İnsana ulaşan her nimet Allah’tan bir lütuftur.

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden İnsana ulaşan her nimet Allah’tan bir lütuftur. ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    desert.rose
    Usta Üye
    Reklam

    İnsana ulaşan her nimet Allah’tan bir lütuftur.

    Reklam



    İnsana ulaşan her nimet Allah’tan bir lütuftur.

    Forum Alev
    Nankör insanın çıkmazı, kendivarlığından hoşnut olmadığı gibi eline geçen nimetleri de inkâretmesidir. Ahlâkî geleneğimizde buna “kâfir-i nimet” denmiştir; nimetinimet olarak görmeyen kişi demektir.

    İnsana ulaşan hernimet Allah’tan bir lütuftur. Bu nimeti getiren kişi, lütuf sahibininiradesini gerçekleştirmektedir. Böyle bir durumda şükretmemiz gerekmezmi? Güzel bir söz bile olsa yapılan bir iyilik, iyiliğe lâyıkgörüldüğümüzün ispatı değil midir?

    İyiliğe karşı vefasız davranmak, nankörlük etmek, öncelikleyaratılışımızın inkârıdır, insan olmamıza isyandır, herhangi biriyiliği hak edecek düzeyde olmadığımızın beyanıdır. Oysa rahatsız ediciherhangi bir söz veya davranışımıza bile tahammül edebilen olgunkişiler, bizim insan oluşumuzu dikkate almaktadırlar.

    Nankörlük bizi Yüce Yaratıcımızdan uzak düşürür. Çünkü O’nun verdiğihayatımız, hayatımızı devam ettiren nefesimiz, yememiz, içmemiz, okuyupanlayabilmemiz Rabbimiz’in izni dahilinde değil midir? Hattaçevremizdeki insanların varlığı ve bizleri dikkate almaları, herhangibir sıkıntımızla ilgilenmeleri Allah’ın bir lütfu değil midir?

    Kâfir-i nimet

    Nankör insanın çıkmazı, kendi varlığından hoşnut olmadığı gibi elinegeçen nimetleri de inkâr etmesidir. Ahlâkî geleneğimizde buna “kâfir-inimet” denmiştir; nimeti nimet olarak görmeyen kişi demektir.

    Bencil karakterli bir yapıya sahip olan bu insan, çevresindekilerinkendisine iyilik etmelerini zorunlu gibi görmektedir. Kendisininonlardan üst seviyede olduğunu vehmettiği için, nimetleri ve hizmetlerihak ettiğini düşünmektedir. Bundan dolayı da iyiliklerin kadrinibilmemekte, hatta zaman zaman iyiliklere karşı kötülükle karşılıkverebilmektedir.

    Böyle bir insanın akıbetini, Merhum Ömer Nasuhi Bilmen “FetihSûresi’nin Türkçe Tefsiri” isimli eserinde yer alan Farsça beyitteözetlemektedir:

    Nimete şükür nimeti artırır elbet.
    Nankörlük de nimeti batırır elbet.

    Allah’ın lütfettiği bir güzelliği kabul etmeyip inkâr edersek, ogüzellik elimizde kalır mı? Aciz bir kul olduğumuzu unuttuğumuz içinnefsimiz ve aklımızla baş başa kalabiliriz. Bizi sıkıntılarımızdankurtarabilecek Yüce Varlığa karşı nankörlük edersek, her türlüacizliğimize rağmen vefasızca bir tavır sergilemiş olmaz mıyız?

    Allah’a verilen sözler

    Unutmamalıyız ki, nankörlük İsrailoğulları’nın temel kişiliközelliğidir. Çünkü Allah’a ve O’nun peygamberlerine karşı isyanetmekten, kendilerine verilen nimetleri küçümsemekten hiç geridurmamışlardır. Allah Tealâ, Elest Bezmi’ndeki ilk ahdin yanı sıra dahasonraları peygamberleri aracılığı ile kullarından başka ahitler dealmıştır.

    Mesela İsrailoğulları’ndan namaz kılacaklarına, zekât vereceklerine,peygamberlerine itaat edeceklerine dair ahit almış ve bu ahde riayetetmeleri halinde de onlara dünya ve ahirette mükâfat vereceğinibildirmiştir (Maide, 12).
    Bundan başka, anaya, babaya, akrabalara veyoksul kimselere yardım edeceklerine, birbirlerinin kanlarınıakıtmayacaklarına, birbirlerini yurtlarından çıkarmayacaklarına dairsöz almıştır (Bakara, 83-84). Fakat ne yazık ki İsrailoğulları bu ahdevefa göstermeyerek sözlerini bozmuşlardır (Bakara, 100).

    İnsanların iyiliklerine nankörlük yapan kişi, Allah’a karşı danankördür. En büyük nankörlük, kulun kendisini yaratan Rabbini inkâretmesi, O’nun yüceliğini tanımamasıdır. Nankörlük, ilâhî sözümüzdendönmemizdir, ahdimizi bozmamızdır. Allah’a söz vermiş bulunan bir insanveya topluluğa karşı Cenab-ı Hak da onlara bir vaatte bulunmuştur. Bubir ahitleşmedir.

    Allah Tealâ ahdinden asla caymayacağına göre insanlar da ahitlerin den
    caymamalıdırlar. Ancak bazı insanlar veya bazen kavimler toplu olarakahitlerinden caymışlar ve Allah’a ibadet etmemek, O’nun yasaklarınauymamak, O’na ortak koşmak, verdiği nimetlerini küçümsemek gibinankörce tavırlar sergilemişlerdir. Allah ile olan ahdine vefagöstermeyen, bu ahdi bozan veya bozmaya çalışan nankör kimseden dünyevîherhangi bir ahde saygı göstermesi beklenebilir mi?

    Allah Tealâ Kur’an’da bütün insanlardan ahd ü misak aldığınıbuyurmaktadır:
    “Ey Âdemoğulları, ben sizinle ahitleşmedim mi? Şeytanatapmayın, o sizin düşmanınızdır, diye.” (Yasin, 60). Bu ayete göreinsan, Allah’ın emir ve yasakları ile hududunu aşıp ahdini bozar veYaratıcısına karşı nankörlük ederse, işte o zaman şeytana ibadet etmiş,onun çemberine girmiş olmaktadır. Şeytanın yeryüzündeki temsilciliğinesoyunmuş olanları bakınız Kur’an-ı Kerim nasıl lânetlemektedir:

    “Fakat (yaratılışlarının gereği olan doğal bir) antlaşmaya (misaka)rağmen Allah’la olan bağlantılarını bozup, Allah’ın sıkı tutulmasınıemrettiği bağları kesen ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaran kimseleregelince... İşte Allah’ın lâneti böylelerine yönelmiştir ve (ötedünyada) varılacak yerlerin en kötüsü de onlara ayrılmıştır.” (Ra’d, 25)

    Kendinden büyük olmak

    Nankörlük, bir başka ifadeyle vefasızlık, ya insanın kendisiniolduğundan fazla güçlü görmesinden veya kendisini yetersiz görse bilebu yetersizliğini başkalarıyla topluluk halinde bulunmasıyla görmezdengelmesinden ortaya çıkabilir. Oysa hangi sebeple olursa olsun, Kur’an-ıKerim vefasızlığı yasaklamaktadır. Ayrıca bazı kimselerin ahitlerinibozarken kendilerince gösterecekleri sebepleri de reddetmektedir:

    “İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra söküp bozan kadın gibiolmayın. Bir ümmetin sayıca daha çok olmasından ötürü yeminlerinizialdatma vasıtası yapıyorsunuz. Allah onunla sizi imtihan eder. Kıyametgünü ihtilâf ettiğiniz şeyleri elbette beyan edecektir.” (Nahl, 92)

    Kendisiyle ilgili her türlü vehmine rağmen vefasız insanın iradesizayıftır. Aynı zamanda vefasızlık basiretten, ileri görüşlülükten uzakolmak demektir. Çünkü bu insan, insanlık kitabında yazılı nice nankörkişilerin akıbetlerinden bir türlü ders alamamaktadır.

    Oysa Allah’ın insana ihsan ettiği güzellikleri, nimetleri karşısındaderin bir hürmetle şükretmemiz gerekmektedir. Şunu unutmamalıyız kiAllah, yüce peygamberi aracılığıyla bizlere bildirmiş olduğu ilâhîdavete cevaben takva sahibi bir müminin vefası gereği yerine getirdiğiiyiliklerini, diğer insanlara hizmetlerini asla göz ardı etmemekte,onları şükranla kaydetmektedir:

    “Her kim gönülden isteyerek bir hayır yaparsa (iyilik ederse), şüphesizki Allah ona şükran duyar. O her şeyi bilmektedir.” (Bakara, 158)

    Allah Tealâ ihlâsa dayanan hiçbir iyiliği değersiz kılmayacak, bilakisilâhî cömertliğiyle mükâfatlandıracaktır: “İyi amellerde bulunan hiçbirmümin, çabaları karşısında nankörlük görmeyecektir. Doğrusu biz (bugüzel işleri onun için) bizzat kayda geçirmekteyiz.” (Enbiya, 94)

    Rabbimizin bu ve benzeri ayetlerinde ifadesini bulan engin rahmetinintezahürü olarak en ufak bir iyiliğimizi bile karşılıksız bırakmamasınarağmen, insan kim oluyor da Allah’a, Peygamberi’ne ve O’nun izindengidenlere karşı nankörlük yapabiliyor!

    Şükretmesini Bilmeyince

    Nankör,Farsça’da “ekmek” anlamındaki nân ile “görmeyen, kör” manasındaki kûrkelimelerinden oluşan nân-kûr kelimesinden türetilmiş. Nânkûr, “yediğiekmeğin, gördüğü iyiliğin kıymetini bilmeyen” anlamına geliyor. “Birşeyi örtmek, nimeti inkâr etmek” anlamındaki küfrân ile nimetkelimesinden meydana gelen “küfrân-ı nimet” ifadesi de nankörlükmanasında ve şükrün karşıtı olarak kullanılıyor.

    Ahlâk kitaplarınankörlüğü şükürle ilgili bölümlerde ele alır. İmam Gazalî rh.a.Hazretleri’ne göre şükür, Allah’ın verdiği nimeti O’nun hoşnut olacağışekilde, nankörlük ise razı olmadığı yollarda harcamaktır. Gazalîrh.a., bir nimeti yaratılış gayesi dışında ve ilâhi iradeye aykırıolarak kullanan kimsenin Allah’ın nimetine karşı nankörlük etmişsayılacağını belirtir. Buna göre bir ağacın dalını gereksiz yere kesenkimse bile, bir canlıya kıydığı ve insanların faydalanması içinyaratılan nesneye zarar verdiği için nimete nankörlük etmiş sayılır.
    Semerkand dergisi




  2. 2
    ADVİE
    Bayan Üye

    Cevap: İnsana ulaşan her nimet Allah’tan bir lütuftur.

    Reklam



    insan aslında nekadar nankör ve Allah nekadar lütufkar nekadar merhemetli ve cömert
    dünyada bu kadar kötülük var ama nimetler de var ama şükür yok







+ Yorum Gönder
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi