Dini Nikah Hakkinda..

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Dini Nikah Hakkinda.. ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    gepetto
    Yeni Üye
    Reklam

    Dini Nikah Hakkinda..

    Reklam




  2. 2
    mum
    Özel Üye

    --->: Dini Nikah Hakkinda..

    Reklam



    Arkadaşlar..dini Nikah Ile Ilgili Bilgisi Olan Herkesi Paylaşmaya Davet Ediyorum..nedir,nasil Yapilmalidir,eşlere Düşen Görevler Nelerdir,islamiyette 4 Eşe Kadar Alinir Ne Kadar Doğrudur...?
    İSLAMDA NİKÂH

    Evlenme, kocaya gitme, cinsî temasta bulunma, sarhoş etme, evlenmeleri yasak olmayan bir erkekle bir kadın arasında yapılan ve müşterek hayat ve nesli sürdürmek için bir bağ meydana getiren akit.
    Tarih boyunca, çeşitli milletlerde ve hukuk sistemlerindeki evlilik anlayışı ve tatbikatı aynı olmamıştır. ilâhî vahye dayanan semavî dinlerde erkekle kadının ortak bir yuva kurması ancak nikâh akdiyle mümkün kılınmıştır.
    Nikâh akdi eşlerin veya temsilcilerinin serbest iradesiyle oluşur. Karı kocadan meydana gelen aile yuvasında tarih boyunca, çeşitli topluluklarda üç usul uygulanmıştır.
    I) Koca hakimiyetine dayanan evlilik:
    Tarihin eski çağlarından beri yaygın olan evlilik şekli budur. Onsekiz ve ondokuzuncu yüzyılda Avrupa'da meydana gelen çok önemli siyasî ve sosyal gelişmelere rağmen koca, evlilik birliği içinde hâkim rolünü bazı hukuk sistemlerinde korumuştur. Meselâ, Fransız Medeni Kanunu büyük ihtilalden sonra da evlilik birliğinde kocanın hakimiyetini sürdürmüştür. Eski Roma hukukunda evlilik tamamen kocanın hakimiyetine dayanıyordu. Napolyon da bu sistemi devam ettirmiştir.
    2) Eşlerin eşitliği esasına dayanan evlilik:
    Ondokuz ve yirminci yüzyıllarda gelişen sosyal ve ekonomik şartlar, kadının da ekonomik hayatta ve birçok idarî kademelerde görev almasına yol açmıştır. Bunda üst üste geçirilen savaşların da etkisi olmuştur. Bazı ülkelerde "Koruma ve itaat prensibi" terkedilerek, karıkocanın mutlak eşitliği esası benimsenmiştir. Meselâ, Rusya'da karı koca mutlak surette eşittir. Bu yüzden Rus kadını, kocasının soy adını taşımak zorunda olmadığı gibi, ikametgâh değişikliği hâlinde isterse kocasını takip etmeyebilir. Sonuç olarak orada, evlilik kadının ehliyetine tesir etmez. İskandinav ülkelerinde de durum böyledir. Ancak bu kadar serbestlik, aile yuvasını sarsmış, sıcak anne kucağı görmeyen çocuklar bu ülkeler için problem halini almıştır.
    3) Ortalama sistem: Bu sistemde karıkoca esas itibariyle eşit olmakla birlikte, evlilik birliğinin korunması ve devamı için erkeğe bazı hususlarda üstünlük tanınmıştır. Bu cümleden olarak, erkek ailenin reisidir. Karı, kocanın soyadını taşır ve onun rızası olmadan bir sanat ve meslekle iştigal edemez. Ancak bu durum, kocaya her yönde bir hâkimiyet sağlamaz.
    İslâm'daki duruma gelince; bu konuda genel bir prensip söylemek güçtür. Çünkü kadın şahsi bakımdan kocasına tabi olmakla birlikte, kendisine ait bir mal üzerinde serbestçe tasarruf edebilmekte, her türlü hukukî muameleyi yapabilmektedir. O, her konuda dava açabilir. Bunun için kocasının rızasına da muhtaç değildir. Evlenme, kocaya karısının malları üzerinde hiçbir hak vermez. Serveti ne olursa olsun, kadın evin masraflarına katılmak zorunda değildir. Eşler arasında mal ayrılığı esası uygulandığı için boşanma veya ölüm halinde problem çıkmaz.
    Mal varlığı bakımından bu şekilde geniş hürriyete sahip olan kadın, şahsî bakımdan kocasına tabidir. Bu sebeple ailenin reisi kocadır. Çünkü o, daha güçlü ve hayat olayları karşısında daha dayanıklıdır.
    Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler. O sebeple ki, Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlar) daha üstün kılmıştır" (en-Nisâ', 4/34).
    "Erkekler kadınlar üzerinde daha üstün bir dereceye sahiptirler" (el-Bakara, 2/228).
    Ancak İslâm, kadına, kocaya itaatı emrederken, kocaya da kadına karşı bir takım ödevler yüklemiştir. Nitekim, Bakara sûresinde yukarıdaki âyetin devamında: "Erkeklerin meşru şekilde kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır" buyurulur.
    Nikâh teriminde erkeğin, kadının cinsel yönlerinden yararlanma anlamı vardır. Nitekim Hanefîlerin tarifi şöyledir: Nikâh; şer'an evlenme engeli bulunmayan bir kadının cinsel yönlerindşn yararlanmayı erkeğe mübah kılan bir akittir. Müteahhirûn fakihleri bunu şöyle formüle etmişlerdir: Nikâh, kasten mülk-i mut'ayı ifade eden bir akittir (bk. İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, vd., Bulab: 1315, II, 339 vd.; el-Meydânî, el-Lübâb, İstanbul (t.y.), III, 3; İbn Âbidîn, Reddül-Muhtâr, II, 355-357;eş-Şirbinî, Muğnil-Muhtâc, lII,123; İbn Kudâme, el-Muğnî, Kahire (t.y.), VI, 445).
    Evliliğin meşrûluğu Kitap, Sünnet ve İcmâ delillerine dayanır.
    Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:
    "Size helal olan kadınlardan ikişer, üçer ve dörder tane nikâh edin" (en-Nisâ, 4/3); "Sizden bekârları ve kölelerinizle cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer onlar yoksul iseler, Allah onları fazlu kereminden zenginletir. Allah her şeye gücü yeten ve her şeyi bilendir" (en-Nûr, 24/32).
    Evlilik konusunda pek çok hadis-i şerifler nakledilmiştir: Allah elçisi, gençlere hitaben şöyle buyurmuştur: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlilik yükümlülüklerine gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü daha çok öne eğer ve iffeti daha fazla korur. Kimin evlenmeğe gücü yetmezse, oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için bir kalkandır" (Buhârî, Savm,10, Nikâh, II, III; Müslim, Nikâh,I, III; Ebû Dâvud, I; Tirmizî, Nikâh, I; Nesâî, Sıyâm, 43, Nikâh, III; İbn Mâce, Nikâh, I; Dârimî, Nikâh, II; Ahmed b. Hanbel, I, 378; 424, 425).
    Üç kişi Allah Elçisinin eşlerine onun gece ibadetini sormuşlar; belki azımsayarak birincisi "Sürekli gece namazı kılmaya", ikincisi "sürekli oruç tutmaya", üçüncüsü de "kadınlardan sürekli ayrı kalmaya ve hiç evlenmemeye" karar verir. Bunu işiten Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Bazı kimselere ne oluyor ki şöyle şöyle demişler. Fakat ben hem namaz kılıyorum, hem uyuyorum; oruç tutuyorum, tutmadığım da oluyor; kadınlarla da evleniyorum. Kim benim sünnetimi terkederse, o benden değildir" (Müslim, Nikâh, 5; Nesâî, Nikâh, 4; Dârimî, Nikâh, 3; Ahmed b. Hanbel, II, 158, III, 341, 359, V, 409).
    Mümin, Allah korkusundan ve O'na itaattan sonra, iyi bir kadından yararlandığı kadar hiç birşeyden yararlanmamıştır. Çünkü ona emretse sözünü dinler, yüzüne baksa kendisini sevindirir, üzerine yemin etse, yeminini doğru çıkarır, başka tarafa gitse, kendisinin bulunmadığı sırada namusunu ve malını korur" (İbn Mâce, Nikâh, 5).
    Evlenmenin meşrûluğu üzerinde bütün ümmetin görüş birliği vardır.

    Devamı: http://www.mumsema.com/es-secimi-evl.../99-nikah.html







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi