Musa (as) ile İblisin karşılaşması

+ Yorum Gönder
İslami Konular ve Dini Sohbet Bölümünden Musa (as) ile İblisin karşılaşması ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    Unsoft
    Üye
    Reklam

    Musa (as) ile İblisin karşılaşması

    Reklam



    Musa (as) ile İblisin karşılaşması

    Forum Alev
    Musa (as) bir gün İblîs ile karşılaştı. İblîs'e:
    – Sen Allah'ın azabını bilmiyor musun? dedi. İblîs:
    – Biliyorum. Musa (as):
    – Sen bu gidişle cehenneme girmeyecek misin? İblîs:
    – Gireceğim.
    – Neden Tevbe etmiyorsun?
    – Allah Adem'in tevbesini kabul etti, benim tevbemi kabul etmedi.
    Musa (as):
    – Ben Tûr-ı Sinâ'ya gider tevbeni kabul ettiririm. İblîs:
    – Olur dedi. Musa (as) Tûr-ı Sinâ'ya geldi, dedi ki:
    – Sen Adem'in tevbesini kabul etmişsin, İblîs'in tevbesini kabul etmemişsin. Allahu Teâlâ buyurdu:
    – Yalan söylüyor. Musa (as):
    – Ya Rabb'i olan oldu, geçen geçti, sen bundan sonraki tevbesini kabul et, bu insanlarda bunun şerrinden kurtulsun. Allahu Teâlâ buyurdu:
    – Kendisine Adem'e secde et dedim etmedi. Adem'in kabri nerde ise kendi biliyor, Adem'in kabrine secde etsin, Adem'e secde etmiş gibi kabul ederim. Musa (as) çok sevinmişti. İblîs'in yanına geldi.
    – İşler çok kolaylaştı, senin için sadece Adem'in kabrine secde etsin, tevbesini kabul ederim, buyurdu. İblîs:
    – Bana, ne kadar zor ibadet dese yapardım. Önce topraktan yaratılana secde et dedi: Şimdi de kabrine secde et diyor. Cehennemde yanmak benim için secde etmekten hayırlı, dedi ve kabul etmedi.
    Allahu Teâlâ o kadar merhametli ki, Firavun suya düşünce üç sefer:
    – Ya Musa, Ben-i İsrail'in iman ettiği yere iman edeceğim beni kurtar, dedi. Musa (as):
    – Evvelce Allah'lık dava ediyordun, ölümü görünce imân edeceğim dedin, deyip merhamete gelmedi ve Firavun öldü. Allahu Teâlâ buyurdu ki:
    – Senin karşına çıkıp Peygamberlik dava etmedi. Benim karşıma çıkıp Allah'lık dava etti. İzzim Celâlim hakkı için, o sana yalvardığı gibi, bir sefer de bana yalvarsa kendisini kurtarırdım, dedi. (İşte Allahu Teâlâ o kadar merhametlidir.) Bazı kimseler:
    – İlm-i Ezelî de yazgı bozulmaz, kalem böyle yazmış, tevbe etsen de, etmesen de boş derler. Bu gibi sözler Şeytan itikadıdır ve Şeytan mezhebidir. Adem (as):
    – Ya Rabb'i suç bende, kendi nefsime zulmettim. Sen bana acımazsan, zarar ziyan çekenlerden olurum. Haşâ, sen haksız bir iş görmezsin. Suçun ve kabahatin hepsi bende, beni affet. (Bu da Adem (as)'ın mezhebidir.) Böylelikle dünyaya geldiler.
    Adem (as) yer yüzüne gelince; başı en yüksek bulutlardan yukarıda idi. Yürürken hiç bir deniz kendini boylamazdı. Havva Anamızı arayarak, dünya yüzünde bütün kıtaları yürüdü, gezdi. Her kıt'ada her yerde ağladı. Yeryüzünde vahşi mahlûk çoktu. Bunların içinde bir karabaşlısı itaat etti. Karabaş köpek dediği oradan kalmıştır. Dünya üzerinde her oturup yemek yediği, ibadet ettiği yer şimdi en büyük şehir oldu.

    (Hadis-i Şerif, REH No: 4439)
    Manâsı: Eğer Adem (as)'ın göz yaşları, çocuklarının gözyaşları ile tartılsaydı, O'nun göz yaşları hepsinden ağır basardı.

    Bu hadîs'e göre hesap edilirse; bütün Peygamberler, bütün evliyalar Adem (as)'ın çocuklarıdır. Diğer insanların hepsinin göz yaşlarından, Adem (as)'ın göz yaşı çok fazladır. Bundan da anlaşılıyor ki, bunlar zaman olarak, Adem (as)'ın ömründen çok daha fazla (defalarca kat kat) ağlamışlardır. Yüz yirmi dört bin Peygamber, birkaç misli Evliya ağlamış, ümmet-i Muhammed'te de ağlayıp, göz yaşı dökenler çoktur. Hepsi yüz milyonları bulur. Adem(as)'ın boyu altmış arşın olsa, dünya kurulduktan kıyamete kadar ağlasa, bunların göz yaşı, Adem (as)'ınkinden fazladır. Ama Adem(as)'ın boyu; on bin metre olursa, o vücutla ağlarsa, göz yaşı sel gibi akıp, Serendip ovasını sular. Bu da yüz sene devam ederse, bunun göz yaşı, diğerlerinin göz yaşının hepsinin birikiminden(toplamından) fazla olur. Sadece Adem (as)'ın evlatlarının ağladığı hesap edilse, Adem (as)'ın boyu onlar gibi ise, (onların hepsi mü' min, pek azı kâfir) binlerce insanın ömründe pek az ağlamasının toplamı yine Adem (as)'ın ağlamasını geçmesi lazım. Hepsi Peygamber evladı, hepsi affı mağfiret için ağlıyor. Bunların her birinin ömrü, Adem (as)'ın ömrü gibi bin sene olursa, niçin bunların göz yaşı Adem (as)'ın göz yaşını geçmesin? Çünkü her birisi bin senelik ömründe bir sene ağlasa yine Adem (as)' ınkinden yüz kat daha fazla olur.
    Bir kalenin yapımında; adam sırtıyla kale yapımı için taş getiriyordu. Kaleyi yapacak, oğlu ile oturacaktı. O anda oğlu öldü. Taşı yere atıp, (o zamanın yazısı ve sözüyle) şöyle yazdı. Tefsiri:

    Ben yaşadım bin beş yüz yaş,
    Oğlum beş yüz yaşında hamtraş,
    Evvelce ölüm olduğunu bilseydim
    Koymazdım taş üstünde bir taş.

    Ben bin beş yüz yaşındayım, oğlum beş yüz yaşında, benden daha genç. Ölüm yok diyordum. Ölüm olduğunu bilseydim, bu kaleyi yapmaz, taş üstüne bir taş koymazdım. Yine Ben-i İsrail zamanında; bir Peygamber mucize ile çok evvelki adamlardan birisini Allah (cc)'ın emriyle diriltti. O adamın sakalı bembeyazdı. O Peygamber, o adama soruyor:
    – Sen bin yaşında öldün. Halbuki bin yaşındaki adamların o zamanda sakalları beyazlaşmazdı (ağarmazdı). Senin sakalın beyazlaşmış, ağarmış, deyince o dirilen adam:
    – Kabirde bana çok şiddetli sorgu sual sordular. Dünyada iken sakalımın bir teli bile beyaz değildi. O sorgunun dehşeti ile korkumdan sakalım bir anda beyazlaştı, dedi.
    Adem (as)'ın çocukları; kendi sağlığında oğlu, torunu, torununun torunu binlercesi ve kıyamete kadar gelen çocuklarının hepsini hesap edersen Adem (as)'ın göz yaşı, hepsininkinden fazla olduğundan, Serendip Ovasını suladı. Adem (as)'dan kıyamete kadar ağlayanların, hepsinin göz yaşı, bir ovayı sulamaz. Bundan da anlaşılıyor ki, Adem (as)'ın göz yaşı bütün evlatlarının hepsinin göz yaşından daha fazladır. Bundan da vücudunun çok büyük olduğu o büyük vücutla ağladığı anlaşılıyor. Melâikeler:
    – Biz Adem'in ağlamasına dayanamıyoruz dediler. Adem (as)' ın boyu altmış arşına indi. Yani kırk metre kadar oldu. Cennette her insanın boyu Adem (as)'ın cennetten yeryüzüne indiği boyda olacaktır. Biz bu vücutla gitsek cennetin hiç tadını alamayız. Şöyle ki: Normal bir eve karınca kadar küçük bir adam girse o evin ne tadını alabilir. Herkes bu dünyada büyük olmayı, zengin olmayı, dünyaya hükmetmeyi ister. En büyük Adem (as) olduğu için o boyda dünyanın her yerine hükmettiğinden Allah (cc) cennette en az verdiğine bu dünya kadar yer verecektir.
    Cebrâil (as); Adem (as)'a ekmesini, biçmesini, un etmesini ve tuvalete oturmasını bunların hepsini öğretti. Adem (as), Esmâ-ül husnâ'nın mazharlarını bütün meleklerle beraber Cebrâil (as)'a da öğretti.
    Hızır (as)'da, Musa (as)'ya İlm-i Ledün'ü öğretti.
    Hızır (as)'ın Cebrail (as)'dan ilmi azdır. Musa (as)'da Hızır(as)'dan öğreniyor. Demek ki Allah yanında derece ayrı ilimde yüseklik ayrıdır. Derecede Musa (as) yüksek, ilimde Hızır (as) yüksek derecede. Musa (as) yüksekliği, Adem (as)'dan da yüksek. Bilal Babam buyurdu:
    – Musa (as) kelimullah olup, Allahu Teâlâ ile görmeden yüz-beyüz konuşması, Peygamberimiz (sav) hariç onun derecesine kimse yetişemez. Peygamberimiz (sav) Miraç'ta; doksan bin kelam, doksan bin soru, doksan bin cevap konuşması var. Musa (as)' ın ömür boyu konuşması Peygamberimiz (sav)'in Miraç'ta bir gecede beş dakikanın içinde konuştuğu Musa (as)'ın ömür boyu konuştuğundan kat kat defalarca fazladır. Peygamberimiz (sav) bu dünya saatiyle değil zamanın mekana, mekanın zamana tebdil olmasıyla yani Allahu Teâlâ'nın beş dakikayı Peygamberimiz (sav)'e senelerce uzattı, onunla konuştu. Musa (as) bu dünya saatiyle konuştu.
    Allahu Teâlâ "bir saati bin saat eder, bin saati de bir saat eder" derler. Bu söz ek------, yanlıştır. Herkese kabul ettirebilmek için söylenilen sözdür. Allahu Teâlâ bir saati bin saat eder de, bir saati yüzbin saat, milyon, milyar, trilyon, saat edemez mi? Eder. Buna; "zamanın mekana, mekanın zamana tebdil olması", zamanın uzayacağı yerde uzaması, kısalacağı yerde kısalması derler. Dünyada beş dakika geçti, Arş-ı Âlâ'da senelerce kaldı (kitabımızda geniş tafsilatıyla yazdık).
    Adem (as)'ın her sene bir çift çocuğu dünyaya gelirdi. Birisi kız, birisi erkek olurdu. Allahu Teâlâ Adem (as)'a:
    – Bu seneki doğan kızı gelecek seneki doğacak erkekle, gelecek sene doğacak kızı bu seneki erkekle evlendir, buyurdu. O da öyle yaptı.
    Çünkü başka nesil yok. Böyle olmazsa insanlar evlenemezdi. Adem (as)'ın evlatlarına mahsus olmak üzere, Allahu Teâlâ bunu emretti. Böyle yaptılar. Sonraki Peygamberlere bacı ile kardeşin evlenmeleri yasaklandı.

    kaynak: dinisohbete



  2. 2
    EFRUMİE
    Bayan Üye

    Cevap: Musa (as) ile İblisin karşılaşması

    Reklam



    Rahmeti bol olan Allahu teala insanların yapmış olduğu hatalara rağmen affetmiştir. Fakat şeytan yapmış olduğu hatadan geri dönmediği için affedilmemiştir.







+ Yorum Gönder
hz musa ile şeytanın konuşması,  koymazdım taş üstüne taş,  musa peygamber ve seytanin konsmasi,  hz musa ile iblisin konuşması,  dünyada ölüm olduğunu bilseydim
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi