libâs
    Bî-libâs ol lâbisi kıl iltibâs 3/1616

    Sen insan bedenini insanın kendisi sanmadasın. Oysa bu beden ruhun elbisesinden başka nedir ki? Hiç insanın değeri giydiği elbiseyle ölçülür mü? Değer ya da değersizlik onun ruhuyla ilgildir, bedeniyle değil. O halde sen gözünü ten elbisesinden çek de o libasın içindekine dikkat et. Şekle değil manaya bak.Eğer şekilce benzerlik insan olmaya yetseydi iyi de kötü de bir olurdu.



  2. 2
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: Mesneviden Cevher Beyitler !!

    Reklam




    4-5
    Sen devesin akıl deveci:
    Akl-ı tu hemçün şütürbân tu şütür
    Mîküşâned her taraf der-hükm-i mur


    Akl-i aklend evliyâ vü enbiyâ
    Ber-misâl-i üştürân tâ-intihâ 1/2597

    Deve yük taşımakta güçlüdür ama kendi başına iş göremez. Her devenin başında bir sahibi vardır. Devenin de gözü var ama o kendi gözünü bırakır sahibinin gözünü göz edinir. Deve kendi aklını ve isteğini sahibinin aklına ve isteğine kurban etmiştir.Kendi istediği yere değil çekildiği tarafa gider. Sen de tence deve gibisin, aklınsa deveci. Akıl tenini her tarafa çeker, durur.Sen tenine değil aklına uy. Nebi ve kamil velilerse aklın aklıdırlar; bütün diğer akılları bir deve katarı gibi çekip götürürler. Akıllılık daha üstün akla uymaktır,kendi aklına değil.


    6
    Kamil ve hamın eli:
    Kâmilî ger hâk gired zer şeved
    Nâkıs er zer bürd hâkister şeved 1/1674

    Hamla olgunun bir farkı eldeki imkanı kullanış biçimidir. Olgun kişi toprağı ellese altın kesilir. O kötülükten bile iyilik çıkarır, imkansızlığı imkana çevirir. Leşin kokusunu duymaz da parlayan dişlerine hayran olur. Güneş gibi çiği pişirir, misk gibi yaklaşanı kokular. Nasipsiz hamın elindeyse altın bile küle döner. Kendi yumsuzluğunu çevresine de bulaştırır,düşerken başkalarını da düşürür. Değer bilmediği için altın değerindeki insanlar onun yanında geçmez mangıra döner, hor ve hakir duruma düşerler.


    7
    Şeker ekmek olur mu:
    Ger şekerler olsa şekl-i kurs-ı nân
    Nan değil ta’mı şekerdir bî-gümân 1/2980

    Dış benzerliği iç benzerliği demek değil. Nasıl ki şekeri ekmek şekline de soksan tadı ekmek değil yine şekerdir. Yediğin şeyin şeker mi ekmek olduğunu bilmek için tatmak lazım. Gözün tatmadan yana nasibi yok çünkü. O halde kalıbı şekere benzeyen her adamı da şeker sanma. Bu dünya elbisesiz adamlar ve adamsız elbiselerle doludur.







  3. 3
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    8
    Balık resmi su içer mi:
    Nakş-ı mâhîra çi deryâ vü çi hâk
    Reng-i Hindûra çi sabûn u çi zâk 1/2866

    Canlı balık için deniz hayat kara ölümdür. Ama kağıda bir balık resmi yapsan onun ne denizden haberi olur, ne karadan. Bunların benzerliği sadece şekilden ibarettir. İnsanların kimisi de yalnız kalıp insanıdır. Dışardan bakınca onların gözü kulağı, dili dudağı var sanırsın. Gerçekteyse kalıbın burnu yoktur ki iyilikten bir koku alsın, kulağı ve gözü yoktur ki hayırlı sözleri işitsin, güzeli görsün. Yüzü kara zenciye sabun da bir kara boya da. Gerçek zenci ise gönül zencisidir. O gönlün terazisi kırıktır; bu yüzden iyilikle kötülüğün farkını tartamaz.


    9-10
    Gündüz mumu kim yakar:
    Rûz-ı Rûşen her ki o cûyed çerâğ
    Ayn cesten kûriyeş dâred belâğ (3/2733)
    Kim çerağ isterse gündüzde ayan
    Ol talep kör olduğun eyler beyan

    Güneş ortalığı aydınlatmışken mum yakmaya kalkmak ortalığa“ben körüm” diye bağırmaktan başka nedir . Güneşin parlaklığından yarasaya ne fayda. O körlüğü kendine değil güneşe hamletmeye kalkar. Ey vahiy güneşi doğmuşken akıl mumuyla aydınlanmaya kalkan yarasa tabiatlı ! Güneşin ışığında kusur yok; kusur senin gözlerinde. Hz.Mevlana’nın ifadesiyle senin güneşten anladığın ısıdan ibaret:

    Ger şu’â-ı âfitab pür zi-nûr
    Gayr-ı germî mî-neyâbed çeşm-i kûr 3/4263
    Güneşin par par parlayan ışığıyla bütün alem dolup taşsa körün gözün bundan bir nasibi yok. Onun bütün kısmeti sırtına vuran ısıdan ibaret. Güneşin bin bir nimeti var, onu bir mangal mevkiine indirmek caiz mi? Akıl ve idrak körü de böyledir.O değerli bir şeyi kendi idrakine kendi seviyesine indirir de güneşi mangal, altını pul eder.



    11
    Bu nasıl körlük:
    Ey dirîg ol dîde-i kûr u kebûd
    Mihri görmez zerreyi eyler şuhûd 3/2770

    Görmek ve körlük de çeşit çeşittir.Vah yazık o göze ki zerreyi görür de güneşi görmez. Uzaktakini tanır da yakındakini bilmez. Önemsizin farkındadır önemli olandan gafil. Mahluk da halıka göre zerreden bile kemdir. Yaratılmışı görüp yaratanından gafil olmak! İşte gerçek körlük budur.


    12
    Ucuz alan ucuz verir:
    Her ki o erzân hared erzân dehed
    Gevherî tıflî be-kurs-ı nân dehed 1/1824

    Her şeyin değeri ödenen bedel kadardır. Atadan dededen kalan, yolda belde bulunan şeyin değeri olmaz. Zira bir şeyi ucuza alan ucuza verir. Cahil çocuk yolda bulduğu incinin kıymetini ne bilsin. Bu yüzden bir hazine değerindeki o inciyi gider de bir somun ekmeğe değişir. İncinin kıymetini denizin dibine dalan dalgıça,ya da inci satıcısına sor sen. Aslında o çocuk sensin; inci de ata mirası olan dinin. Sen o hazineyi beşiğinde hazır buldun, sahip olduğun şeyin farkında olmayışın bundan.


    13
    Gerçek altın güneşi özler:
    Kalb pehlû mîzened bâ-zer be-şeb
    İntizâr-ı rûz mîdâred zeheb 1/3399

    Gece kalpazanın bahtı sahihin bahtsızlığıdır. Karanlıkta iyiyle kötü, kalp altınla sahici olan kucak kucağadır. Kalp altın ister ki bu gece hiç bitmesin ve foyası ortaya çıkmasın. Saf altınsa gündüze aşıktır.Ta ki bulaşıklık töhmetinden kurtulsun, kadri kıymeti belli olsun.O gece dünyadır gündüzse ahiret. Bu alemde hakla haksızlık, iyilikle kötülük, zulümle adalet iç içe kucak kucağadır. Ama hesap günü kurulacak terazi kimin kaç ayar olduğunu tek tek açıklayacak. O gün altın gibi bir gönül götürenlerin günüdür, gönül kalpazanlarının değil.



    14-15
    Ayna yalan söyler mi:
    Oldu mîzân ile âyine mehek
    Anları hizmette çeksen bin emek 1/3654
    Ger terazide olaydı meyl-i mâl
    Müstakim olamazdı anda vasf-ı hâl 2/579

    Bin türlü emek harcasan,diller döksen, iltifatlar etsen ne teraziyi ne de aynayı doğruyu söylemekten vazgeçiremezsin. Çirkinsen ayna sana çirkinsin demekten utanmaz. Terazi kaç paralık bir adam olduğunu söylemekten vaz geçmez. Çünkü ne ayna ne de terazi kendisi için tartmaz. Eğer terazide mal sevgisi olsaydı doğru tartamazdı. Sen Peygamber ve veliler de hizmetleri karşısında ücret istemedikleri için o ayna ve o terazi bil. Sana ne söylerlerse candan kabul et.







  4. 4
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    16
    Doğru yerde ara:
    Dürrü kıl cevf-i sadefden cüstücû
    Fenni kıl ehl-i hırefden cüstücû (5/1062)

    Akıllı her şeyi bulacağı yerde arar. Binlerce kutular da açsan, inciyi sadef kutusundan başka yerde bulmana imkan yok. O halde ilim ve bilgi incisini de sen o bilgiye sadef olmuş gerçek bilginlerden öğren. Sadefin kapağını kaldırmadıkça boş mu dolu mu olduğunu bilemezsin. Bilgi incisine hamile olan bilginlerin ağzı da sadef gibi mühürlüdür. Sen o mührü kaldır ki inci açığa çıksın.


    17
    Terazi tartmaz dağı:
    Zerre vezn-i kûha eylerse murâd
    Kûhdan mîzânın eyler vakf-ı bâd 4/385

    Hangi terazi dağı tartabilir ki ! Bu işe kalkanın yerinde yeller eser .Ey haddini bilmez akıl terazisi ! Sen kim, Hak ve hakikat dağını tartmak kim. O dağın altına girmeye kalksan ne izin kalır ne tozun. O halde aczini bil haddini aşma. Ziya Paşanın nasihatına uy ve şöyle de:
    İdrak-i meali bu küçük akla gerekmez
    Zira ki bu terazi bu kadar sıkleti çekmez


    18
    Akıl başta değil:
    Var mıdır iblisden pîr-i cihân

    Çünkü bî-akl o ldu lâ-şeydir hemân 4/2185

    Gerçi insan akıl ve bilgisi yılların semeresidir. Bilgi anbarının dolması için nice hasat mevsiminin geçmesi gerek. Saçtaki sakaldaki ak insanın çok şey gördüğüne , tecrübeler ve bilgilerle akıl anbarını doldurduğuna işaret eder. Ne var ki insanın bir şey öğrenmeye niyeti yoksa,akıl anbarının kapılarını sürgülemişse gelip geçen mevsimler ve mahsuller ne yapsın. Nitekim dünyada iblisten daha yaşlısı yok ama o hala ilk günkü kopkoyu küfür ve cehaleti içinde. O halde bilgi ve akılda yaşına layık olmaya bak,saçını sakalını yalancı çıkarma.



    19
    Akıllılık ne demek:
    Akl ile bîmâr eder azm-i tabîb
    Lîk akl olmaz devâsında musîb 4/3346

    Akıllı olmak her şeyi bilmek değil, bileni bulabilmektir. Nasıl ki hastanın da aklı kendi sahibini tedavi edemiyor ama onu alıp bir doktora kadar götürüyor.Tedavi etmek doktorun işidir,ama her hasta doktorun yolunu bulmayı da beceremez. O halde sen doktor değilsen de doktorunu bulacak kadar bir akıllılık göster.

  5. 5
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    20
    Kulak ol,dil konuşsun:
    Müstemi’ çün teşne vü cûyende şüd
    Vâiz er mürde buved gûyende şüd 1/2481

    Soru ve cevap bir alışveriş, bir arz-talep meselesidir. Zira marifet iltifata tabidir ve müşterisi yoksa meta zayidir. Hatibi konuşturan dinleyicinin aşkı, şevki,arzusudur. Memedeki süt bile elin maharetine göre artar eksilir, ağız kulağa göre laf yapar. Dinleyen istekli olursa ölü vaiz bile bülbül kesilir de inciler saçmaya başlar. O halde iyi şeylere karşı baştan ayağa kulak kesil ki hikmetin dili kurumasın.


    21
    Ey gölge avcısı:
    Sâye-i murgî girifte merd-i saht
    Murg hayran geşte ber-şâh-ı dıraht 1/2911

    Her şeyin bir hakikati bir de gölgesi vardır Kuş başka kuşun gölgesi başkadır.. Gölge yerdedir gerçeği gökte. Ahmak yerdeki kuşun gölgesini kavramış kuşu
    tuttuğunu sanmakta. Ağacın tepesindeki kuş ise onun bu komik haline şaşmada. A şaşkın dünya avcısı! Ömrünü gölge peşinde seğirterek harcayan o avcı senden başkası değil. Meyveli dal dışarıda, sense mağara duvarına akseden gölgesinden meyve devşirmeye çalışmadasın. O gölge bu dünyadır,ahiret ise dalın gerçeği. Gölgenin amacı gerçeği hatırlatmaktır. O halde sen de gölgeyi bırak aslına bak.


    22
    Muma ihtiyacın yok:
    Bî-çerâgî çün dehed o rûşenî
    Ger çerâget şüd çi efgân mikünî 3/1384

    Amaç aydınlanmaktır,mum değil. Mum bu işe vasıta olduğu için değerlidir. Cenab-ı Hak
    isterse ışığını mumsuz, nimetini vesilesiz de gönderir. O zaman mumsuz aydınlanır, yemeden doyar, içmeden kanarsın. Allah sana gönlünde doğan koca bir güneş vermişken sen dışarıdaki mumunun söndüğüne üzülme. Say ki mangırını düşürdün, parlak bir altın buldun; kirli külahını yel kaptı ama başına cevherli bir taç kondurdular. O halde sevin.


    23
    Aslan sofrasında aç kalmazsın:
    Eksik olmaz şîr bezminde kebâp
    Rûbeh-âsâ cîfeye etme şitâb 3/2252

    Ey tilki tabiatlı. Sen bir aslan sofrasındasın.Aslan sofrasında kebap eksik olur mu hiç?Aslanın pençesinden hangi av kurtulmuş ki sen aç kalasın. Hem o sofradasın hem de gözün dışarıda bir leş aramada. Bu sofra sahibine saygısızlıktır. Eğer kebap beklemeye sabrın yoksa bari sofradan kalk git de aslanı da töhmet altında bırakma.


    24
    Kendimden nereye kaçayım:
    Benki hasmem hem yine bende-gürîz
    Tâ ebed olmakda kârım hîz hîz 5/675

    Bir düşmanı olan ondan kaçıp uzaklaşınca kurtulur. Ama benim halim bir değişik: Zira kaçan da benim kovalayan da. Ben kendi kendime hasm olmuş,kendi yolumu kesmişim. Bir yanım iyiliğe koşmakta diğer yanım ona çelme takmakta. Ne denizlerin dibine dalmak, ne göklere çıkmak beni paklar. İnsan kendi kendisinden nasıl kaçar, gölgesinden nasıl kurtulur. O halde kendimi ıslah etmediğim takdirde bu kaçıp kovalamadan ta kıyamete kadar bana kurtuluş yok.

  6. 6
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    25
    Mührü çaldırma,aman:
    Kalbin oldu hâtemin ol hûşyâr
    Tâ senin div etmesin mührün şikâr 4/1171

    Hz. Süleymanın mührü üzerindeki yazının hürmetiyle her kapıyı açan bir güç ve kudret kazanmıştı. Aynı yazıyı yazarsan senin kalbin de Süleymanın mührüne döner. Dünyada da ahirette de geçer akçe o mühürdür. Aman dikkat et ve mührün üstüne titre. Eğer kalbini şeytana kaptırırsan, yüzüğünü çaldıran Süleyman gibi ortada kalakalırsın.


    26
    İkinci doğum:
    Çün düvüm bâr âdemizâde bi-zad
    Pây-ı hod ber-fark-ı illethâ nihâd 3/3599

    Bu dünyada herkes bir defa doğar;Hak erleri ise iki defa.İlk doğum için sebepler vesileler lazım. Anasız babasız doğum olmaz. Lakin bu doğum sanki bir hapishaneye doğmaktır. Bu sebep-sonuç aleminde insanı iç içe kuşatan binbir kafes vardır. Sonra bazı Hak erleri maddi alemden yeni bir aleme doğar da bütün bu zaruri bağlardan kurtulur, hepsini ayaklarının altına alırlar. Aslında bu ikinci doğuş Yunusun :”Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası”diye tarif ettiği daimi bir doğuştur. Doğuşun gerçekleştiği aşıkların gönlü bir süt gölüdür. Bu yeni alem çekişmelerden, zıtlıklardan uzaktır;orada güller solmaz, bülbüller susmaz,baharlar kışa dönmez. Bu ikinci doğuştan sonra kişinin eski kimliğinden geriye sadece bir gölge kalır.


    27-28
    Güneşe is bulaşmaz Ay ışığı kirlenmez:
    Dûd-ı külhen key resed der-âfitâb
    Çün şeved ankâ şikeste ez- gurâb 2/1463
    Nûr-ı mâh âlûde olsun mu ebed
    Olsa pertev-güster-i her nîk ü bed 5/1266

    İyiliğin daima alnı ak aynası parlaktır. Düşkün başkasını da düşürmek, kara başkasına da is çalmak ister. Ama istediği kadar tütsün külhanın dumanından güneşe ne gam. Güneşin alnına kara çalmaya kalkan kendi alnını karartır. Karga istediği kadar arkasından gaklasın,o gak guk sesini Ankanın ruhu bile duymaz. İnsanlar arasında da kimisi güneş gibi kimisi külhan ;anka tabiatlı olan da var karga huylu olan da. Peygamber ve veliler güneş ve anka gibi bütün karalamaların ve ayıplamaların üzerindedir. Işığı mezbelelikte sürünüyor diye ayın kirlendiğini sanma. Ay yücelere taht kurmuş oturmaktadır. Işığını göndermesi onun aczinden değil kereminden, cömertliğindendir. Ay gibi yücelere taht kurmuş Hak erlerinin de düşkün insanlara el uzatmakla eli kirlenmez. Onlar güneş gibi, yağmur gibi, ay gibi insanlara rahmettir.

  7. 7
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    29-30
    Doğru ol menzile var:
    Lâzım oldu kavse tîr-i müstakîm
    Menzil almaz şüphe yok sehm-i sakîm
    Müstakim ol tîrveş hatta kemân
    Eyleye îsâl-i menzil bî-gümân 1/1443-44

    Yaya düzgün ok lazımdır. Yay ne kadar güçlü çekilirse çekilsin düz olmayan ok uzağa gidemez. O halde ey Hak yolunun yolcusu !Sen de niyetinle amelinle bu yolda ok gibi dümdüz ol ! Ta ki üstadın bir yay gibi seni ötelerin ötesine ulaştırsın.


    31
    Haktan kork ki korksunlar:
    Kim ki Hakdan havf ederse bîgüman
    Havf eder andan zemîn ü âsümân 1/1485

    Hak Taala kendisinden korkana öyle bir heybet ve haşmet verir ki yer de ondan korkar, gök de ! Yani Hakdan korkan cümle korkulardan kurtulur. O sığınaktan mahrum olanlara ise çepeçevre alem düşman görünür.



    32
    Hürmet bulmak istersen:
    Kimki hürmet eyleye hürmet bulur
    Kand isti’mâl eden lezzet bulur 1/1556

    Herkes ektiğini biçer, ettiğini bulur.Saygılı olanın hakkı saygı,iyilik yapanın ücreti iyiliktir. Saygı ve iyilik şekerine maden olan dudak nasıl olur da o tattan nasiplenmez!

  8. 8
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    33
    Ey turşu satıcısı:
    Türşrû olmak olaydı şükr bes
    Sirkeden şâkirter olmaz idi kes 1/1590

    Ey yüzünü ekşite ekşite şükreden âbid. İbadet ve taat Hakkın nimetlerine şükür ve hoşnutluk ise bu nasıl şükür,nasıl teşekkür.Eğer böyle şükür şükür olsaydı sirkeden daha şükreden kimse bulunmazdı. Ekşi bir suratla selam veren kişiye şairin söylediğin duymadın mı hiç:
    Reddeyledik selamını vech-i abusuna
    Şükrün belirtisi olarak biraz yüzün gülsün. Yoksa senin de şükrünü alırlar da o ekşi suratına çarparlar.


    34
    Dilimin ettikleri:
    Ey zeban hem berk u hem harmensin ah
    Ateşinle harmenim ettin tebâh 1/1767

    Ey dilim,sen benim hem servetimsin hem felaketim. Beni abad eden de sensin berbad eden de. İyi kullanıldığında harmanımsın kötü kullanıldığında şimşek. Ey kırmızı dil, bir ateş parçası gibi harmanımı yakıp küle çevirdin! Seni tarif için Yunusun şu sözlerinin üstüne söz olmaz:
    Söz ola kese savaşı
    Söz ola kestire başı
    Dem ola ağulu aşı
    Yağ ile bal ede bir söz


    35
    Toprak ol da yeşer:
    Bin bahar olsa ne kâbil feyz-i seng
    Toprak ol ta güller olsun reng reng 1/1983

    Bin bahar gelip geçse taşın yeşermesi ne mümkün. Kabahat baharda değil senin kibirle taşlaşmış gönlünde. Sen toprak gibi alçak gönüllü olmaya bak. Gör o zaman o gönül toprağından nasıl renk renk güller açılıyor, baharlar yeşeriyor.


    36
    Hem kel hem fodul olma:
    Zîşt kibr amma fakire zîştter
    Kar yağar hem gün soğuk hem câme ter 1/ 2420

    Kibir çirkindir ama fakirin kibri daha da çirkin. Bu şuna benzer: Karlı ve soğuk bir günde ıslak elbise giymişsin. O halde yama üstüne yama ekleme, kusur üstüne kusur işleme. Kelliğine bir de fodulluk ekleme.

  9. 9
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    37
    Havuz ve çeşmeler:
    Havza benzer şeh tevâbi’ lüleler
    Ab-ı havzı lüleler icrâ eder 1/2923

    Şah havuz gibidir,memurları ise musluk. İyi kötü havuzda her ne varsa çeşmelerden akan odur.O halde iyiliği de kötülüğü de kurnadan değil havuzdan bilmeli. Beri tarraftan nasıl musluk havuza tabi ise memurlar da idarecilerine bağlıdır. Bu sebeple Dicle kıyısında kurdun kaptığı kuzunun hesabı bile Ömerden sorulur memurdan değil.


    38
    Kargalar öterse:
    Çün şitâda zâğlar pür-cûş olur
    Uzlet eyler bülbülân hamûş olur 2/20

    Her mevsimin ve her iklimin müşterisi başkadır. Bahar bülbüllerin velvelesiyle inler.Kış mevsiminin saltanatı ise kargalara aittir. Karganın sesi yükselince bülbüle de susmak ve bir kenara çekilmek düşer. Yani iyilik iyilikle kötülük kötülükle beraberdir. Bülbül nasıl baharı özlerse iyiler adalete ve güzelliğe aşıktır. Karga tabiatlıların baharı ise kıştır. Biraz hava bulanıp,soğuk rüzgarlar esmeye görsün kenarda köşede saklı kargalar nasıl da birden çoğalır ve bahara lanetler yağdırırlar. Eh,bahar ülkesine bülbül kış harabesine karga yakışır.Senin içinde de bir bahar ve güz var. Kalp bahçeni ihmal etme ki meydan kargalara kalmasın



    39
    Alçaltan yükselme:
    Ser-nigûn oldu edip âheng-i zîr
    Zann eder kendin ola bâlâ mesîr 4/3729

    Düşkünlükten düşkünlüğe de fark var. Kimi düşkün kendi durumunun farkındadır.Asıl düşkünlük ise boyuna alçalırken kendisini yükseliyor sanmaktır. Günahkarın günahı gizlemesi di bir meziyettir. Bedbaht ise kendi herzeleriyle övünür ve “ey insanlar, bakın ne güzel boynuzlarım var” diye kepazeliğini cümle aleme yayar.


    40
    Nereye koşuyorsun:
    Niceler bî-câ idüp azm-i sefer

    Menzil-i maksûdunu eyler güzer 4/3257


    Pek çok insan yakında olanı uzakta arar. Hazine eşiğinin altındadır ama hırs ve sabırsızlık onu uzaklara doğru sefere çıkarmıştır.Doktoru hemen yanıbaşında iken o semt semt doktor arar. Okunu vuracağı ava değil vuramayacağına atar. Böylece ömür sermayesini yele verir ve elinde yol yorgunluğu kalır.


    41
    Suç ipte mi,sende mi:
    Merresenra nist cürmî ey anûd
    Çün türa sevdâ-yı ser-bâlâ nebud 3/4243

    Ey gayretsiz heveskar! İşte direk işte ip. Çıkmak istiyorsan durma ipe asıl. Ama sende o gayret yoksa suçu ipin çürüklüğüne direğin yağlı oluşuna bağlama. Anlaşılan sen bir kalpazansın,yükselmeye niyetin ve o yolda akıtacak terin yok ki böyle bahanelere sığınmadasın. Maddi manevi her yükselişi sen böyle bir ip bil. İplerin başı da Allahın kelamı. Ona sarılırsan bu nefs çukurundan çıkarsın.Hala o çukurdaysan bari o ipe bühtanda bulunma da kendi nefsini kına.


    42
    Sen camını açmazsan:
    Nûr-ı tâbândan size yokdur nasib
    Beste revzen mâhdan bulsun mu zîb 3/2844

    Ey nasipsiz! Hem pencereni sımsıkı örtüyor, perdeleri çekiyor hem de ay ışığından nur umuyorsun. Dışarıda dolunay pırıl pırıl olmuş neye yarar. Sen yol vermedikçe o kapından içeriye giremez. Bu dünya gecesinde de iman nuruyla aydınlanmak istiyorsan gönül pencereni Hakka ve hakikata aç, gözünden o örtüyü kaldır.



    43-44-45
    Dert devaya davettir:
    Kanda derd olsa devâ andan ayan
    Kanda pestî olsa âb oldu revân 1/1957
    Kanda derd olsa devâ anda gider
    Kanda fakr olsa nevâ anda gider 3/3232
    Doğmadıça tıfl-ı pâkize-dehen
    Bestedir pistân-ı mâderde leben 3/3235

    Sen sanır mısın ki dert kötüdür. Hayır ! Dert devaya bir davetiyedir. Dert ve düşkünlük yer alçağına benzer, deva ise suya. O yüzden nerede dert varsa deva oraya koşar. Neresi alçaksa su oraya akar. O halde derdini sev,ilahi rahmeti celbeden kırıklığını nimet bil..Zira
    İlahi yardım ihtiyaca göre tecelli eder. Dertli ol ki o seni iyileştirsin, fakir ol ki doyursun. Görmüyor musun, o ipek ağızlı bebek doğmadıkça annenin memesi kupkuru. Ne zaman ki bebek ağzını açar, Cenab-ı Hak o ağzı beslemeye anne memesini memur eder. Çocuk büyüyüp eli ayağı tutmaya başlayınca ona; madem artık aciz değilsin git de artık ekmek ye derler. Bebek gibi aciz ol, tam bir teslimiyetle Hakka karşı ağzını aç! Ta ki sana sebep memelerinden süt gibi nimetler aksın



    46
    İç körlüğünden sakın:
    Kûr-ı zâhir der-necâset zâhirest
    Kûr-ı bâtın der-necâsât-ı sırest 3/2100

    Körlük de türlü türlüdür. İç körlüğü dış körlükten fenadır. Gözü kör olan kendisini dışarıdaki pisliklerden koruyamaz. Lakin bu pislik yıkamayla geçer. İç gözü kör olan ise manevi pisliklere bulaşır. Bu tür pislik diğeri gibi suyla kolayca geçmez. O demirdeki pas gibi kalıcıdır. Nasıl zahir gözünü çöpten sakınıyorsan iç gözünü de öylece sakın. Ta ki manevi kirlere bulanmayasın. Bir kere bulanmışsan da tevbe et. Zira tevbe suyundan başkası o kire çare olmaz.

  10. 10
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    47
    Uydurma da kendin uy:
    Kerdei tevil-i harf-i bikrra
    Hîşra tevil kün ney Zikrra 1/1127

    Ey dokunulmaması gereken ilahi sözleri keyfine göre tevile kalkan laübali ! Kuranı değil kendini tevil et .Onu kendine uydurma, sen ona uy.! O seni düzeltmeye gelmişken senin onu düzeltmeye kalkman ne edepsizlik! Kendin hastayken doktorunu tedaviye kalkman ne abes!


    48
    Karın yüz karan:
    Nârdır hırsından ol fahm-ı siyâh
    Gitdi hırsın kaldı fahm-ı pür-tebâh 4/1144

    Ey hırsının zebunu olan kişi! O kara kömürü parlak bir ateş gibi gösteren şey senin hırsından başkası değil. Zira hırs taşı elmas gösterir. Yanan ateş güzelliğiyle gözünü alır ama sen o renge değil yaptığı işe bak. Ateşe yaklaşırsan yüzünü ise toza bulamış olursun. Ne sönmeyen ateş var ne geçmeyen heves. Ama ateşten geriye kömür, hevesten gerie de utanç ve yüz karalığı kalır. O halde dikkat!


    49-50
    Ölüm kendi renginde:
    Merg her yek ey püser hem-reng-i ost
    Pîş-i düşmen düşmen ü ber-dost dost 3/3461

    Ey ölüm aynası! Sen ne tuhaf bukalemunsun. Kimin yüzüne baksan onun rengini alırsın. İyiye iyi, çirkine çirkin görünürsün. Dostuna dostsun, düşmanına düşman. Bunun sebebi nedir? diye sordum da Hz.Mevlana’dan şu cevabı aldım:

    An ki mî-türsî zi-merg ender-firar
    An zi-hod tersânî ey can hûşdâr 3/3463
    A ölümden korkan ! Aslında ölümün rengi yoktur, onda gördüğün çirkinlik kendi çirkinliğin. Lakin bu çirkinlik de kendi eserin. Üstündeki kirli paçavrayı kendin eğirip kendin diktin, yüzündeki gözündeki karaları yine kendin çaldın. Şimdi hayat perdesi aradan kalktı ve ölüm aynasında kendi gerçek kimliğinle yüz yüze geldin. Seni bu kara yüzünle,bu düşkün halinle cennete kabul etmezler. İşte seni korkutan ölümün bu gerçekleri haykıran dili. O halde layıkı o ki sen ölümden değil kendinden kork!


    51
    Mezar arkadaşın kim:
    Bil vefâdârın olur ancak amel
    Lahdi eyler ol senin ile mahal 5/1055

    Ey mezar yolcusu! Hayattayken dostlarının çokluğuyla övünürdün. O uzun yol boyunca dostlarını nerelerde yitirdin! Son arkadaşların da sana mezar kapısında sırtlarını döndüler. Şimdi yanıbaşında seninle aynı toprağa baş koyan tek bir yoldaşın kaldı:amelin. Eğer bu yoldaş kötüyse vay haline! Yok iyiyse sana müjdeler olsun. O seni hesap gününde avukatın ve şahidin, sırat köprüsünde de bineğindir. O halde mezara böyle bir arkadaşla girmeye çalış.

  11. 11
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    --->: Mesneviden Cevher Beyitler !!

    Reklam




    52
    Sular da susar:
    Teşnedir müştâk-ı âb-ı dilsitân
    Abdır hem tâlib-i lebteşnegân 3/4442

    Susuz kişinin dudağı tatlı suya hasrettir. Ama su da susamış dudakları özler. Çocuk memeye aşıktır, memeyse kendisini emecek bebeğe. Muhtaç olan cömerd bir el peşindedir, cömert ise kendisinden isteyecek elleri gözler. Yani fakrın gereği istemek zenginliğin şanı vermektir. Beriki ne kadar almağa muhtaçsa Hak eri de o kadar vermeye müştaktır. Cömertlerin en cömerdi olan Cenab-ı Hak ise:Yok mu benden isteyen,diye kullarını kendisine davet eder.


    53
    Müminler bir beden:
    Müminân ma’dûd lîk imân yekî
    Cismişân ma’dûd likin can yekî 4/418

    Beden bir ama organları çok. Bedenleri bir araya getiren, birleyip bütünleyen candır. Can giderse azaların hiç biri kalmaz, hepsi ölür. Müminler de böyledir, hepsi bir büyük bedenin uzuvları hükmündedir. Niçin ? Çünkü hepsinin ortak bir canı vardır ve o can imandır. Nice hazinelerin bir araya getiremeyeceği kalpler imanla bir araya gelmiş ,kardeş olmuştur. İman ipi kopmaya görsün, beden tesbihi dağılır gider.


    54
    Dildaşlık mı üstün gönüldaşlık mı:
    Çok olur Hindî ve Türki hemzebân
    İki Türk olur veli bîgâne san
    Bâ-husûs ola zebân-ı mahremi
    Hemzebândan oldu alâ hemdemi (1/1259-60)

    Önemli olan dil akrabalığı değil gönül akrabalığıdır. Bu yüzden bakarsın bir Hintli ile Türk anlaşırlar da aynı dili konuşan iki Türk anlaşamazlar.O halde gönüldaş olmak dildaş olmaktan daha iyidir.


    55
    Ayakkabın sıkarsa yalınayak gez:
    Pâ-tehî geşten bihest ez-kefş-i teng
    Renc-i gurbet bih ki ender-hâne ceng 1/2496

    Elbette her ayağa bir ayakkabı, her sırta bir gömlek lazım. Ama ayakkabı darsa insan yalın ayak olmayı tercih eder. İnsanın evi barkı, vatanı elbette gurbetten iyidir ama bazen vatan yaşanmaz hale gelir de- şairin dediği gibi-:”Gahi gurbet vatan olur, gahi vatan gurbetlenir”. Ayakkabı nedir? Yerine göre arkadaş, eş,dost. O halde eşler ve dostlar dikkat etmeli ve sormalı: Ben nasıl bir ayakkabıyım? Korumakla mı yükümlüyüm, sıkmakla mı? Sonra evim nasıl bir ev? Cennet bahçesi mi, çilehane mi? Aman eşler.. Dikkat!


    56
    İbadetlere acık:
    Lîk şîrînî vü lezzât-ı makar
    Hest ber-endâze-i renc-i sefer 3/4188

    Ele geçen şeyin tadı, tuzu, değeri oraya varmak için çekilen yol zahmeti kadardır. Çölün tozunu yutmayan, dilini dudağını çöl güneşinde çatlatmayan Zemzemin lezzetini bilemez, ömür boyu hayalini kurmayan Kabenin kadrini tartamaz. O halde önce yan ki su seni kandırsın, acık ki ekmek damağında bir lezzet bıraksın. Özle ki bulduğunda gerçekten bulmuş olasın.


    57
    Cömertlik çeşitleri:
    An direm dâden sahîra lâyıkest
    Can süpürden hod sehâ-yı âşıkest 1/2331

    Herkesin bağışı cömertliği nisbetincedir. Mal cömerdine yakışan malından mülkünden vermektir. Bu cömertlik başkaları katında makbuldür ama aşıklar yanında değil. Hak yolunda Ömer çok cömerttir ama o cömertlik Hz.Ebubekirinki yanında aza döner. Ey cömert, ne kadar versen aşıkla yarışamazsın. Zira -Fuzulinin dediği gibi- sen yar yoluna kurban kesmedesin;o ise kurban olarak kendisini getirmede:
    Yılda bir kurban keserler halk-ı alem ıyd için
    Dembedem saat-be-saat ben senin kurbanınam

  12. 12
    YapRock
    Forumun Herşeyi

    58
    Azı ver çoğu al:
    Mülk-i cismetra çü Belkîs ey gabî
    Terk kün behr-i Süleyman-ı nebi 4/781

    A ten mülküne dört elle sarılan ahmak! Belkısdan ibret al da o mülkü Süleymanın yoluna ser. Hiç Süleyman olan seni karşılıksız bırakır mı? Onun mülkü nerde seninki nerde ! Sen toprak verirsin,onun karşılığı ise inci mercandır. Lakin Süleymanın üzerinde de bir Süleyman var. Süleyman da o kapının naçiz bir bendesi. Süleyman da ,sen de senin sandığın her şey de zaten onundur.O halde sen tenini canını onun yolunda toprak eyle, başını onun eşiğine koy.Ta ki sana ölümsüz bedenler ve başlar ihsan etsin.



    59
    Nehir kem mi testiden:
    Çîst ender-hum ki ender nehr nîst
    Çîst ender-hâne k’ender-şehr nîst
    İncihân humest ü dil çün cûy-ı âb
    İn cihan hücrest ü dil şehr-i ucâb 4/828,29

    Bir şey küpte olsun da nehirde bulunmasın mümkün mü? Evde bulunup da şehirde bulunmayan ne vardır.Küp bu dünyadır, nehir ise kalp.Bu dünya dar bir hücredir, gönlün ise şaşılacak şeylerle dolu bir şehir. Sen küpteki kokmuş suya susamışsın, oysa ondan çok daha tatlısı ve fazlası gönül ırmağında. Evde görüp gözünü aldırdığın şeyler şehrin sanatkarları tarafından yapılmıştır. Git de çarşıda onun çok daha güzellerini gör. Hasılı dışarıda lezzet adına her ne varsa gönülde onun çok daha iyileri mevcut. O halde dudağını testiden değil o nehirden kandır.Bu dar hücrede gönül eğleme o sonsuz şehirde gezin.



    60
    Adalet nedir:
    Adl oldur kim veresin eşcâra âb
    Zulm odur ammâ ki vermek hâra âb 5/1095

    Sanma ki adalet her kökü sulamaktır. Adalet her şeye hak ettiğini ve hak ettiği kadar vermektir. Sulayacaksan meyveli ağacı sula,ayrık otunu yahut dikeni değil. Dikeni sulamak meyveli dala kötülüktür, kötüye imkan vermek de iyinin canına kastetmektir.Adalet mi istiyorsun:İyiyi yücelt, alçağı alçalt. Birini tahta oturt, diğerini darağacına çek.


    61
    Lutfun da hoş kahrın da:
    Ey cefâ-yı tu zi-devlet hûbter
    Ve’ntikâm-ı tu zi-cân mahbûbter 1/1631
    Aşıkem ber-kahr u ber-lutfeş be-cidd
    Bu’l-aceb men âşık-ı in her dü zıd 1/1635

    Ey cefası mutluluktan güzel, intikamı candan daha sevimli olan !Ben senin luffuna da aşığım kahrına da . Aynı anda böyle iki zıd şeye aşık olmak ne garip şey! Lakin bu gariplik görünüştedir. Zira sen güzelsin ve güzelden sadece güzellik sadır olur. Senden gelen şeyleri bu iyi bu kötü diye ayırmak ise şaşılığın ta kendisi


    62
    Yarın deme:
    Hîn megû ferdâ ki ferdâhâ güzeşt
    Ta bi-külli big(ü)zered eyyam güzeşt 2/1282

    Ahmak dün der yarın der. Her işi tehir ede ede sonunda elinde ne dün kalır ne yarın. Dün hayaldir yarın bir vehim,bugünse elinin avucunun altında. O halde ne yapacaksan şimdi yap. Bilmiyor musun ki bu dünya da geçici, sen de geçicisin Yarına kalacağını kim garanti etmiş ki yarınla ilgili böyle planlar yapıyorsun..
    O halde ekinini şimdi ek , söküğünü şimdi dik.


    63
    İster aydan al ister güneşten:
    Eyle mehden ya güneşten iktisâb
    Oldu mâhın nûru nûr-ı âfitâb 1/2020

    Sen ister aydan ister güneşten al, o nur sonuçta güneşin nurudur. Bütün ayna kırıklarında parıldayıp duran ışıkların hepsi o kaynakta birleşir. O halde asıl kaynağı unutup vasıtalara takılma. Sana gelen maddi manevi her iyilik ve feyiz de öylece bir kaynağa çıkar.Sen onu şuna buna ait zannetme. Ne aracısız kal ne de aracıya takıl.


    64
    Resim ressama kafa tutar mı:
    Nakş nakkâşa nice nahvet eder
    Çün anı ol sâhib-i sûret eder 1/3139

    Eserin kendisini var edene baş kaldırması,onun takdirini değiştirmeye kalkması ne beyhude ve abes bir çaba. Resim kendi ressamına karşı böbürlenebilir mi hiç? Ey insan, sen de ressam elindeki resim gibisin. O halde haddini hududunu bil, yaratılmış olduğunu asla hatırdan çıkarma. Aczine kibir kiri bulaştırma.


    65
    Gül gibi gül:
    Kim gülün her bergin etsen çâk çâk
    Handeyi terk eylemez bî-vehm ü bâk 3/3280
    Her ne kim senden olur dest-i kazâ
    Bil yakin senden olur def’-i belâ 3/3281

    Ey burnu kanasa hemen kadere küsüp yüzünü ekşiten. Gülden hiç ders almıyor musun? Bütün yaprakları tek tek yolsan gül yine de gülmekten vazgeçmez. Hale razı oluş şükürdür. Gül de daimi bir şükür makamındadır. Hem bilmez misin ki başına gelen sıkıntılar aslında daha büyük bir sıkıntıya set olur da başındaki belayı def ederler. O halde yüzün gülsün yahu!



    66
    Yar kanımı dökerse:
    Ger dökerse kanımı lutf ile yâr
    Eylerim raks ederek cânım nisâr 3/3860

    İnsan için kanından canından kıymetli ne var ! Ama madem ki aşığım, verdiğime değil veremediğime üzülürüm ben. Çünkü kanım da canım da sevgiliye aittir. Sevgili kanımı mı döktü..Sevincimden raksa başlar peşisıra canımı da ayaklarına sererim.



+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 Sonuncu8Sonuncu9
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi