Cocuk Hastaliklari 1

+ Yorum Gönder
Sağlık ve Çocuk Sağlığı ve Bakımı Bölümünden Cocuk Hastaliklari 1 ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    dost2005
    Yeni Üye
    Reklam

    Cocuk Hastaliklari 1

    Reklam



    Cocuk Hastaliklari 1

    Forum Alev
    :yeni: İŞİTME SORUNLARININ İŞARETLERİ

    Birçok küçük çocuk anne babasının söylediklerinin yarısını duymuyormuş gibi görünür fakat çoğu zaman bu seçici dinleme ya da dikkatsizlikten kaynaklanır. Gerçekten iyi duymayan bir çocuk aşağıdaki işitme kaybı işaretlerinin bir ya da daha fazlasını gösterir (bunlardan bazılarına iyi duyan bir çocukta da rastlanabilir):
    • Bazen ya da çoğu zaman başkalarının ne söylediğini duymak konusunda gözle görülür bir yetersizlik göstermek.
    • Konuşanla yüz yüze olmadığı ve sesin yanlardan geldiği zamanlar işitme zorluğu çekmek. İşitme duyuları zayıf birçok çocuk içgüdüsel olarak gelişmemiş bir dudak okuma öğrenirler ve böylece konuşanın dudaklarını gördükleri zaman daha fazla şey anlarlar.
    • Çok sessiz konuşulduğunda sürekli olarak cevap vermemek.
    • Bazı sözlü ya da diğer işitsel işaretleri sürekli olarak ihmal etmek.
    • Bazı direktifleri takip etmede gözle görülür bir başarısızlık (yaşla ilgili olandan daha fazlası).

    • Anlama ve konuşmada akranlarına göre kelime dağarcığının zayıf olması (yaşa göre hazırlanmış "Çocuğunuz Şimdi Neler Yapıyor Olabilir"e bakın). Çocuk gelişimin gecikmesıı-den dolayı "yavaş" olarak isimlendirilebilir
    • Müziğe tepki göstermede bir zayıflık. çocuk alkışlamıyorsa, kendi kendine şarkı söylemiyorsa ya da müziğin ritmine göre harekr etmiyorsa veya özellikle çocuklar için hazr-lanmış müziklerde, çalan müziğe katılıp bırr-dan zevk almıyorsa.
    » Dildeki nüanslara tepki vermede zayıfht (sesinizin tonundan kızgın mı, üzgün mü, neşeli mi ya da bunun gibi olup olmadığınızı as-lamış gibi görünmüyorsa).
    • Çevresindeki seslere karşı aldırmaz görünmek (telefon veya kapının zili, saatin alarmı, kuş ötüşü, rüzgârın uğultusu gibi).
    • Birbirlerine benzeyen kelimeleri ayın ekmekte özelikle kelimeler k. s ya da / ile bas! -yorsa zorluk çekme (kapı ve sapı, kek ve tek gibi).
    • Sorulara uygun cevaplar vermemek ("Br yap-bozla oynamak istiyor musun?" "Hayır aç değilim.").

    KÜPELİ DELİK KULAKLAR
    Bazıları için kız çocukların kulaklarını deldirmek kültürel ya da ailevi bir gelenektir. Diğerleri için ise dünyaya çocuklarının kız mı erkek mi olduğunu göstermenin (saçların uzayıp toka takılmasından önce ) bir yoludur. Sebep ne olursa olsun küçük kızın kulaklarını beşikten kalkar kakmaz deldirmek çok revaçtadır. Fakat bu işlem halk arasında ne kadar popüler olursa olsun tıp çevrelerinde pek fazla hoş karşılanmamaktadır.
    Bunun bir sebebi yapılan işlem sonucunda meydana gelebilecek bir enfeksiyonun anne baba fark etmeden önce kontrolden çıkabilecek olmasıdır. Enfeksiyonlar delme işlemi yapıldıktan sonraki ilk beş ay içinde görülebilir ve çocukların ç.oğu kulağında bir ağrı, kaşıntı ya da hassasiyet olduğunu bildirme yeteneğini henüz kazanamamışlardır (her ne kadar küpeler acıttığında bazıları kulağını çekip ağlasa da). Sonuç olarak bir enfeksiyonun erken işaretleri kolaylıkla gözden kaçabilir.
    Küpelerin kendileri de sorun oluşturabilirler. Küçük bir çocuk oyun oynarken onları çıkarabilir (küpeler kendiliğinden de çıkabilir) ve kendine batırabilir veya bir ya da

    birden fazla parçasını yutabilir. Bu yüzden çoğu doktor, çocuk en az dört yaşına gelene dek bu işlemin ertelenmesini hatta sekiz yaşına yaklaşana kadar beklenmesini önerir.
    Yine de küçük çocuğunuzun kulaklarını deldirmek istiyorsanız işlemin ehil kişiler tarafından (çocuğunuzun doktoruna danışın) steril şartlar altında yerine getirildiğine emin olun. İşlemden sonra alkol ya da hidrojen peroksitli (daha az kurutur) bir parça pamukla kulak memelerini her gün temizleyin ve her sabah küpelerin yerlerini değiştirin (deliklere yapışmalarını engellemek için). Eğer bir enfeksiyon işaretine rastlarsanız (kızarıklık, hassasiyet, kanama, şişlik ya da kabuk bağlama gibi) çocuğunuzun doktorunu arayın. Ve çocuğunuzun sallanan küpeler takmasına izin vermeyin: Bunlar başka çocuklar tarafından (ya da çocuğun kendisi tarafından) çekilebilirler ve bu şekilde kulak memesi yırtılabilir. Eğer çocuğunuz küpeleri çıkarmaya ya da onlarla oynamaya başlarsa küpe takmayı durdurun ve delikleri kapanmak üzere bırakın. Çocuğunuz biraz daha büyüdüğünde ve sorumluluk sahibi olduğunda kulaklarını tekrar deldirebilirsiniz.

    GÖRME PROBLEMLERİNİN SAPTANMASI

    Çocuklar eğer gözlerinden bir şikâyetleri varsa, bunu nadir olarak anne babalarına söyleme yetisine sahiptirler. Eğer görmeleri bizim normal olarak kabul ettiğimiz şekilde değilse bunun başkalarının görmesinden farklı olduğunun bilincinde değillerdir. Bir görme sorunu olduğunu doktora bildirmek sıklıkla anne babanın gözlemleri sonucunda olabilir. O yüzden aşağıda yer alan ve "doktora bildirin" anlamına gelen belirti ve bulgulara karşı uyanık olun ve geç kalmayın!
    • İyi görme konusunda gözle görülür bir yetersizlik. Genellikle sakarlık (normal çocuk sakarlığının ötesindedir; ve tökezleme ya da nesneleri yakın çevrede olsalar bile iyi görememe veya fark edememe bunun bir işaretidir.
    • Güneş ışığıyla bağlantılı olmasa bile sürekli gözlerin kısılması ya da bir şey görmeye çalışırken yüzün buruştum iması. (Bunların görüş bozukluğuyla ilgili olmayan tavırlar olabileceği de aklınızda bulunsun.)
    • Uykuyla ilgisiz bir şekilde sürekli gözlerin ovuşturulması (eğer bir çocuğun uykusu gelmişse gözlerini ovuşturması normaldir). Bu kaşınan ve yanan gözlerin bir işaretidir.
    • Işığa karşı aşırı hassasiyet (örneğin loş bir odada ışık açıldığı zaman rahatsız olup gözlerini kısıyorsa bu bir göstergedir) ya da gözünü dikerek ışığa bakmak.
    " Ağlamakla ilgili olmayan aşırı bir göz yaşarması.
    • Gözlerin şişmesi, kızarması ya da ça-paklanması (göz kapaklan sabahlan çapaktan kapanabilir) ya da sarımtırak-beyaz ya da sarımtırak yeşil bir akıntı (bir enfeksiyon işaretidir); göz kapaklarının şişmesi.
    • Zıplıyormuş ya da dans ediyormuş gibi ritmik olarak hareket eden ya da dışarı defni fırlamış gibi görünen gözler.
    • Daha iyi görebilmek için başın sürekli bir yöne doğru eğilmesi.
    • Uzaktaki nesnelere bakarken vücudun dik ya da açılı tutulması.
    • Rahatsız bir şekilde sürekli olarak far gözün kapatılması (bir gözü kapatarak dünyanın tek gözle nasıl göründüğünü karşılaştırmak amacıyla değil).
    • Kitapları, oyuncakları ve diğer nesneleri daha iyi görebilmek için yüze yakın tınmak, sürekli olarak televizyona çok yakın oturmak (her ne kadar bir görme sorunu--dan çok nesneleri yakından görmeyi eğler-celi bulmakla ilgili olsa da).
    • İyi görmeyi gerektiren bütün faaliyetlerden kaçınmak (kitaplara bakmak gibi).
    • Çapraz ya da uyum içinde hareket eı-meyen gözler
    • Bazen büyüklükleri eşit olmayan göz bebekleri (gözlerin merkezindeki küçük açıklıklar) (bunlar kısık ışıkta büyüyüp, aydınlıkta küçülerek eşzamanlı hareket etmelidirler) ya da siyah yerine beyaz görünen göz bebekleri.
    • Çift görme, sürekli baş ağrıları, yakın çalışmadan sonra mide bulantısı ve/veya bas dönmesi (televizyon seyretmek ya da kitabi bakmak gibi). Sadece daha büyük ve konuşkan çocuklar bu semptomları fark edebilmenizi sağlarlar.


    EĞER ÇOCUĞUNUZUN GÖZLÜĞE İHTİYACI VARSA
    Çocuğunuza (kısaca) gözlüğün beklenen faydalarını özetleyin. Bu şekilde daha iyi görebileceğini ve daha rahat oyun oynayabileceğini (ya da artık başının ağrımayacağım veya başka göz problemleri yaşamayacağını) anlatın. Fakat hevesini aşırı artırmayın ya da çocuğunuzu şüphelendirecek (hiçbir şey bu kadar şahane olamaz) ve hayal kırıklığına uğratacak (gözlükleri taktıktan sonra her şey birdenbire mükemmel olmazsa) şekilde abartmayın.
    • Diğer kardeşlerine ve oyun arkadaşlarına da açıklayın. Çocuğunuz gözlüğü takmaya başlamadan önce bunu onlara haber verin. Böylece ona destek olacaklar ve incitici yorumlar yapmaktan kaçınacaklardır.
    • Çocuğunuza gözlük takan çocuklarla ilgili kitaplar okuyun. Kütüphanede bu konuyla ilgili resimli kitaplar olup olmadığını kontrol edin.
    • Gözlük seçimi yaparken çocuğunuzun da, katılımını sağlayın. Eğer mümkünse gözlük-çüye ilk olarak yalnız giderek modeli, camları, fiyatı ve aklınıza gelen bütün sorular hakkında bilgi alın. Bir kez bilgili hale geldikten ve hangisinin alınabileceği konusunda kafanızda bir fikir oluşturduktan sonra çocuğunuzla birlikte tekrar giderek önceden ayırdıklarınız arasından bir seçim yapın.
    • Gözlük hazır olduğunda, uyup uymadığını kontrol etmek ve gözlükçünün kullanımla ilgili vereceği bilgilere kulak vermek için çocuğunuzla birlikte gidin. Çocuğunuz gözlüğünü takınca onunla biraz konuşun, ne kadar güzel göründüğü konusunda yorumları yapın ve konuyu değiştirerek hemen önceden planladığınız programı uygulayın (çocuk müzesine, hayvanat bahçesine ya da oyun sahasına bir ziyaret gibi). Bu birkaç saat boyunca çocuğunuzun ilgisini çekecek ve eğlenmesini sağlayacaktır. Çocuğunuz gözlükle rahat etmezse sabırlı fakat dirençli olun. Eğer gözlüğü hemen çıkarıp atarsa kısa bir süre sonra tekrar deneyin. Fakat çok fazla hareket alanı bırakmayın; eğer gerekiyorsa çocuğunuzun gözlük takmasının zorunlu olduğunu, bunun arabada çocuk koltuğunda oturmak gibi bir şey olduğunu anlamasını sağlayın. Eğer bir direnişle karşılaşmaya devam ederseniz doktora baş vurun.


    ÇOCUĞUNUZ 1 YAŞINI DOLDURDUĞU HALDE HİÇBİR YÜRÜME BELİRTİSİ GÖSTERMİYORSA NE YAPILABİLİR?

    Sağlıklı bir çocuğun 18. aya veya 2 yaşa ulaşmadan yürüyebilmesi beklenmektedir. Ancak çocuk, konuşmada olduğu gibi diğer gelişim alanlarında da gecikme gösterebilir.

    Bu konuda öncelikle, çocuğunuzun diğer alanlardaki gelişimini göz önüne alın. O, dik oturabiliyor mu ve emekleyebiliyor mu? Büyük beceriyle emekleyen çocuklar, genellikle geç yürüyen çocuklardır. Çünkü onlar, el ve ayaklarının üstünde güvenli şekilde hareket ettikleri yöntemden, sadece iki ayaklarını kullanabilecekleri, denge kurması zor yönteme geçmek için bir sebep görememektedirler. Diğer bir geç yürüyen çocuk grubu ise ayaklarını yere sürüyerek yürüme alışkanlığı edinmiş çocuklardır. Dikkat etmeniz gereken önemli nokta şudur; "Çocuğunuz sandalyeye tutunup kendini çekerek ayağa kalkabilmekte midir?"

    ÇOCUĞUNUZUN CİLDİNE İYİ BAKIN

    Deri, vücudun en çok yer kaplayan organı olmasına rağmen genellikle bu oranda bir dikkate maruz kalmaz. Bir göz enfeksiyonu ya da kulak ağrısı derhal tedavi edilirken ciltte meydana gelen bir değişiklik fark bile edilmeyebilir (derimizin büyük bir yüzdesi sürekli giysilerle kaplıdır). İşte bu sebepten doktorlar sürekli çocuğunuzun cildini iyi tanımanızı ve meydana gelebilecek değişiklikleri fark etmenizi salık verirler. Çocuğunuzun cildini banyo zamanları ve en azından ayda bir kez kontrol etmeyi bir alışkanlık haline getirin. Benlerindeki ve doğum izlerindeki değişiklikleri gözlemleyin ve daha önce görmediğiniz bir leke veya lejyon olup olmadığına dikkat edin. Eğer bir ben ya da doğum lekesinde solma yerine büyüme meydana gelmişse, rengi değişmişse, eğer kaşınıyor, sızıntı yapıyor, kanıyor, kabuk bağlıyor, pul pul dökülüyor ya da dokunmaya karşı hassaslaşıyorsa gözlemlerinizi doktoruna bildirin. Ayrıca iki haftadan daha uzun süren acıya hassasiyeti ya da açıklanamayan kızarıklıkları ve diğer deri semptomlarını da hemen doktoruna bildirin.


    ÇOCUKLARA İLAÇ VERİRKEN
    Çocuk ilaçlarının çoğu onların hoşlandığı tatlar dikkate alınarak üretilir. Çocuğunuz verdiğiniz ilacın tadını beğenmezse aşağıdaki bilgiler işe yarayabilir:
    • İlaçtan hemen sonra içip ağzındaki ilaç tadını giderebilmesi için en sevdiği içeceği yanında bulundurun. Biraz rüşvet, biraz pohpohlama ya da ödüller işe yarayabilir.
    • Çocuğa, ilacı burnunu tıkayarak içerse tadım almayacağını söyleyin, ancak bunu kendiniz zorla yapmaya kalkmayın.
    • Anlayacak yaştaysa ilacı niçin içmek zorunda olduğunu anlatın. İlacın onu iyileştireceğini bilirse daha kolay içecektir.
    • İlacı içirmekte çok zorluk çekiyorsanız doktorunuza, varsa aynı ilacın farklı tat ve şekilde olanını vermesini rica edin.
    İlaç verirken
    Tat alma cisimcikleri dilin ucunda yoğunlaşmıştır. Çocuk tadını beğenmiyorsa ilacı dilinin gerisine doğru akıtın. Böylece tadını pek alamaz.
    İLAÇLAR VE GÜVENLİK
    Çocuğunuzun evdeki hiçbir ilaca ulaşamayacağından
    emin olmalısınız.
    Tüm ilaçlan çocuğunuzun ulaşamayacağı bir yerde,
    en iyisi kilitli bir dolapta saklayın.
    İlaç kutu ve şişelerini, boş da olsalar, oynaması için
    çocuğa vermeyin.
    Çocuğa ilaçları sıradan bir içecek gibi göstermeyin.
    İLAÇLAR VE DİŞ ÇÜRÜMELERİ
    Birçok ilacın içinde tatlandırıcı olarak şeker kullanıldığı için, ilaç içtikten sonra çocuğunuzun dişlerini fırçalayın. İlacı uzun bir süre kullanacaksa doktorunuzdan şeker içermeyen bir ilaç vermesini isteyin.

    BURUN DAMLASI DAMLATIRKEN

    1
    Çocuğunuzu sırtüstü yatırıp omuzlarının altına küçük bir minder yerleştirerek başının biraz aşağıda durmasını sağlayın. Damlayı damlatırken kıpırdayacak gibiyse başını tutması için birinden yardım isteyin.


    2
    Damlalığı burun deliklerine yaklaştırıp, gerektiği kadar damlatın. Damlalığı burnuna değdir-meyin. Değerse yeniden kullanmadan önce yıkayın. Burnuna ilacı damlattıktan sonra çocuğunuzu bir dakika kadar yatar durumda tutun.

    BEBEKLERE
    Bebeğinizi bir battaniyeye sarmalayın ve başı biraz geriye düşecek biçimdi dizlerinize yatırın. Sol elinizle başın arkasından destekleyip tutarken diğer elinizle gerektiği kadar ilacı burnuna damlatın.

    GÜNEŞİN ALTINDAKİ BÜYÜK RİSK
    Bütün çocukların güneşin zararlı ışınlarından korunması gerekse de bazı çocuklar diğerlerine göre daha büyük bir risk altındadır. Bunlar açık tenli, kızıl ya da sarı saçlı olan, ailelerinde bir cilt kanseri öyküsü bulunan, tropikal ya da yarı tropikal bir iklimde ya da yüksek bir yerde yaşayan, çok fazla sayıda beni olan, hangi ten rengine sahip olurlarsa olsunlar bronzlaşmanın ötesinde yanmış olan (fakat çocuğunuz bu son kategoriye girip girmediğini deneme-yanılma yöntemiyle test etmeyin) çocuklardır. Çilli bir yüz şirin görünebilir fakat unutmayın ki çok sayıdaki çil çocuğun güneşten zarar görmeye yatkın olduğunu ve güneşe bol miktarda (süre veya yoğunluk olarak) maruz kalmış olduğunu gösterir.
    Yüksek risk taşıyan her çocuk güneşin altında sürekli SPF 20 ve daha fazla korumalı güneş koruyucusu kullanmalıdır ve öğle güneşinin altında sınırlı süreler kalmalıdır.



    BEBEĞİNİZİN GAZI MI VAR?

    Annede gaz sancısı yapan her türlü gıda bebekte gaz yapacaktır.Anneler bu dönemde beslenmesine dikkat etmeli.Anneler,karnıbahar ,nohut,fasulye,turşu,soğuk süt gibi gıdaları tüketmemeye özen gösterin.

     Bebekler yaklaşık 1 yaşına kadar nefes alıp verirken bizler gibi ağız yolunu kullanamazlar.Dolayısıyla burnu tıkalı olan bebek beslenirken yorulacak ve bu arada bol miktarda hava yutacaktır.Bebeği beslemeden önce mutlaka her iki burun deliğinin açık olup olmadığını kontrol etmeli ve tıkalıysa serum fizyolojik içeren spreylerle önce burun deliklerini açıp 10-15 dakika bekleyip sonra beslenmeli.


     Bebeğinizi besledikten sonra asla sırt üstü yatırmayın.Bir yastıkla destekleyin sağ ve sol yana yatırmak daha uygun olacaktır. Bu gaz açısından önemli olduğu kadar bebeğinizin nefes borusuna gıda kaçmaması açısından da önemlidir.

     Anneler sakin bir ortamda ve oturur pozisyonda iken bebeği beslemeli.


     Bir başka durumda bebek yatar pozisyonda iken annenin bebeği emzirmesi ki bu da gaz sancısını arttırıyor

     Her beslenmeden sonra bebek omuza doğru yatırılıp,sırt bölgesini yukarıdan aşağıya sıvazlayarak gazını çıkartabilirsiniz

    .
     Gaz sancısına, karın ağrısına iyi gelen ve bebeği rahatlatan doğal bir bitki çayı olan rezene çayını ilk haftadan sonra bebeğin beslenmesine engel olmamak kaydıyla istenilen sıklıkta bebeğinize içirebilirsiniz.

     Şekerli su verilmesi,emziklerin bala ve pekmeze batırılması çok erken ek besinlere başlanması,meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi ve yeterince olgunlaşmamış meyvelerde bebeklerde gaz sancısını arttırıyor.


     Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması,altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi gaz sancısına neden olabiliyor.

     Bebek sürekli aynı pozisyonda yatırılmamalı,yalnız bırakmamak kaydıyla yan olarak veya yüz üstü yatırılmalıdır.


     Karnına ve ayaklarına hafif sıcak havlu ve ya termofor koymak,hafif karın masajı yapmak,her beslenmeden sonra en az 2 kere gark edinceye kadar gazını çıkartmak bebeği okşayarak rahatlatmak,rahat hareket edebileceği gibi giydirmek ,gereğinden fazla beslememek ,temizlik kurallarına dikkat etmek çözüm olabilir.

    İŞİTME BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUK
    Çocuğun konuşması için işitmesi gerekir. Çocuk, okuma ve yazmayı öğrenmek için de konuşmalıdır. Bu nedenle çocuğun işitme sorunu olup olmadığı, erken devrelerde, gerekli testlerle araştırılmalıdır. Bu arada gözün incelenmesini de unutmamak gerekir.
    Size ve çocuğunuza yardım:
    İşitme sorunu olan çocuklara, işitme aletleri, okula gitme devresinden çok önce, bebeklik çağında bile takılmaktadır. Ciddi sağırlık durumundaysa, sesleri kavramada güçlükleri nedeni ile dil mekanizması çok bozuk olacaktır. Çocuğun eğitimi, sadece sözel alıştırmalarla olursa, konuşma veya okuma ikisi birden gelişmekte olduğundan, çocuk bazı güçlüklerle karşılaşabilir. Eğer sözel eğitim yanı sıra, işaret dili yani dudak okuma eğitimi beraber verilirse, çocuk, konuşma ve okumayı rahatlıkla beraber götürebilir. Bazı çocuklar normal okullara giderek, bazıları özellikle derin sağırlığı
    Olanlar sağırlar okuluna giderek sorunlarını aşabilirler.En ideali özel desteğin yanı sıra normal okullarda verilen eğitimdir.

    PAMUKÇUK
    Ağızda ve bağırsaklarda yaşayan bazı mantarların oluşturduğu enfeksiyondur. Ender olarak bağırsaklardan yayılıp anüs çevresinde pamukçuk geliştirirler. İlaçla iyileşir. Ağızdaki acıdan dolayı bebek yemeye isteksizdir. Dilde ve damakta silmekle kolayca çıkmayan sarı,krem renkli kabarık lekeler vardır. Bu durumda temiz bir mendille çocuğunuzun ağzındaki lekeli bölümleri silmeye çalışın , zorlamayın. Emziriyorsanız meme uçlarınızın mikrop kapmaması için sürekli temizleyin. Mutlaka doktora gidin, doktorun vereceği bir damla ile enfeksiyonu kolayca atlatabilirsiniz
    Annelerin en çok yakındıkları rahatsızlıklardan biridir pişik. Bebeğin poposunda ve çevresinde görülen deri tahrişidir. Kirlenmiş alt bezinin uzun süre değiştirilmeden bırakıldığı durumlarda idrar ve dışkının ayrışması ve ortaya çıkan amonyağın cildi yakıp tahriş etmesiyle oluşur. Peki pişiğe karşı neler yapmalı?
    Pişik kremi kullanın. Bebeğin altını sık sık değiştirin. Bebeğin poposunu sık sık havalandırın. Bebek bezlerini çok iyi durulayın.


    KABAKULAK
    Tükürük bezlerinin iltihaplanması ile kendini gösteren akut bir enfeksiyon hastalığıdır. Alt çene kemiğinin hemen üzerinde tek
    veya çift taraflı şişkinlikle kendini belli eder. En sık 3-10 yaşlar arasında görülür ve bir kez yakalanıldığında hayat boyu bağışıklık
    kazanılır. Kabakulak aşısı 15. ayda kızamık ve kızamıkçık aşılarıyla birlikte yapılır.Çok bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Her ne
    kadar çocukluk çağında geçirilen bir hastalık olsa da daha önceden bağışıklık kazanmamış ergenler ve yetişkinler bu
    enfeksiyona yakalanabilir. Yetişkinlerde genellikle tehlike yaratmaz. Teslislerde şişme meydana gelirse mutlaka doktora
    gidilmelidir çünkü az da olsa kısırlık riski vardır.

    Belirtileri:
    Alt çene kemiğinin hemen üzerindeki tükürük bezlerinde tek veya çift taraflı şişme,ateş ve halsizlik,baş ağrısı, boğaz
    ağrısı,bulantı,bazen dil altı tükürük bezlerinde ağrılı şişme,özellikle ergenler ve yetişkinlerde teslislerin, yumurtalıkların veya
    pankreasın iltihaplanması. Bu bölgelerdeki iltihaplanma kendini karın ağrısı şeklinde belli eder.
    istirahat gerektirir. Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır: Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar verilebilir.Ağrıyı azaltmak amacıyla şişkinliğin üzerine sıcak veya soğuk uygulamalar yapılabilir.Hasta yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bol sıvı almalıdır.Bütün belirti ve bulgular geçene kadar çocuk okula gönderilmemelidir. 15 aylık çocuklara zayıflatılmış canlı virüs aşısı yapılır. Aşı tek doz olarak deri altına veya kas içine uygulanır.
    • Çocukta kabakulak olma ihtimali varsa teşhisi doğrulamak amacıyla.
    • Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli baş ve ense ağrısı, ışığa tahammülsüzlük varsa. Bu şikayetler menenjit belirtisi olabilir.
    • Çocukta kabakulak ve aynı zamanda da şiddetli karın ağrısı ve kusma varsa.
    • Kabakulak olan ergen veya yetişkin erkek hastada testis şişmesi varsa.



    KABIZLIK

    Çocuğunuz kabız olduğunda kakasını daha sert ve seyrek yapar. Kısa bir süre için çocuğunuz kabız olursa kaygılanmayın. Bunun bir zararı yoktur. Müshil vermeyin, biberonuna şeker katmayın, özellikle sıcak havalarda çocuğa bol bol su verin. Çocuğun lifli besinler tüketmesini sağlayın.
    Çocuğunuz kakasını yaparken ağlıyor yada acı çekiyorsa Bezinde ya da iç çamaşırında kan lekesi varsa Üç günden uzun bir süre kabızlık çekiyorsa doktorunuzu arayın. KARIN AĞRISI:
    Çocuklarda sık görülen rahatsızlıklardan biride karın ağrısıdır. Üç yaşın altında ender görülse de karın ağrısının sebebi apandisit olabilir. Karın ağrısı saatlerce sürüyorsa ciddiye alınmalıdır.. Bebeklerde ve emekleme çağındaki çocuklarda 15-20 dakikada bir gelip geçen şiddetli karın ağrısının sebebi bağırsak tıkanması olabilir.
    Çocuğunuzun karnı ağrıdığında çığlık atıyor ve rengi soluyorsa
    Koyu kırmızı ya da katran renginde dış kılıyorsa
    Yüksek ateşi varsa
    Sık sık karnı ağrıyorsa doktorunuzu arayın.
    Ateşini ölçün . Yüksekse , karın ağrısı şiddetliyse ve ağrı göbeğinin çevresindeyse apandisit olabilir. Apandisit olduğunu düşünüyorsanız yiyecek ya da içecek vermeyin. Doktora başvurun. Düşünmüyorsanız termofara ılık su koyup, havluyla sarıp karnının üstüne koyun.

    KIZAMIKÇIK

    Bu hastalık hafif geçirilen bir hastalıktır. Bu yüzden çocuğunuzun genel durumu iyi olup yatmak istemeyebilir. Belirtiler virüsün alınmasından iki üç hafta sonra ortaya çıkar.Çocuğunuzun bol sıvı almasını sağlayın. İlk günlerde hafif boğaz ağrısı,kulak arkasında .boyunda ve bezelerde şişlik görüleilir. Yüzden başlayarak vücuda yayılan pembe renkli döküntüler oluşur. Genelde 10 gün sürer. Kızamıkçık geçiren çocukları gebelerden uzak tutmalısınız. Yoksa bebeklerinde anormallikler görülebilir.Gebelikleri sırasında kızamıkçık geçiren annelerin çocuklarında %20-50 ihtimalle doğumsal bozukluklar görülebilir. Körlük, sağırlık ve kalp rahatsızlıkları en sık rastlananlardır. Özellikle kızamıkçık gebeliğin erken dönemlerinde geçirildiğinde bebekte doğumsal bozukluk riski daha yüksektir. Gebeliğin 20. haftasından sonra geçirilen kızamıkçıklarda risk sıfıra yakındır. Gebeliğin ilk 6 ayı içinde kızamıkçık düşünülen kadınlarda çeşitli yöntemlerle antikor aranmalı ve 3 hafta sonra da testler tekrarlanmalıdır. Antikor var, fakat miktarı anmıyorsa gebelik devam ettirilebilir.Erken dönemde antikor olmasa bileS hafta sonra gelişir ve artarsa gebelik sonlandırılmalıdır.
    • Çocuk hastalık süresince veya döküntü gelişmişse, döküntü kaybolduktan sonra bir hafta süreyle evde tutulmalıdır.
    • Şikayetlere yönelik tedavi uygulanır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.
    Zayıflatılmış canlı virüs aşısı 15 aylık çocuklara tek doz uygulanır.

    ZATÜRREE

    Akciğerlerin iltihablanmasıdır. Bu hastalıkta solunum güçlüğüne yol açar. En çok bir yaşın altındaki bebeklerde görülür. Çoğu zaman bir hafta içinde bütünüyle geçer. Kuru öksürük,hızlı soluma .hırıltılı solunum gibi belirtileri vardı. Solunumu kolaylaştırmak için çocuğun yatağına fazladan yastık koyarak başını yükseltmeli ve bol sıvı içirmelisiniz

    BOĞMACA

    Çocuk hastalıkları içinde en tehlikeli olanıdır. Şiddetli öksürükle kendini gösterir.Bulaşıcıdır.Boğmaca olan çocuğunuzu aşılanmamış çocuklardan uzak tutmalısınız. Belirtilerin başında öksürük ve soğuk algınlığı belirtileri gelir. Göz yaşarması,burun akıntısı,iştahsızlık, halsizlik,gece gelen öksürük gibi belirtileri vardır, öksürdükten sonra kusabilir. Çocuk öksürürken morarırsa hemen doktor çağırın. Çocuğunuzun yanından ayrılmayın.öksürük nöbetleri tehlikeli olabilir. Yaklaşık üç hafta süren bu hastalık bebekler için daha tehlikelidir. Bebeğiniz öksürük nöbeti geçirirken yatağına yüzüstü yatırın. Yatağın ayak ucunu yükseltin.Korunmanın temelini aşılama oluşturur.Çocuğunuz boğmaca aşısı olmamışsa ve yakın zamanda hastalığa maruz kalmışsa,çocuğunuzun boğmaca olduğundan şüpheleniyorsanız, özellikle çocuğunuzda bir haftadan uzun süren soğuk algınlığı ve öksürük varsa,çocuğunuzun dudaklarında morarma varsa ve nefes almakta zorlanıyorsa, boğmaca tedavisine rağmen çocuğunuzun öksürüğü geçmiyor ve ateşi varsa. Çocuğunuzda zatürree veya bronşit gibi bir başka enfeksiyon gelişmiş olabilir

    BRONŞİT

    Akciğerlere giden hava yollarının iltihabıdır. Bronşitli çocuklar geceleri öksürük nedeniyle uyuyamazlar. Kaba öksürük, hafif hırıltılı solunum ,hafif ateş, burun akıntısı gibi belirtileri vardır. Çocuğunuzun öksürük nöbetleri sırasında balgam çıkarmasına yardımcı olmalısınız. Bol sıvı vermelisiniz. Yatarken başını biraz yükseltmelisiniz.

    ASTIM
    Akciğerlere giden hava yollarının daralmasıdır. solunumu zorlaştıran bir hastalıktır. Özellikle geceleri ve yoğun harekette belirir, hırıltılı soluma vardır, solumanın zorlaştığı zamanlarda gelen ciddi solunum güçlüğü nöbetleri olur. çocuk sararır, terler ve dudaklar morarabilir. nöbet geldiğinde çocuğunuzu sakinleştirmeye çalışmalı, doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmalı, kucağınıza oturtup hafifçe öne eğilmesini sağlamalısınız, nöbetlerin ne zaman geldiğini kaydederek sebebini araştırın, toz, hayvan kılı, kuş tüyü yastıklar, sigara dumanı sebepler arasında olabilir.Çocuğunuzun dili ve dudakları morarırsa .soluk almakta çok zorlanırsa hemen doktorunuzu arayın.

    BOĞAZ AĞRISI

    Boğazda kızarıklıkla birlikte görülen enfeksiyondur. Kızamık ya da kızamıkçık belirtisi olabilir. Yutkunmada güçlük, boğazda kızarıklık, hafif ateş, bezelerde şişme gibi belirtileri vardır. Çocuğunuza bol bol soğuk içecekler vermeli. Eğer bademcikler şişmişse bademcik iltihabı olabilir. Bu durumda ateş yükselir. Yine bol bol sıvı vermeniz iyi gelecektir

    KONAK

    Bebeğin başında görülen kabuklaşmış deri parçalarıdır. Bebeği rahatsız etmez. Ancak kızaran yerlerden sıvı sızıyorsa doktora gitmelisiniz. Kabukları yumuşatmak için bebek yağı ile ovun. Yağı 12-24 saat kafasında bırakın. Sonra tarayarak kabukları kabartın. Saçlarını yıkayın. Kabuklar suyla akıp gidecektir

    KUSMA

    Bebeğinizin beslendikten sonra az miktarda kusması normaldir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde kusma daha az görülür. Biberonla beslenen bebeklerde kusma ile birlikte ishalde varsa bunun nedeni mide ve bağırsak iltihabı olabilir, bu çok ciddi bir hastalıktır, peki bu durumda ne yapabiliriz, biberonla beslemeye 24 saat ara verin, bebeğe sık sık kaynatılıp ılıtılmış su ve glikoz eriyiği (3 çay kaşığı şeker ve 200 mi su) verin.
    Eğer bebeğiniz 8 saat içerisinde her beslemeden sonra kusmuşsa , dili ve ağzı kuruysa , gözleri çukurlaşmışsa .bıngıldağı içeri çökmüşse, altı saat boyunca altını hiç ıslatmamışsa mutlaka doktora gidin.
    Eğer biberonla besliyorsanız kullandığınız tüm gereçleri sterilize edin. Artan mamaları atın .Mamayı hazırladıktan sonra musluk suyuyla soğutup buzdolabına koyun : ılık bekletmeyin.


    ÖKSÜRÜK

    Boğaz ya da soluk borusundaki tahrişlere karşı gelişen bir tepki olabileceği gibi bir akciğer enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Öksürük sırasında balgam gelirse çocuğun akciğerlerinde enfeksiyon bulunduğu anlaşılır.
    Bebeğiniz 6 aylıktan küçükse ve öksürüyorsa
    Çocuğunuzu uyutmayacak kadar şiddetliyse
    3 Gün geçtiği halde geçmemişse
    Çocuk sık sık öksürüğe yakalanayırsa doktorunuzu arayın

    ARPACIK
    Arpacık, kirpik kökündeki enfeksiyon nedeniyle alt ya da üst göz kapağında oluşan, içi irin dolu, sızılı şişliktir. Bazı arpacıklar kendi kendine kuruyup yok olur; çoğu ise bir haftada patlar ve sızısı azalır. Arpacık ciddi bir sorun değil, evde tedavi edebileceğiniz bir hastalıktır.

    BELİRTİLER
    Göz kapağında kırmızı,
    ağrı uyandıran şişlik
    Şişliğin ortasında içinin irin dolu
    olduğunu gösteren "baş" (kabartı)
    gelişmesi.

    Bir parça pamuğu sıcak suyla ıslatıp sıkın, arpacığın üzerine hafifçe bastırın. Sıcak su banyosuyla arpacığın daha çabuk "baş vermesini," olgunlaşıp patlamasını sağlayabilirsiniz. Günde üç kez, iki üç dakika uygulayın.
    Arpacığın patlamasıyla sızısı da azalır. Kaynatılıp ılıtılmış suya batırdığınız pamukla irini bastırmadan silerek temizleyin

    DOKTORUNUZU ARAYIN
    Bir hafta geçtiği halde arpacık iyileşmemişse, gözkapağı tümüyle şişmişse, göz çevresindeki derinin tümü kızarmışsa, çocukta ayrıca kirpik kökü iltihabı da varsa en kısa zamanda doktorunuza danışmalısınız.

    ŞAŞILIK
    Nedir?
    Normalde her iki göz de aynı zamanda, aynı doğrultuya bakar; oysa şaşı bir çocuğun gözlerinden biri bir yere odaklanırken öteki göz birinciyi izleyemez.
    Yeni doğmuş bir bebeğin gözleri her zaman uyum içinde çalışmayabilir. Bu geçici şaşılığa bebeklerde sık rastlanır; sizi kaygılandırmamalıdır. Bebeğiniz her iki gözünü de uyum içinde kullanmayı zamanla öğrenecektir. Üç aylık olduğu halde gözlerini uyumlu hareket ettiremiyorsa bunun nedeni şaşılık olabilir.
    Şaşılık bazı çocuklarda kalıcı,, bazılanndaysa geçicidir. Çocuk ne kadar küçükse ve şaşılık ne kadar erken belirlenmişse, tedavisi de o derece başarılı olur.

    BELİRTİLER
    Gözlerin farklı yönlere bakması

    DOKTORUNUZU ARAYIN
    Çocuğunuzda şaşılık olduğunu düşünüyorsanız doktorunuza danışın.

    Doktor ne yapar?
    Doktor çocuğunuzun bakışlarını izler. Zayıf (ya da "tembel") gözünü çalıştırması için, daha güçlü olan gözünü her gün belirli bir süre bir bantla kapatmanızı isteyebilir. Çocuğunuza gözlük de verebilir. İki yaşından küçük çocuklarda şaşılık, böyle bir tedaviyle birkaç ay içinde iyileşir. Çocuğunuzda göz kaslarının zayıflığından kaynaklanan ileri derecede bir şaşılık varsa, zayıf göze uygulanacak bir ameliyatla kas güçlendirilip şaşılık giderilebilir.

    Çocuğumda şaşılık olup olmadığını nasıl anlarım?

    Bebeğiniz üç aylık olduğunda bir oyuncağı yüzünden 20 cm uzakta tutup yavaşça sağdan sola ve soldan sağa doğru hareket ettirin. Bebeğiniz bunu izlerken gözlerinin uyumlu hareket edip etmediğine bakın.

    SU ÇİÇEĞİ
    ÇOCUĞUNUZ SU ÇİÇEĞİNE YAKALANDIĞINDA SİVİLSELERİN DÖKÜLMESİNDEN ÖNCE HAFİF BİR RAHATSIZLIK VE 24 SAAT SÜREN BİR ATEŞ GÖRÜLÜR. KULUÇKA DEVRİ GENELLİKLE 15 GÜNDÜR BAZEN DAHA FAZLA SÜRER FAKAT 20 GÜNÜ GEÇMEZ HASTALIĞIN BULAŞICI NİTELİĞİ SİVİLCELERİN DÖKÜLMEYE BAŞLAMASINDAN BİR GÜN ÖNCE BAŞLAR.VE 6 GÜN DVAM EDER.

    BİLMENİZ GEREKENLER ŞUNLARDIR:

    SUÇİÇEĞİ ÇOK BULAŞICI BİR HASTALIK OLDUĞUNDAN
    DİĞER ÇOCUKLARINIZINDA BUNA YAKALANMASI MÜMKÜNDÜR.
    HASTALIĞI ÇOCUKKEN GEÇİRMEK DAHA İYİDİR,BÖYLECE BAĞIŞIKLIK KAZANILMIŞ OLUR.ERGENLİK ÇAĞINDA GEÇİRİLEN SU ÇİÇEĞİ DAHA AĞIR OLUR.
    SU ÇİÇEĞİ DÖKERKEN HASTA KAŞINIRSA HİÇ GEÇMEYAN İZLER KALABİLİR.ÇOCUĞUNUZ SÖZDEN ANLAMA ÇAĞINDA İSE NEDEN KAŞINMAMASININ GEREKTİĞİ ONA UYGUN BİR DİLLE ANLATILMALI.FAKAT TEDBİR OLARAK KÜÇÜK HASTANN TIRNAKARINI DİPTEN KESİN ÇOCUĞUN TIRNAKLARIYLA KAŞIDIĞI SİVİLCELERİ BAŞKA YERE BULAŞTIRMASI BİRAZ ENGELLENMİŞ OLUR.ÇOCUĞA BANYO YAPTIRMAYIN VE SİVİLCELERİN DÖKÜLMESİ SÜRESİNCE ELERDEN BAŞKA VÜCUDUN HERHANGİ BİR YERİNİ ISLATMAYIN.
    SAÇLARINI TARARKEN KABUKLARI KALDIRMAMAYA DİKKAT EDİN VE MİKROPLANMAYI ÖNLEMEK İÇİN ÇOK TEMİZ BİR FIRÇA KULLANIN.
    SİVİLCELERİN DÖKÜLME SÜRESİ DEĞŞİKTİR.BU SÜREDE ÇOCUK HEP ATEŞLİ OLUR.. İLK ÖNCE LEKELER HALİNDE OLAN SİVİLCELERSONRADAN KABARIR,ŞEFFAFLAŞIRVE İÇLERİ SIVIYLA DOLAR. 9. VE13. GÜNLER ARASINDA KURUYAN KABUKLAR DÖKÜLÜR.15 GÜNLE 3 HAFTA ARASINDA HASTALIKSON BULUR.
    SİVİLCELER GENELLLİKLE GÖVDEDE BAŞLAR VE BÜTÜN VÜCUDU SARAR,HATTA AĞZIN İÇİNDE BİLE GÖRÜLÜR.
    ENDİŞE EDİLECEK ZORLUK KAŞINMAYLA SİVİLCELERİN MİKROP KAPMASIDIR

    GÖRME SORUNLU ÇOCUK
    Öğrenim ile ilgili durumlara uyum sağlayabilmesi açısından yaklaşıldığında, körlük, sağırlığa göre daha az kusurdur denilebilir. Çünkü, öğrenme ve sosyal ilişkilerin devamı için, dil daha önemli bir etkendir. Görmez, "braille" alfabesi ile okumayı öğrenebilir, diğerleri ile konuşabilir, öğretmenini dinleyebilir, arkadaşları ile sohbet edebilir. Görmezin yaşamının da sınırlı olduğu kesindir. Özellikle ebeveyn, görmez olan bebeği ile ilişkisinde zorluk çeker. Görmez bebekler, görenler gibi, çevresindekilerle göz ilişkisine geçemezler, dolayısı ile annelerinin yüzüne doğrudan bakamazlar. Nereye baktıkları tam olarak anlaşılmaz. Bu nedenle, anneler çocuklarının kendilerine baktığını, belki bir istekleri olduğunu fark edemezler. Böylece çocuk ve anne iletişiminde kopukluklar olabilir. Sonuçta çocuk kendini güven içinde hissedemeyebilir.
    Görmez bebekler de, tıpkı görenler gibi belirli bir uyarı olduğunda, aynı anda gülümseyebilirler. Fakat görmezlerin gülümsemeleri daha kısa sürer ve yoğunluğu daha azdır. Ayrıca bazen ani patlamalar halinde olabilir.
    Anne ve babalar bazen, görmez bebeklerinin kendilerini reddettiği hissine kapılırlar. Çünkü donuk ve ciddi görünümlü bir yüz ifadeleri vardır. Çok kere özellikle anneler bu ifadeden etkilenir ve olumsuz anlam çıkarırlar. Çocuğun durgunluğu anneleri rahatsız etmemeli, hatta, duygusal ifadelerini arttırabilmeleri için, onunla konuşma, oynama, beraber gülmeler, gibi etkinliklerde bulunmaları gerekir. Kısaca, gören çocuğa gösterilen dikkat ve özen, bu çocuklara da hatta fazlasıyla gösterilmelidir.
    Bebeğinizin heyecan ifadesini, yüz ifadesinin dışında diğer beden ifadelerinden de anlayabilirsiniz. Bebeğinizin yüzü ifadesiz ken, çok kere elleri, kolları, bedeni duygularını ifade için, hareket halindedir. Örneğin, çocuğunuz siz odaya geldiğinizde birden hareketini durdurdu ise, o sizin ayak sesinizi dikkatle dinlemektedir, ve yine o sizin sesinizi duyduğunda gülmekten çok, ellerini hareket ettirmeye başlayabilir. Böylece bebeğiniz gören bebeklerden farklı bir şekilde size ulaşmaya çalışır. Siz onun bu anlatım biçimini öğrenmelisiniz, böylece yakın ilişkinizi kurmuş olursunuz. Çocuğunuzun kendini anlatım biçimini anladıktan sonra, onun tepkilerini uyandıracak çeşitli uyarılar bulabilirsiniz.
    Çocuğunuzla aranızda duygusal problemler oluşmaması ve çocuğunuzun kapasitesini açığa çıkarabilmek ailece en iyi iletişimi kurabilmek için, olanak olduğu kadar erken bir uzmanla görüşmek gerekir. Ayrıca çevrenizde bu konu ile ilgili merkezleri ve uzman kişileri, psikologları araştırıp gerekli seçimleri yapmalısınız.
    Size ve çocuğunuza yardım:
    Çocuğunuz henüz bir yaşına girmeden, göz araştırması için gerekli merkezlere götürür, kontrol ettirirseniz şikayetleri ilerlemeden kendisine erkenden yardım elinizi uzatmış olursunuz. Bugün göz ile ilgili çok ileri araştırmalar yapılmakta ve erken tanıya gidilebilmektedir. Örneğin, gözlük verilebilir, bir süre sonra kontrole çağrılıp, gözlüğün derecesi kontrol edilip, değiştirilebilir. Gözdeki kayma zamanında fark edilebilir. Kendi kendine düzelebileceği düşünülerek, belirli sürelerle kontrole çağırıla bilinir. Astigmat vs. gibi durumlarda da ne kadar erken teşhis edilirse, şikayetler yoğunlaşmadan konuya bir an önce el atılabilir.
    Çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?:
    Görme kusurlu çocuğunuza uygun olan gözlüğünü almanız yanı sıra, başka yönlerden de ona yardımcı olabilirsiniz. Örneğin,
    görüşü zayıf olan çocuğun, dokunma, koku, sese veya gürültü gibi bazı uyarılara da gereksinimi vardır. Ona özel bir kokusu olan veya ses çıkaran, özel bir yapısı olan oyuncaklar sağlayabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuza çevresindeki malzemeleri, yapısı, kokusu ve çıkardığı sesi ile tanıtabilirsiniz. Görüşü zayıf olan çocuklar için renkler çok önemlidir. Mat renklerden çok, daha kolaylıkla görülebilen, canlı bir sarı, mavi, yeşil ve kırmızı gibi parlak renkli oyuncakları seçmeniz yerinde olur. Zayıf görüşlü çocuğunuza, onun düşünce sistemini geliştirebilen ve alan kavramını öğrenmesine yardımcı olabilen bulmaca küpleri de çok yararlı olacaktır. Çocuğun kolayca görebilmesi için bulmaca küpünün büyüğü ve parlak renkli olanı seçilmelidir.
    Eğitsel oyuncak olarak, şekil tahtaları, parmak kuklaları ve şekil tamamlama oyuncakları, diğer normal çocuklar kadar, görme kusurlu çocuklar için de yararlıdır.
    Bütün bebekler bir yaşına kadar, her şeyi ağzına götürerek, nesneleri tanımak isterler. Bu davranış görme kusurlu çocuklarda da vardır. Sadece bu devrenin görme kusurlularda daha uzun olduğu bilinmektedir. Bu nedenle oyuncakların daha kolay temizlenebilir cinsten olmasına dikkat edilmelidir.
    Zayıf görüşlü çocuğunuz yuva yaşına geldiğinde özel bir yuva seçimi de önemlidir. Eğer normal çocukların gittiği yuvaya gitme olanağı olursa, bu durum çocuk için çok yerinde olacaktır. Kendi yaşındaki diğer çocuklardan iyi deneyimler edinecektir. Böyle bir yuvaya verdiğinizde çocuğunuz başlangıçta uyumsuz gibi görünürse de telaşlanmamalıdır. Yuva öğretmeni ona yardımcı olacak ve sorun hızla aşılacaktır. Yuvada ona yardımcı olacak bir çocuk psikologu da olursa çocuğun uyumu ve gelişimi daha hızlı olabilir.
    Diğer taraftan çocuğunuzu görme kusurlu çocuklara ait bir yuvaya ve eğitimli uzmanlara teslim etmekte isteyebilirsiniz.
    Çocuğunuzun uygun olan yuvaya gidene kadar olan devresi de çok önemlidir. Siz anneler ve babalar ona karşı çok hassas, uyanık ve uyarıcı rolünde olmalısınız. Çocuğunuzun görsel zayıflığına değil, onun güçlü yönlerine konsantre olmalısınız. Bu tutumunuz onun her yönde gelişmesine bir başlangıç olacaktır.

    HAVALE

    Ateşin hızla yükselmesi bilinç kaybına sebep olabilir, bu durumlarda çocuğunuzu yere yatırın ve yanında kalın, hemen doktor çağırın, ailenizde ateşli havaleye yönelik bir eğilim varsa çocuğunuz hastalandığında ateşlenmemesi için elinizden geleni yapın.
    Bebeklerin hastalıklarını anlamak çok kolay değil. Derdini anlatamadıkları için sadece ağlarlar. Genelde huzursuz ve çok ağlayan bir bebekte de ağlama da ipucu olarak değerlendirilmeyebilir. Eğer bebeğin yeme, içme ve uyuma alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişme varsa, o çocuğun hasta olduğu düşünülür. Her hastalık ateş yükselmesine neden olmazsa da, bebeklerde ve küçük çocuklarda infeksiyon hastalıkları daha sık rastlandığı için, hastalıkların büyük bir kısmında ateş yükselmesi olacaktır. Bu nedenle bebeğin ateşini ölçmek sağlığı hakkında bilgi verecektir. Cildin terli ve bebeğin hareketli olması nedeniyle, koltuk altı yerine makattan ateş ölçmek daha doğrudur.Eğer bebeğin makattan ölçülen ateşi 38 dereceden fazla ise, o bebekte yüksek ateş olduğunu kanıtlar. Ancak çoğu zaman ateşin yüksekliğinden çok bebeğin genel durumu daha da önemlidir. Ateşi normale yakın ama halsiz, devamlı uyuyan, mama yemek ya eda emmek istemeyen bir bebek, 39 derece ateşi olmasına rağmen, canlı hareketli, beslenmesini sürdüren bir bebeğe oranla daha hastadır. Eğer iki aylıktan küçük bir bebeğin ateşi 38 dereceyi aşarsa doktora götürmek gerekir, iki aylıktan büyük bebek için doktora götürme sınırı 39 derece ateştir. Ancak daha düşük rakamlarda da olsa ateş üç günden daha fazla sürüyorsa, doktora götürmek gerekecektir.Ateş yükselmesi vücudun savunma mekanizmalarından biridir. Vücutta virüs ya da bakteri cinsi bir hasatlık etkeni olduğunu ve vücudun buna karşı tepki gösterdiğini kanıtlar. Ateş yükselmesi halinde hastalık etkenleri faaliyetlerini sürdüremez ya da ölürler. Bu nedenle ateş yükselmesi hastanın yararına bir durumdur. Ancak, yüksek ateşin devam etmesi, vücudun hastalığı yenemediğini gösterir. Hastalığın devam etmesi organlarda kalıcı bir bozukluk yaratabileceği için, müdahale edilmelidir. Doktor yapacağı muayeneden sonra hastalığı teşhis edecek ve gerekli önlemleri alacaktır. Gerekli tedaviye başlamadan ateşi düşürmek yararlı bir davranış değildir. Ateşin savunma sistemi için yararlı olduğunu belirttim ancak bunun tek istisnası, yüksek ateşle gelen havale nöbetidir.Beyin hücrelerinin normal dışı bir aktivite göstermesi sonucu ortaya çıkan, vücuttaki istemsiz kasılmalara, tıp dilinde konvülsiyon, halk arasında da havale adı verilmektedir. Tipik bir havale nöbetinde, bebek şuurunu kaybeder, kol ve bacakları kasılır. Birkaç saniye sonra da bütün belirtiler kaybolur. Havale nöbetleri genellikle 6 aylık ile 5 yaş arasındaki çocuklarda olur. çoğu zaman yüksek ateş ile beraberdir. Ancak ateşin yüksekliği ile havale geçirme arasında her zaman bir ilinti yoktur. Yani bazılarında çok yüksek ateşte havale olmazken, bazı bebeklerde daha düşük ateşlerde bile havaleye rastlanabilir. Çocukların %4-5'inde hayatlarında en az bir kez havaleye rastlanırken, bunların yarısında bir kereden sonra havale görülmez. Eskiden, havale geçiren çocukların mutlaka beyin hasarı kalacağı düşünülürken, bunun doğru olmadığı artık anlaşıldı, önemli olan havalenin kendisi değil, havaleye neden olan hastalıktır. Bu iyi tedavi edilmediği takdirde hasar kalabilir.
    Havale nöbeti anne ve babalar için korkutucu olabilir. Ancak bilmeniz gereken en önemli şey, havalenin birkaç dakika sonra kendiliğinden geçeceğidir. Eğer bebeğin ateşi yüksekse, düşürmek için, giysilerini çıkartmak, başına ve göğsüne ıslak bez koymak, tüm vücudu serin su ile ıslatılmış bezlerle silmek yararlıdır. Havale geçiren bebekte, kolonya gibi alkollü maddeler kesinlikle kullanılmaz. Ayrıca ateş düşürmek için su dolu küvete sokmak da tehlikeli olabilir.
    Kusmaya başlarsa, yüzükoyun ya da yan yatırarak kusmuğun nefes borusunu tıkamasını önleyin. Nefes alması güçleşirse, alt çenesini hareket ettirmeye çalışarak nefes almasına yardımcı olun. Çoğu insan, havale geçiren kişinin dilini ısıracağını ya da yutacağını ve nefes yolunun kapanacağını düşünür. Dil ısırma olursa da çok önemli değildir. Bunu önlemek için ağrına elinizi ya da başka cisimleri sokmak tehlikeli olabilir. Eğer nefesi durursa, yapay solunuma başlamayın, kısa bir süre sonra kendiliğinden soluk alıp vermeye başlayacaktır. Havale nöbeti geçtikten sonra bebeğin devamlı doktoru varsa, ona haber verin. Bebeği muayene etmek isteyecektir. Eğer bu doktora ulaşamıyorsanız, bir hastanenin acil kısmına götürün.



  2. 2
    serafet
    Yeni Üye
    Reklam



    Teşekkürler,eline sağlık...







+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi