Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor

+ Yorum Gönder
Elektronik ve Bilim - Teknoloji Bölümünden Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    MaviAdam
    Özel Üye
    Reklam

    Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor

    Reklam



    Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor

    Forum Alev
    Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor



    36 ülkeden 2 binden fazla fizikçi eylülde evrenin sırlarını çözmek için yüzyılın deneyini yapacak. Deneye Türkiye’den de üç ayrı ekip katılacak.
    Merkezi İsviçre’de bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN) 36 ülke ve 2 binden fazla fizikçinin
    katılımıyla tarihin en büyük fizik deneyini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Yerin 100 metre altında gerçekleştirilecek olan zamanın en büyük fizik deneyinde Türkiye de üç ayrı ekiple yer alıyor.
    Bilim dünyasının 10 yıldan fazla bir süredir hazırlandığı ve yarım milyar İsviçre Frangı’na (580 milyon YTL) mal olan deneyin temel amacı maddeyi oluşturan parçacıkları inceleyerek, evrenin işleyişi hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak. Türk bilim insanları Compact Muon Solenoid (CMS) isimli projenin, doğanın şifresini deşifre edeceği yorumunu yapıyor. İnsanlık adına, evrenin oluşumu, işleyişi ve geleceği adına büyük keşifler yapacak olan deneye Türkiye’den Çukurova Üniversitesi, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi fizik bölümlerinden öğretim görevlileri ve doktora öğrencileri katılıyor.
    Evrenin oluşumu gözlenecek
    Deneyin önümüzdeki eylül ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor. İsviçre’de bulunan CERN laboratuvarında inşa edilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) isimli parçacık hızlandırıcısında, atom çekirdeğinde bulunan proton adlı parçacıklar çok yüksek enerjiyle çarpıştırılacak. Şimdiye kadar inşa edilen en büyük ve en yüksek enerjili parçacık hızlandırıcı olan LHC’deki çarpışma sonucunda ortaya çıkacak parçacıkların evrenin işleyişindeki rolleri incelenecek. LHC’de protonlar tünelin çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 10 bin adet dev süper iletken mıknatıs tarafından yönlendirilecek. Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretilecek. Bilim dünyası çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor.
    Deney, evreni her şeyiyle başlatan ‘büyük patlama’dan (Big Bang) sonra ortaya çıkan büyük enerji yoğunluğunu tekrar yaratarak parçacıkların tekrar ortaya çıkmasını sağlayacak. Böylece fizik modellerinin temelini oluşturan ve maddeye kütle özelliğini veren ‘Higgs’ parçacığı da tekrar ortaya çıkarılıp gözlemlenebilecek.
    Fizik kuramları değişebilir
    Dev deney her şeyden önce bilim dünyasının doğada cevap vermeye çalıştığı sorulara yanıt arayacak. ODTÜ CMS ekibi başkanı Doç. Dr. Meltem Serin ve Prof. Dr. Mehmet Zeyrek CMS projesiyle atom, molekül ve canlı yapısının nasıl oluştuğuna dair yeni sonuçlar beklediklerini açıklıyor. Bu, bilinen fizik kuramlarının da gelişebileceği ya da değişebileceği anlamına geliyor. Evrenin yüzde 27’sini oluşturan ve ‘karanlık madde’ olarak tanımlanan enerji biçimi hakkında bilgiye erişilmesi de hedefler arasında.
    Doç. Dr. Meltem Serin, deneyin evrenin geleceğinin nasıl olacağı konusunda da ipuçları vereceğini belirtiyor. Deney için geliştirilen dedektörler ileride yeni teknolojiler geliştirilmesine de ön ayak olacak. Dedektörler, başta hızlı iletişim sistemleri olmak üzere, daha hızlı, çok daha yüksek kapasiteli bilgisayarların, süper iletkenlerin oluşturulmasında ve kanser terapisi alanında kullanılarak önemli teknolojik-tıbbi gelişmelerin önü açılacak.
    ‘Bilim dünyasının Avrupa Birliği’ olarak bilinen CERN laboratuvarındaki bu çalışmalara, Türkiye 1960′lı yıllardan beri gözlemci statüsüyle katılıyor. Bu Türkiye’ye bütçeye katkıda bulunmadan deneylere katılabilme özelliğini veren bir konum. Türkiye’nin deneye katkısı dedektör inşası ve fizik analizinde oldu. Boğaziçi Üniversitesi CMS grubu başkanı Prof. Dr. Erhan Gülmez, Türkiye’nin TÜBİTAK ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun da destekleriyle CMS dedektörünün yapılmasına da katkı sunduğunu açıklıyor. Bilimin en uç noktalarındaki bu projede kullanılacak olan dev dedektörün alt parçalarında iki ayrı Türk firmasının katkısı bulunuyor.
    Deneyin tehlikesi yok
    ODTÜ CMS ekibinden Prof. Dr. Mehmet Zeyrek, yerin 100 metre altında gerçekleştirilecek dev proton çarpıştırmasının herhangi bir istenmeyen patlamaya ya da radyasyon sızıntısına neden olmayacağını şu sözlerle açıklıyor: “CERN laboratuvarı ve benzeri deney merkezleri yerin metrelerce altında bulunur. Bu alanların üzerine çiftlik kurulur, inekler otlar, hatta üzüm bağları bulunur. Bu, güvenilirliğinin en büyük kanıtlarından biri.”
    ‘Heyecan ve gurur doluyuz’
    Prof. Dr. Mehmet Zeyrek: LHC mega-bilim projesinin tasarlandığı 1990′ların başından beri bu fikirle haşır neşir birisi ve 1995 yılında ODTÜ grubunun LHC deneylerinden CMS’de yer almasını öneren kişi olarak heyecanım sonsuz. Beni en çok heyecanlandıran şey ise ulaşılacak yüksek enerji sınırlarında doğanın şifresini çözmeye yönelik olası sürpriz sonuçların elde edilebilecek olmasıdır.
    CMS ODTÜ ekip lideri Doç. Dr. Meltem Serin: Gelinen bugünkü bilimsel seviye insanlık adına gurur verici. Bu oluşumda, hem de özellikle bir Türk grubunun dahilinde yer almak bana son derece gurur ve heyecan veriyor.
    Boğaziçi CMS ekibi adına, ekip başkanı Prof. Dr. Erhan Gülmez: Projedeki tüm arkadaşlar olarak bilimin en uç noktalarında, en son teknolojileri kullanarak ve bu teknolojilerin geliştirilmesine katkıda bulunarak çalışmaktan büyük zevk alıyoruz. Bu proje sonunda elde edeceklerimizden Türkiye’nin de kazanç sağlaması ayrı bir övünç kaynağı olacak.
    Çukurova Üniversitesi CMS ekibi adına ekip başkanı Prof. Dr. Gülsen Önengut: Bilimin en ön saflarındaki bu projede çalışıyor ve katkıda bulunuyor olmaktan gurur ve heyecan duyuyoruz. Ancak Türkiye’nin CERN’e hâlâ üye olmaması nedeniyle CERN’deki bir takım imkânları kullanamamamız, CERN çalışmaları için desteğin hangi kurumdan geleceğine dair belirsizliklerin olması gibi sıkıntılarımız var. Yine de giderek artan sayıda gencimizi dünyanın en önde gelen araştırma merkezinde eğitebildigimiz için mutluyuz.
    ODTÜ CMS ekibi doktora öğrencileri:
    Sezen Sekmen: Zamanın en büyük bilimsel olayına dahil olmak gurur verici. Bilim uzun zamandır deneysel keşifte kış uykusunda. Şimdi uyanmak üzere ve evrene dair anlayışımıza büyük katkıda bulunacak olay gerçekleşecek.
    Efe Yazgan: CMS benim için Kolomb’un gemisi gibi. Keşif için bir maceraya çıktık. Ama önce tayfalarla birlikte Higgs parçacığının ve diğer olabilecek yeni parçacıkların kendilerini nasıl göstereceklerini anlamamız gerek, yoksa keşfettiğimiz Amerika’yı Hindistan sanabiliriz.
    Halil Gamsızkan: CERN’in ev sahipliği yaptığı deney projeleri dünya çapında bilim insanlarını, mühendisleri, teknisyenleri, bilgi işlem uzmanları ve daha pek çok insanı bilim gibi ticari veya politik olmayan bir amaç uğruna bir araya getirerek belki de bir ilki başardı.
    Çiğdem Özkan: CERN geleceğe ve evrene ışık tutan, dünyanın en büyük ve en hızlı gelişen laboratuvarlarındandır. Bunun parçası olmak büyük bir zevk





  2. 2
    RAPIDSHAREZ
    Emekli

    --->: Yüzyılın fizik deneyi yaklaşıyor

    Reklam



    süper yaa ilgin bilgi icin sagol kardes







  3. 3
    Toprak
    Özel Üye
    Yüzyılın deneyinde 50 Türk bilim adamı



    Nevbahar Kabaklı

    "Parçacık hızlandırıcılarıyla atom altı parçacıkları çarpıştırarak maddenin nasıl oluştuğuna ilişkin birçok sırrın anlaşılmasını sağlamak" amacıyla gerçekleştirilecek "Yüzyılın Deneyi"nin yapılacağı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN), 50’yi aşkın Türk bilim adamı yer alıyor. AA muhabirine, Türk bilim adamlarının çalışmaları ile ilgili bilgi veren Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr.

    Metin Subaşı, Türkiye’den Ankara, Boğaziçi, Çukurova, Doğuş, Ortadoğu Teknik ve Yıldız Teknik üniversitelerinin, CERN’de yapılan çalışmalarda üye olarak yer

    aldığını, bunların dışında bazı üniversitelerin de bu üye üniversiteler kanalı ile deneylere katılma olanağı bulduklarını bildirdi. 2007’de uçak kazasında hayatını kaybeden
    Prof. Dr. Engin Arık’ın 30 senedir bu konuda çalıştığını, hayalinin Türkiye’nin CERN’e tam üye olarak katılımı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Subaşı, CERN’e ülke

    bazında tam üye olmak için 15-20 milyon dolar gibi bir paranın her sene ödenmesi gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de yüksek enerji fiziği alanında büyük bir potansiyelin olup olmadığı tartışmalarıyla ülke olarak üyeliğin geciktirildiğini öne süren Metin Subaşı, şunları kaydetti:


    "Merkeze ülke olarak üye olunsaydı 50 değil, belki 250 Türk bilim adamı orada olabilirdi. Çünkü çok yetenekli, çalışkan ve yaratıcı gençlerimiz var. Hiçbir ülkede yok bu potansiyel. Ayrıca, CERN’e ödenen bu parayı başlangıçta CERN, o ülke için harcıyor. Bu para ile o ülkedeki yüksek enerji fiziği alanındaki çalışmaları destekliyor, alt yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Daha da önemlisi CERN, bir üye ülke için sadece fizik çalışmalarına katılmak anlamını taşımıyor.

    CERN’e üyelik, ülkenin ekonomik ve teknolojik gelişmesine de katkı sağlıyor. Üye ülkeler, CERN’deki deney sistemlerinin kurulmasında gerekli malzeme ve cihazları temin ederek, ülkelerine hem ekonomik açıdan ödemelerinin çok üstünde gelir temin edebiliyor, hem de yüksek teknolojinin ülkelerinde geliştirilmesine katkı sağlayabiliyorlar."


    CERN’DE TÜRK ÜNİVERSİTESİ


    Yıldız Teknik Üniversitesini CERN’deki ALICE deney grupları arasına dahil eden Prof. Dr. Metin Subaşı, CERN serüveninin 2006 yılında başarılı doktora öğrencisi Ayben Karasu’nun doktora tezini CERN’de yapması, oradaki ALICE grubunun lideri

    Prof. Jean-Pierre Charles Revol ile bir arkadaşı vasıtasıyla iletişim kurarak sağladığını, kendi

    imkanlarıyla gidip gelen öğrencisine daha sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından projeleri kapsamında destek verildiğini anlattı. Prof. Dr. Subaşı, CERN’deki projelerine daha sonra 3 öğrencisini daha
    dahil ettiğini, ALICE grubu yöneticilerinin de çalışmalarına büyük destek verdiğini ve kendilerini cesaretlendirdiğini söyledi. Subaşı, şunları kaydetti:
    "Bu zor koşullarda, bu kadar hevesli olduğumuzu görerek CERN’de bizi o kadar iyi karşıladılar ki, bize ’Siz grup olarak üye olun. Hiçbir para ödemeden deneylere katılmanızı sağlayacak bir üyelik verelim size. Resmi hale getirelim çalışmalarınızı, zorlukla karşılaşmayın’ dediler.

    Bunun üzerine Kasım 2007’de başvuruda bulunduk. 6 Nisan 2008’de üyeliğimizin kabul edildiğine dair mektup geldi. Bizim ALICE grubunun program ve stratejileri hakkında söz hakkımız yok, ancak deneye katılma, deney verilerini kullanma ve yorumlama konusunda görev üstlenebiliyoruz."


    CERN’de yaz döneminde, genç bilim adamlarının yetişmesi için kurslar yapıldığını, bu kurslara tam üye olmayan ülkelerden sadece birkaç öğrencinin kabul edildiğini anlatan Subaşı, bu yaz yapılacak kurslar için Türkiye’den kabul edilen 3 öğrenciden birisinin kendi öğrencisi olduğunu bildirdi.


    Metin Subaşı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kısıtlı olanaklarla ortaya koyduğumuz performansı takdir eden CERN’deki bilim adamları, bize kahraman gözüyle bakıyorlar. Ve Türkiye’den gelen grupları isim isim biliyor, çalışmalarını takdir

    ediyorlar.
    Bizler de ülkemiz adına bu tarihi fizik deneylerine katıldığımız için gurur duyuyor, CERN’deki meslektaşlarımıza ve bizleri destekleyen, ülkemizi CERN’e tam üye yapmak için uğraşan TAEK’e teşekkür

    ediyoruz."

    CERN’DE NELER OLUYOR?


    Nükleer reaksiyonların ancak yüksek enerjilerde oluştuğunu, yüksek enerjinin ise atom altı parçacıkları çok yüksek hızlara getirecek "hızlandırıcı" denilen makineler kullanılarak elde edildiğini anlatan Prof. Dr. Subaşı, büyük yatırım gerektiren yüksek enerji fiziği alanındaki çalışmalar için birçok

    Avrupa ülkesinin bir araya gelerek kurdukları
    CERN’e, bilim adamlarının projeleriyle katıldığını söyledi. Subaşı, CERN’de yapılan çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:

    "Bugün, atomun bir çekirdek ve etrafında dolanan elektronlardan ve de çekirdeğin, proton ve nötronlardan oluştuğunu biliyoruz.

    Proton ve nötronların ise ’kuark’ ve ’gluon’ ismi verilen parçacıklardan oluştuğunu öngörüyoruz. Kuarklar, ’kuvvet taşıyıcı’ olan gluonlarla çekirdek içinde hapsolmuş durumda bulunduklarından, bugüne kadar serbest olarak gözlenebilmiş değillerdir. İşte, atomdan kuarklara uzanan bu süreç CERN’de deneysel ortamda tersinden izlenecek. Yani protonlar ve nötronlar

    Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda (LHC), güneştekinin 100 bin misli sıcaklıkta ’eriyerek’, kuarkların ve gluonların serbest kalmasına, dolayısıyla gözlenebilmelerini olanaklı kılacaklar.

    Böylece, evrenin

    oluşumu sırasında meydana geldiği düşünülen büyük patlama ’Big Bang’, 13 TeV kütle merkezi enerjisindeki protonlar çarpıştırılarak, laboratuvarda, 10-15 metre çaplı küre hacmi gibi küçük bir hacim içinde oluşturulmuş olacak.

    Dolayısıyla, patlamadan sadece saniyenin milyonda biri uzunluğunda bir süre sonra oluşacak kuark-gluon ortamından, yoğunlaşmayla, proton ve nötronun oluşumunu, yani, maddenin nasıl kütle edindiğini öğrenmiş olacağız. Tabii, beklenenler gözlenemezse, öngörülerimizin arkasındaki teorilerimiz iflas etmiş olacak, yeni

    teoriler yaratılması gerekecek."

    ALICE, CMS, ATLAS ve LHCb DENEYLERİ



    CERN’de parçacık hızlandırıcılarıyla yapılacak ve evrenin ilk yapı taşlarının ortaya çıkmasını sağlayacak bu deneyde parçacıkların (proton, ağır iyon) bir kısmının saat yönünde bir kısmının ise aksi yönde hızlandırılarak, her birinin 7 tera elektron volt gibi müthiş bir enerjiye ulaştıktan sonra çarpıştırılacaklarını dile getiren

    Prof. Dr. Subaşı, böyle bir deneyin gerçekleştirilebilmesi için İsviçre-Fransa sınırında (Geneva) bulunan CERN’de, yerin 100 metre altında inşa edilmiş laboratuvar tünelinde 27 kilometre uzunluğunda bir hızlandırıcı halkası (LHC) inşa edildiğini anlattı.


    Hızlandırıcı halkasının üzerinde 4 adet detektör istasyonu bulunduğunu ve buralardaki detektörlerin CERN’de yapılacak 4 temel deneyin merkezini oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Subaşı, şunları söyledi: "Bu deneyler, ALICE, CMS, ATLAS ve LHCb olarak anılıyor.

    Hepsi farklı yönden yaklaşarak bilinmeyenleri ortaya koymaya çalışacaklar. Sadece evrenin oluşmasını değil, evrende neden anti maddeden çok madde var? Anti madde nerede saklanıyor? Gök yüzüne baktığımızda gördüğümüz yıldızlar arası karanlık ortam (karanlık madde) ne içeriyor? Evrende

    kaybolan kütle nereye gidiyor?

    Evrende var olduğunu bildiğimiz kuvvetler gerçekten tek bir potansiyelden mi türüyor (Higs ’bozonu’ var mı?)? gibi önemli sorulara yanıt aranacak. Bizim grubun angaje olduğu deney ALICE deneyi, yani, evrenin oluşumu hakkında mevcut teorinin öngördüğü ’kuark ve gluon’ plazmasının varlığını belirlemeye çalışan deney grubu."


    "FİZİK BİLİMİNDE TAM BİR KIRILMA NOKTASINDAYIZ"



    Büyük patlamayı resmedecek deney sonrasında çok mikro düzeyde bir maddenin oluşacağını, çarpışma olduğu zaman "Büyük Patlama"da olduğu gibi etrafa parçacıkların saçılacağını kaydeden Prof. Dr. Subaşı, şunları anlattı:


    "ALICE deneyinde, ALICE detektör sisteminin merkezinde bu patlama olacak. Detektör sistemi, 16-20 metre çapında binlerce ton ağırlığında dev bir sistem. Detektörler soğan kabuğu gibi, biri diğerini sarmalayacak şekilde kat kat yapılmış, her biri çeşitli parçacıkları tanımlayacak yetenekte.

    Diğer bir deyişle, patlamadan yani çarpışmalardan çıkan parçacıklar ne kadar yüksek enerjide olurlarsa olsunlar bu detektörlerin içinde geçerken mutlaka bir iz bırakacaklar,

    yani, kendilerini ifşa edecekler.

    Proton ’eriyip’ kuark ve gluonların serbest kaldığını, ortama çıkacak ’acayip parçacıkları’ detektörlerde bıraktıkları izlerden tanımlayarak öğreneceğiz.. Ve diyeceğiz ki, ’evet, kuark vardır’. Eğer tersi olursa bildiğimiz şeylerin doğru olmadığını anlayacağız. Yani, fizikte tam kırılma noktası diyebileceğimiz bir

    noktadayız."

    İLK DENEY HAZİRAN AYINDA BAŞLAYACAK


    Prof. Dr. Subaşı, evrenin sırlarını ortaya koyacak deneylerden ilkinin ALICE olduğunu, bu deneyde önce protonların ardından ağır kurşun iyonlarının birbiriyle çarpıştırılacağını söyledi. Protonların çarpıştırılacağı deneyin ilk kısmının bu yaz başlamadan gerçekleşeceğini ifade eden Prof. Dr. Subaşı, "Aksilikler çıkıyor, onların çözümüne gidiliyor ama şu anda bize söylenen tarih, 2008 yılı Haziran ayı. CERN Başkanı’nın ifadesine göre, herhangi bir sorun yok,

    deney başlatılacak."

    İNTERNETTEN SONRA CERN’İN YENİ BULUŞU: GRİD SİSTEMİ


    CERN’de bu işler yapılırken büyük teknolojik gelişmelerin de yapıldığını, örneğin, günlük yaşantının artık vazgeçilmez bir parçası olan Web’in (www) CERN tarafından oluşturulduğunu belirten Subaşı, "Şimdi ’Grid’ diye bir sistem geliştiriliyor.

    Grid sistemi ile dünya üzerindeki mevcut pek çok laboratuvardaki bilgisayarları tek bir bilgisayardan (PC) kullanma olanağı sağlanacak" dedi. Subaşı, binlerce bilgisayarın aynı anda çalıştırılmasıyla çok daha çabuk
    işlem yapılmasının sağlanacağını, halen CERN içinde çalışan lokal bir Grid ağının kurulduğunu ve bütün makinelerin aynı anda kullanabildiğini bildirdi.

    En güçlü tek bir bilgisayarla 100 günde yapılacak hesaplamaların Grid sayesinde birkaç saniye içinde yapılabileceğine dikkat çeken Metin Subaşı, şunları kaydetti:

    "Bunun bir örneği, tıp alanında gerçekleştirildi.

    Avean Gribi’ne sebep olan virüslerin tanımlanması için pek çok laboratuvarda incelenmesi gerekiyordu. Grid oluşturuldu. Dünyaca ünlü 6 önemli laboratuvarda 300 binden fazla insan kanı örnekleri 2 saat içinde analizden geçirilerek sonuç alındı.

    Eğer biz Grid’i, Türkiye’den kullanma olanağını bulursak ki bu konuda çalışmalar başlamış durumda, deneylerde üretilecek verileri kullanıp analiz ve hesaplama yapmak için İsviçre’ye, CERN’e gitmemize de gerek kalmayacak."




    Milliyet










+ Yorum Gönder
5 üzerinden | Toplam : 0 kişi