Tecahül-i Arif

+ Yorum Gönder
Öğretim ve Edebi Türler Bölümünden Tecahül-i Arif ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    P®øƒєﻛﻛíøиαL
    Usta Üye
    Reklam

    Tecahül-i Arif

    Reklam



    Tecahül-i Arif

    Forum Alev
    TECAHÜL-İ ARİF Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmiyormuş gibi aktarmalıdır.
    —Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz.
    —Sular mı yandı,neden tunca benziyor mermer?
    Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
    —Gökyüzünün başka rengi de varmış,
    Su insanı boğar,ateş yakarmış.
    —Şu karşıma göğüs geren,
    Taş bağırlı dağlar mısın?
    —Saçların dalgalı,boya mı sürdün?
    Gelmiyorsun artık,bana mı küstün?
    —İçimde kar donar,buzlar tutuşur,
    Yağan ateş midir,kar mıdır bilmem.




  2. 2
    DOLUNAY
    Özel Üye

    --->: Tecahül-i Arif

    Reklam



    Tecahül-i Arif






    Bilinen bir şeyi, bilmez görünerek anlatmadır.Bu, çoğu kez soru ya da abartma yoluyla yapılır.
    Diğer bir tanımla:
    Nükte yapmak için veya bir anlam inceliği yaratmak, şairin gayet iyi bildiği bir şeyi bilmiyor görünerek söz söylemesine tecahül-i arif denir.
    Şair, bu sanatı yaparken çoğu kez mübalağa (abartma) ve istifham (soru sorma) sanatlarından faydalanır. Aşağıdaki örneklere göz atalım:
    Sen güneş misin ha?
    Kaya mısın yoksa su mu?
    Giderken
    Bunca can
    Susmuşsun da
    Sanki var mısın?
    Yukarıdaki örnekte ozan onun güneş, kaya, su ya da var olup olmadığını bilmemesi olanaksız olduğu halde bilmez görünüyor
    * Çördükler, cevizler, iğdelerin Gidin bakın gölgeleri orda mı?
    (Cahit Külebi)
    * Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    (Cahit Sıtkı Tarancı)
    *Sular mı yandı neden tunca benziyor mermer?
    (Ahmet Haşim)
    * Su insanı boğar, ateş yakarmış
    Her doğan günün bir dert olduğunu İnsan bu yaşa gelince anlarmış
    (Cahit Sıtkı Tarancı)
    * Altında mı üstünde midir cennet-i âlâ
    Elhâk bu ne halet, bu ne hoş âb ü hevâdır
    (Nedim)

    Şair İstanbul’u övmek için yazdığı bu dizelerde “Altında mı üstünde midir güzel cennet/Doğrusu bu ne hoş durum, bu ne hoş su ve havadır” diyor. İstanbul’un güzelliğini böylece hem cennete benzeterek mübalağa ediyor hem de bildiği bir gerçeği (cennetin İstanbul’un altında ya da üstünde olamayacağını) bilmez görünüyor.
    Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
    Kurbanın olam var mı bunda benim günâhım
    (Nedim)
    *Haberin var mı taş duvar, Demir kapı, kör pencere Yastığım, ranzam, zincirim Haberin var mı?
    Görüşmecim yeşil soğan göndermiş Karanfil kokuyor cıgaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…
    (Ahmet Arif)









+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi