DENİZ KIZI Aşk Hikayeleri

+ Yorum Gönder
Aşk Sevgi ve Aşk Hikayeleri Bölümünden DENİZ KIZI Aşk Hikayeleri ile ilgili Kısaca Bilgi
  1. 1
    wody
    Emekli
    Reklam

    DENİZ KIZI

    Reklam



    DENİZ KIZI

    Forum Alev
    alıntıdır

    yıllar önce henüz öğrenciyken yazmıştım ve sizinle paylaşmak istedim.

    DENİZ KIZI


    -Pardon bir şey sorabilir miyim?

    -Tabii.

    -Denizi bu kadar çok mu seviyorsun?

    -Neden sordun?

    -Aslında bu soru biraz saçmaydı ve seninle tanışmak için sorulmuş bir soruydu. Denizi çok sevdiğini dün gece seni izlediğimde anlamıştım zaten.

    -Neler gördün?

    -Palmiyenin oradaydın. Paçalarını sıyırıp ayaklarını denize sokmuştun. Taş alıp denizde kaydırmaya çalışıyordun. Saçlarını ıslatıp sağa sola savuruyordun.


    -Evet. Denizi çok seviyorum.


    -Sana “Ateşiniz var mı?” demiyorum. “Benimle tanışmak ister misin?” diyorum.

    -Peki, tanışalım.

    -Gerçek adımı vermek istemiyorum. Bunun nedenini sorma. Bana kısaca KAŞİF diyebilirsin. Yani Kendi Adını Şifreli İleten Filozof.

    -Sende bana “Deniz Kızı” de. Neler yapıyorsun? Öğrenci misin yada bir mesleğin var mı?
    -Öğrenciyim ama mesleğim okuduğum bölümle mi ilgili olacak henüz karar vermedim. Yazıyorum, hikayeler falan. Amatör olarak. Aslında senin hakkında da bir hikaye kafamda oluşmaya başladı.
    -Anlatsana.
    -Hikayenin adını “Deniz Kızı” koymayı düşünüyorum.
    -Çok yerinde olur.
    -Dün gece... Her birinin rengi simsiyah olan kotumu, t-shirtümü, ceketimi giymiştim ve gittiğim yerde oturmuştum. Dolunay Sayesinde oluşan mehtabı seyrederken yönümü sol tarafa çevirdim. Bir kız... yerde çantası var. Kendisi çakıl taşlarını denize fırlatmakla meşgul. Paçalarını sıyırıp ayak bileklerine kadar denize giriyor. Taş kaydırmaya çalışıyor. Avuçlarında kavradığı küçük çakıl taşlarını denize saçıyor... Bir süre sonra sahilde yürümeye başlıyor... Sanki sarhoş gibi. “Uyuşturucu da kullanmış olabilir” diye düşünüyorum. Eğiliyor, deniz suyuyla ıslattığı saçlarını sağa sola savuruyor. Yürürken kollarını kaldırıyor. Mutluluktan bulutların üstünde sanki. Yada almış olabileceği uyuşturucunun etkisi... Bedenim daha fazla uykusuzluğa dayanamıyor ve gözlerim ağrımaya başlıyor, eve gidiyorum...
    Bu gece... Üzerimde yine aynı giysiler. Yer, evimizin olduğu yerin sahil kenarı. Yani sürekli denize girdiğim yer. Betona yaslanmış, dolunaylıktan çıkmasına rağmen mehtap oluşturabilen ay’ ı seyrediyorum. Aynı saçlar, aynı çanta. Tek faklı olan üzerine giydikleri. “Bu dün geceki kız mı ?” diye kendi kendime sormaya başlıyorum. Çok geçmeden ayağa kalkıyor. Omzunda çantası... Yine aynı yürüyüş şekli... Yine yürürken denize taş atmalar. Sağa doğru yürüyor. “Birazdan önümden geçecek, onunla tanışmakla ne kaybederim ki ?” diye kendi kendime düşünürken “cahil cesareti”tabirine uygun bir genç paketinden çıkarıp eline aldığı sigarayı gösterip yanında beliriveriyor. “Pardon, ateşiniz var mı ?” Kız yüzünü deniz tarafından gencin olduğu tarafa çeviriyor. Gülümsüyor. “Hayır” diyor. Yürümeye devam ediyor. “Bu hale gelmek için yine aynı yöntemleri kullanmış olmalı” diyorum kendi kendime. Yanına yaklaşıyorum... Sonrasını biliyorsun.
    -Her hikayenin bir sonu vardır biliyorsun.
    -Evet.
    -Bu hikayenin sonunu nasıl getirmeyi planlıyorsun?
    -Bu birazda sana bağlı.
    -Evet ama yine de düşündüğün bir şey vardır.
    -Bu hikaye beş dakika sonra da bitebilir, senin yada ikimizin denizde yüzüstü uyumasıyla da.
    -Hayal kurmuşsun. Ben aslında bir fahişeyim. Dün gece bir müşteri buldum. Diğer günler gibi değişik yatak çarşaflarında vakit geçirdim. Bu gece de müşteri arıyorum. Bu iş için deniz kenarları çok müsait yerler. Hikayeni biraz daha sürdürmek istiyorsan
    -Bir saniye, gerçekten söylediklerinde ciddi misin?
    -Suratını asma, Evet. Sen olmasan bile bu gece kalacak bir yerim olacak mutlaka. İleride bir sürü genç var. Paraları da çoktur. Hareketlerim seninki gibi onların da dikkatini çekecektir. Yanıma gelecekler, tahmin edebileceğin muhabbetler olacak. Sonrasını söylememe gerek yok sanırım.
    -Evet, gerek yok. Bundan sonra hayal kurmasam iyi olacak herhalde.
    -Hikayeni bu şekilde bitirmek istememenin sebebini söyler misin ?
    -Hiçbir zaman hayalini kurduğum şeylerin gerçekleşmemesi.
    -Neyse benim için bu gece uzun olacak, gitmem lazım.
    -Benim için de.
    -Neden ?
    -Hikayemi kağıda dökeceğim.
    -Bir şey soracağım. “KAŞİF” senin lakabın mı gerçekten?

    - Hikayemi bitirmek istiyorum, sana hayırlı işler "DENİZ KIZI"...


    merak edenler için yazdım:
    (İÇİMDEN "EVET" DEMİŞTİM AMA O KIZ BUNU HİÇBİR ZAMAN BİLMEYECEK)



  2. 2
    blackex_16
    Özel Üye

    --->: DENİZ KIZI (yaşadığım bir olayın hikayesi)

    Reklam



    wayyy be:S pek anlamadım ama yinede güzel calısma emeğine sağlık iyi forumlar







  3. 3
    sagocu_kız
    Bayan Üye
    SÜPER BİR HİKAYE OKUMADAN GEÇERSENİZ KAYBEDERSİNİZ!!

    Bir hikaye belki gerçek belki hayal. Sadece bir hikaye. Sevgi ve aşk üzerine bir hikaye
    Bir zamanlar bir genç varmış. Bu gencin sevdiği ve aşık olduğu dünyalar güzeli bir kız varmış. Onunla ilk bir radyoda duyduğu kan aranıyor ilanı için gittiği hastane de karşılaşmıştı. Kan verdiği kişi kızın amcasıydı. Kız ona teşekkür etmek için gittiğinde daha yeni yataktan kalkmış ve gitmek için hazırlanıyordu. Birden bulunduğu odanın kapısı açıldı ve kız içeri girdi. Çocuk ağır ağır kapıya baktı “Yine hemşirelerden biri geldi herhalde” diye düşündü, ama gelen hemşire değildi. Kız ona doğru yaklaştı “çok teşekkür ederim sayenizde amcam yaşayacak” dedi. Genç mağrur bir şekilde “ben olmasaydım bir başkası da gelir yardım ederdi. Hiç önemi değil.” Fakat kız onu dinlemedi“Size bir yemek ısmarlayabilir miyim” dedi. Çocuk reddetmedi içinden “bu kadar güzel bir kız reddedilebilirmi” diye geçirdi
    “Tabi ne zaman isterseniz.”
    “Hemen şimdiye ne dersiniz.”
    “Şimdimi ?”
    “Tabiki hem bende beklerken acıkmıştım”
    ikisi birlikte yemeğe gittiler. Yemekte muhabbetleri devam etti. Hep birbirleri hakkında konuştular. Oğlan kızdan ilk gördüğü anda hoşlanmıştı. Kız ise sadece teşekkür etmek istediği bir yabancıdan bu kadar çok hoşlanacağını düşünmemişti bile. Konuşmaları sırasında aynı şeylerden hoşlandıklarını fark ettiler, ikisi de aynı tür filmlerden hoşlanıyor, aynı tür müziği dinliyor, hatta son zamanlarda aynı kitapları okumuşlardı. Kız bir erkeğin kendisinin sevdiği şeyleri sevebileceğini daha önceden hiç düşünememişti ve karşısında böyle biri vardı. Yemekten sonra kız telefonunu verdi. “Daha sonra ararsan konuşuruz” dedi. Bu oğlanın çok hoşuna gitmişti. Akşam olduğunda kız telefonunda bir mesaj gördü “Dünyanın en güzel bayanına. İyi akşamlar” yazıyordu. Kız birden şaşırdı. Bu kadar erken bir cevap. Demek ki oğlanda ondan hoşlanmıştı. Buna çok sevindi ve hemen o da cevap gönderdi. Bu mesajlaşmaları birkaç gün böyle sürdü. Sonunda oğlan ona çıkma teklif etti. Kız hemen kabul etti. Hayatlarının en güzel günlerini yaşıyorlardı. İki sevgili , iki aşık. Aşkları o kadar büyüktü ki sevgileri o kadar içtendi ki bu sevgileri çevresindeki insanlara da yansıyordu. Fakat oğlanın ailesinin bu aşktan hiç haberi olmamıştı. Hep onunla sevilisi olmadığı için dalga geçiyorlardı, şimdi de sevgilisi olduğu için dalga geçecekleri ve bunu hiç istemiyordu. Ama kız ailesi ile tanışmayı çok istiyordu , oysa her seferinde bir bahane uydurup erteliyordu.oğlan kızın ailesini bir kere görmüştü. Ama hiç tanışmamıştı. Kızın ailesi İzmir de oturuyorlardı kendisi ise İstanbul da amcasını yanında oturuyor ve okuluna gidiyordu.
    Sonunda oğlan kızın ısrarlarına dayanamadı ve onu ailesi ile tanıştıracağını söyledi. Kız buna çok sevinmişti fakat daha önce ailesine gitmesi gerektiğini geri döndüğünde hemen ailesi ile tanışmak istediğini söyledi. Anlaştılar ve kız İzmir e doğru yola çıktı. Aradan bir gün geçti, iki gün geçti kızdan bir ses yoktu. Oysa İstanbul da birbirlerini görmedikleri anlarda hep telefonda birbirleri ile konuşurlardı. Peki şimdi ne oldu da aramamıştı.. yoksa ailesi mi izin vermemişti. Yada yanlış bir söz mü söyledi yanlış bir şey mi yaptı. Neden aramıyordu. Oğlan onu aramaya çalıştığında her seferinde telefonu kapalıydı. İki hafta , üç hafta , bir ay. Oğlan sonunda kızın onu bıraktığını artık onu istenmediğini düşünmeye başlamıştı ki ansınız bir akşam telefonu çaldı. Telefonu ilk kez ona bu kadar acı acı çalıyormuş gibi geldi. Telefonunun ekranına baktı, arayan oydu. Telefonunu hemen açtı “alo” “alo” telefonda ki ses kızın sesi değildi. Onun ablası olduğunu söyledi. Oğlanın telefonunu kızın rehberinde bulduğunu bir arkadaşı olduğunu tahmin ettiğini söyledi. Oğlan sevgilisiydim diyemedi, “evet bir arkadaşıyım ama ondan uzun zamandır haber alamıyordum” dedi. Ablası kızın yaklaşık bir ay önce İzmir e gelirken bir trafik kazası geçirdiğini üç haftadır komada olduğunu söyleyince oğlan birden dona kadı neden onu aramadığını şimdi anlamıştı fakat ablasının konuşmasından olayın bu kadar olmadığını da anlamıştı. “Kardeşimi geçen gün kaybettik” diyince oğlanın elindeki telefon bir den yere düştü. Duyduklarına inanmamıştı sevdiği , aşık olduğu kız ölmüş olamazdı. Telefondaki ses “alo” diye birkaç kez seslendi fakat oğlanın cevap verecek hali kalmamıştı. Hala inanıyordu. İlk uçakla izmire gitti. Gerçekten ölmüşmüydü. Bunu öğrenmeliydi. Ailesine gittiğinde dünyası bir kere daha yıkıldı. Çünkü duyduklarını hepsi doğruydu. Bittiği gün aşkını toprağa veriyorlardı. Yüreği buna artık dayanamadı ve gözerinden birkaç damla yaş aktı. Onu son bir kez daha görmeliydi. Bunun için cenazeyi arkadan takip etti camiden mezarlığa kadar peşlerindeydi. Mezarlıkta görebileceği bir köşeden onları izledi. Onun yüzünü son bir kez daha gördü. Alçak bir sesle “hoşcakal aşkım, sen bu dünyada sevdiğim tek kişiydin” dedi. Arkasını dönüp mezarlıktan çıkmaya karar verdi. Tam o sırada akrasından bir ses duydu. Bu sesi daha öncede duymuştu , telefonda ölüm haberini veren sesin aynısıydı. Kızın ablası ona seslendi. Oğlan arkasını dönmeden önce gözündeki yaşları sildi. “acaba siz bu kişimisiniz” dedi ve elindeki zarfı gösterdi. Zarfın üzerinde “Biricik aşkıma” yazıyor ve yanında da oğlanın ismi vardı. Oğlan ağlamaklı bir sesle evet o benim dedi. Ablası ona “bunu ölmeden önceki gece yazmış ve size vermemi istemişti” dedi ve zarfı verip uzaklaştı. Oğlan orada mektubu titreyen elleri ile hemen açmaya çalıştı Mektupta sadece bir iki kelime vardı
    “Aşkım, seni ne kadar çok sevdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum Herkes iyileşeceğimi söylese de ben öleceğimi biliyorum. Seni son bir kez görebilmek , sana son bir kez dokunabilmeyi ne kadar çok istiyorum ama mümkün olmadığını çok iyi biliyorum. Sana sadece tek bir şey söylemek istiyorum. SENİ SEVİYORUM VE ÖLDÜKTEN SONRA BİLE SEVİCEĞİM. Senden tek bir şey istiyorum. Benim ardımdan hayata küsme. Ona sarıl , benim için sarıl. Olumsuzluklara asla yenilme her zaman güçlü ol o zaman sevgim her zaman yanında olacak ve seni koruyacaktır.
    Kalp atışın olmak
    Sonra seni hissedebilmek
    Bir adımlık zamanda
    Bunları şiirinde sen söylemiştin bana bende sana söylüyorum bir adımlık zaman benim için sonsuza kadar sürecek hoşcakal aşkım. ”

    Oğlan bu yazıyı okurken göz yaşlarına artık hakim olamıyordu. Aradan yıllar geçti. O mektup hala oğlanın cebinde. Ne zaman bir olay olsa ne zaman üzülse mektubu açar ve yazanları okur üzülmemek için elinden geleni yapar O zaman sevdiğinin yanında olduğunu bilir

    Bir hikaye belki gerçek belki hayal Sadece bir hikaye Sevgi ve aşk üzerine bir hikaye








+ Yorum Gönder
deniz kızı hikayeleri,  deniz kızı aşk hikayesi,  deniz kızı değişik hikayeler,  deniz kızı ile ilgili kısa hikayeler
5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi